Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye'nin turizm işleri

5 Ekim Pazar günü yayınlanan 'Fotoğraf Dahil Değil' adlı yazımla ilgili olarak bir ileti aldım. Olduğu gibi aktarıyorum:

*

‘‘Merhaba Özdemir bey ben yaklaşık 6 sene animatörlük yaptım, arkadaşın yarım pansiyon görüşüne katılmıyorum. Sistem değişmeli ama yarım pansiyon veya her şey dahil değil kontrol ve rüşvet sistemi değişmeli, sözünü ettiğimiz dolu oteller bütün personelini sigortalamalı, bütün yaz boyunca dolu olduğu halde devlete boş geçtiği haftalar varmış gibi az vergi ödeyen oteller denetlenmeli, personel ya da staj yapan 15-18 yaş arasındaki gencecik çocukların haftada yarım veya 1 gün izin yapıp günde 14 saat çalışması engellenmeli, oteller şirket işletmeciliğinden patron otelciliğine geçince kalite düştü. Yalaka yöneticiler patronun gözüne girebilmek için yemek, personel, oda kalitesini düşürüyor. Dolayısıyla fiyatları da. Yıl sonunda bu kadar yalakalık yapmalarına rağmen en ufak bir ters görüşlerini ilettiklerinde işsiz kalıyorlar. Yalnızca bunlar değil çok kaliteli müdür ve personelde de bu problem var. Yarım pansiyonun azalması bir bakıma iyi oldu. Niye derseniz, yanınıza bir turist bayan alıp çarşıya pazara veya barlara gitmenizi tavsiye ederim, ama tuvalete gitmek gibi veya hanımı çarşıya yalnız yollamak gibi hata yapmayın. Bayanın yaşının kaç olduğu önemli değil turist mi tamamdır. İşte mentalite bu. İyi oldu burnu sürtsün biraz esnafın ama anlarlar mı? Yok, daha kalitesiz isçiyle çalışmaya başladılar. Gelir azalınca eh tahmin edersiniz ki çarşı pazar daha yürünemez oldu. Şu an devletin milletin sevindiği turizmden gelen vergiler yalnızca verilmesi gereken verginin sadece küçük bir bölümü. Kazanan tek kesim otel sahipleri ve satış acentaları. Yazık ki ne yazık. Belki ilgilenirsiniz diye düşündüm.’’

*

Muğla Valiliği 03.09.2003 tarih ve 2003/140 sayılı bir basın bülteni gönderdi. Konu: Turist Sayısı. Bültenin açıkladığına göre 8 aylık dönemde 1 milyon 425 bin 703 kişiye ulaşmış Muğla'ya gelen turist sayısı. Bu sayı geçen yılın ağustos ayına göre yüzde 8 artış ifade ediyormuş. Basın bülteninde ayrıca turistlerin hangi gümrük kapısından girdiğine, hangi milletten olduğuna dair bilgiler var.

Ama bu turistlerin geçen yıl ve bu yıl ne kadar döviz bıraktıklarına, kişi başına ne kadar döviz düştüğüne; her türlü turistik işletmenin verdiği verginin toplamına ve Muğla ilinin Türkiye vergi sıralamasındaki yerine dair en küçük bir bilgi yok.

Ben turist sayısından çok bu sayılarla ilgileniyorum.

*

'Bacasız sanayi' sloganına kapılan Türkiye turizm işlerini yeniden düşünmeli. Sanayi ve tarıma göre turizm gerçekten kárlı mı, güvenceli mi? Vergi vermemek, az vergi ödemek için yapılan dalavereler neden önlenmiyor, sektör personeli neden sigortalanmıyor, stajyerler 8 saatten fazla çalıştırılıyor mu, bayan turistlerin taciz edilmesi neden önlenmiyor, turistik illerin işyerleri vergilerini neden bu illerin vergi dairelerine ödemiyorlar? Gürültü kirlenmesine, kıyıların işgaline neden engel olunmuyor?

İnsanlar Antalya'nın, Muğla ilçelerinin halini gördükçe artık düşünmeye başladılar: Benim verdiğim vergilerle sağlanan olanaklardan Avrupa'nın baldırı çıplak turistleri, Türkiye'nin hortumcuları, kara para ağaları, 'seviyeli beraberlik' dilberleri, maganda zamparaları ne zamana kadar yararlanacaklar?

Yeryüzünde Türkiye turizmi kadar başıboş, devlet denetiminden uzak herhangi bir ülke var mı?

Mevsim sona erince, turist sayısıyla ilgili istatistik yayınlamak ve bu sayı ile öğünmek çok kolay!... Valiliklerin biraz da bu soruları yanıtlayacak işler yapması gerekiyor.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI