Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Türkiye'yi, Türkiye'yi yaşayanlar yönetsin!

    Hürriyet Haber
    05 Aralık 2001 - 00:00Son Güncelleme : 05 Aralık 2001 - 00:01

    ANKARA tükendikçe, Ankara'daki ‘‘sözde liderler’’ halktan uzaklaşıp, halkın nefretini kazandıkça, yerel yönetimler ve ‘‘yerel liderler’’ giderek parlaklaşıyor. Ve her şeyin ‘‘kötüye’’ gittiği Türkiye'de, arada parlayan birkaç iyi ‘‘olay’’ın arkasında hep düşünen, üreten, çalışan ‘‘yerel’’ kahramanlar var. Örnek mi?İşte Celal Doğan. Sevin sevmeyin, icraatlarında eleştirecek yönler bulun bulmayın, suçlayın, koruyun, ne yaparsanız yapın inkár edemeyeceğiniz bir başarı Celal Doğan'ınki.Başında bulunduğu ‘‘Doğu Anadolu’’ kentini, ‘‘Batı’’ standartlarına taşıyan, Gaziantep'i Türkiye'nin koşullarında bir kez daha ‘‘gazi’’ olmaktan uzaklaştıran, kentine sanayii, altyapıyı ve insanca yaşama koşullarını taşıyan bir adam. Keza İstanbul'da da böyle mucize adamlar var. Ali Müfit Gürtuna az buz iş mi yapıyor.. İstanbul'un İtalyan dergilerinde ‘‘örnek’’ olarak gösterilmesini sağlayan pek çok işin altında imzası var. Kenti devraldığı kişinin politik risklerini taşımaktan başka bir olumsuzluğu yok Gürtuna'nın ve İstanbul'un pek çok sorununu hızla çözdüğüne hep beraber şahit olmuyor muyuz?Ya Mustafa Sarıgül. Onunki, tam bir roman. Şişli Belediye Başkanı olmak için bütün seçmenleriyle tek tek görüşen, başkan olduktan sonra da seçmenlerinden uzaklaşmayan bir adam. Her sabah saat 06.30'da ilçesini denetleyen, kapısı herkese açık bir başkan. Fikir üreten, Ankara'nın tıkanıp kaldığı yerde kampanyalarla halka moral aşılayan, esnafın, tüccarın gözünü açan müthiş bir yönetici. ‘‘Artık önümüzdeki dönem Büyükşehir'i düşünürsün’’ diyenlere ‘‘Şişli'de yapacaklarım daha bitmedi’’ diyen bir adam. İzmit'te Sefa Sirmen de bu sınıfa girecek yerel yönetici profiline yakın bir isim. Hepsi, kentinin, ilçesinin güvenini kazanmış adamlar. Ankara'nın yaydığı yorgun, bıkkın, karamsar havayı, kentlerinde estirdikleri rüzgárla dağıtan adamlar. Bunları gördükçe, Türkiye'yi Ankara'dan yönetmemek gerektiğini iyice anlıyorum. Çünkü Ankara ne krizleri, ne sorunları yaşıyor. Ankara gerçek Türkiye'yi görmüyor. Bürokratların kentinden bakınca Türkiye'nin sorunu olarak terfiler, tayinler, ikramiyeler görünüyor sadece. Türkiye'yi yönetmesi gerekenler ise galiba gerçek Türkiye'yi yaşayanlar. Natasha‘İLAÇ yazan doktora Fatmalı promosyon.’Türk halkı dün Bild Gazetesi'nde bu başlığı görseydi ne yapardı. Ben söyleyeyim, ben buradan Bild'e protesto çağrıları yapardım, bazıları ‘‘Kahrolsun Bild’’ başlığı atardı. Binlerce faks ve e mail'le Bild'e savaş açardık. Üç beş Türk kızı Almanya'da fahişelik yapıyor diye, en bildik Türk adının Alman merdyasında ‘‘fahişe’’ anlamında kullanılıyor olmasına büyük tepki gösterirdik. Bu tepkimizde de son derece haklı olurduk. Ama aynı şeyi biz yıllardır yapıyoruz ve halimizden hiç de şikáyetçi değiliz. ‘‘İlaç yazan doktora Nataşalı promosyon’’ başlığı hiçbirimizi üzmüyor, şaşırtmıyor.Ve Rusların en güzel isimlerinden birini, ‘‘fahişe’’ anlamında yıllardır kullanıyoruz. Bugün ‘‘Nataşa’’ adı altında tümden ‘‘fahişeleştirdiğimiz’’ Rus kadınına biraz haksızlık etmiyor muyuz?Bizim adını söylemekten aciz, ortaokul terk güzelimiz ‘‘Süpermodel’’, Rusya'nın iki dil bilen, piyano çalan, her hafta en az bir kitap deviren, bale eğitimi görmüş kadını ‘‘Nataşa’’...Neden?Çünkü bir bölümü ‘‘ekonomik’’ nedenlerle veya ‘‘mafya baskısı’’ sonucu fahişelik yapıyor diye. Peki Almanya'da genelevlerde hiç mi Türk kızı yok! St Pauli'de Türk kızları var diye, Alman basını her fahişeye ‘‘Fatma’’ adını taksa ve Almancada ‘‘yabancı kökenli fahişeliğin’’ genel geçer adı ‘‘Fatmalık’’ olsa millet olarak bundan mutlu olur muyuz?Peki o zaman niye Ruslara bu muameleyi layık görüyoruz. Neden insanlık tarihinin en romantik adlarından birine ‘‘fahişe’’ anlamını yüklüyoruz. Ayıp değil mi?Siemens'ten yanıtSİEMENS, Beyaz Enerji sanığı eski Bakan Birsel Sönmez'in kızının o dönemlerde Siemens'te işe alındığı yolundaki yazıma bir yanıt yollamış.Aynen aktarıyorum:‘‘3 Aralık 2001 günü Hürriyet Gazetesi Teke Tek köşesinde yayınlanmış olan yazınızda söz konusu olan Bayan Aslı Sönmez 02.05.1996 tarihinde firmamızda büro elemanı olarak işe alınmış ve 31.03.1997 tarihinde şirketimizden ayrılmıştır.’’Siemens'e dürüstlüğü için teşekkür ediyorum. Babası lazımken almışlar, babası işe yaramaz olunca çıkarmışlar. NE ZAMAN ADAM OLURUZ?Sahtekárlıkla elde edilen başarıların sahte başarılar olduğunu anladığımız zaman.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı