Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Türkiye'nin Ortadoğu'daki yükselişi

    International Herald Tribune
    10.11.2009 - 08:30 | Son Güncelleme: 10.11.2009 - 09:10

    Türkiye, ABD yanlısı tavrından sıyrılıp, Ortadoğu'dan Balkanlara, Kafkaslar ve Orta Asya'ya kadar uzanan geniş bir bölgede güçlü bir oyuncu olarak beliriyor.

    The New York Times’da “The Rise and Rise of Turkey” başlığıyla yayınlanan haber analizde, Amerika’nın Irak’ı yok etmesinin bölgedeki güç dengelerini değiştirdiğine dikkat çekilirken, İran İslam Cumhuriyeti’nin Körfez’de büyük bir güç olarak belirip, Sünni Arap devletlerine rakip olmasına neden olduğunun altı çizildi. Yazıda aynı zamanda İran’ın hem İsrail hem de ABD’nin en büyük rakibi olma yolunda ilerlediği belirtildi.       

     

    Yazıda, Irak’ta başarısız olan İran’ın güçlenmesine engel olmayan ABD'lilerin Türkiye’yi Amerikan yanlısı tutumundan sıyrılıp, Ortadoğu’dan Balkanlara, Kafkaslar ve Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir bölgede güçlü, bağımsız bir oyuncu olarak tanımladığı belirtildi. İran ve İsrail’de tedirginlik ve hatta korku yaratan genişlemeler yaşanırken, Türkiye’nin kendisini bölgede barış ve güvenliği sağlayan dengeleyici bir güç olarak tanımlamak istediği belirtildi.

     

    TÜRKİYE’NİN YUMUŞAK YAKLAŞIMI

    Türkiye’nin askeri güçten ziyade diplomasi kullanarak etkisini artırdığının altı çizilen yazıda, ülkenin aynı zamanda komşularıyla olan ekonomik bağlarını sıkılaştırdığını ve bölgede baş gösteren birçok huzursuzlukta aracı görevi üstlendiğine değinildi.

     

    Yazıda, Türkiye’nin PKK ile olan mücadelesinde bile yumuşak bir tavır sergilediğine dikkat çekildi. Ülkede yaşanan isyanların ardından, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bir ilke imza atarak, Kuzey Irak’taki Bölgesel Kürt Hükümeti’ni ziyaret ettiği belirtildi.

     

    BAŞARILI DİPLOMASİ

    Türkiye diplomasisinin son yıllarda önemli başarılara imza attığına değinilen yazıda, ülkenin Arap dünyasında her geçen gün biraz daha popüler hale geldiğine ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılmada elini oldukça güçlendirdiğine dikkat çekildi. Bununla birlikte, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyesi olmadan bir geleceğini olmadığını iddia edenlerin ileri gittikleri de belirtildi.    

     

    Yazıda, Türkiye’nin çok yönlü dış politikasının 2002’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve şu anda Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül liderliğinde iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi ile birlikte şekillenmeye başladığına dikkat çekilen yazıda, eşleri baş örtüsü kullanan bu siyasilerin Türkiye’yi bir İslam devletine dönüştürme gibi bir hedefleri olmadığını belirtmeye dikkat ettikleri belirtildi.      

     

    Yazıda aynı zamanda, Türkiye nüfusunun büyük bir kısmı Müslüman olsa da laik ve demokratik bir devlet olduğuna ve hem Batı’ya hem de Doğu’ya yakın olduğuna dikkat çekildi. Türkiye’nin kendisini iki kıta arasında bir köprü gibi gördüğü belirtildi. Bununla birlikte, Türkiye için oldukça kuramsal bir dış politika çerçevesi çizmesiyle, ülkenin Dışişleri Bakanı’nın uluslararası kamuoyunda takdir topladığına dikkat çekildi.

          

    TÜRKİYE AKTİVİSTLİĞİNİ KANITLADI

    Yazıda, Türkiye’nin Ekim ayında gerçekleştirdiği iki önemli ziyaretin ülkenin kendisini ve komşularını ilgilendiren konularda ne kadar aktivist olduğunu gösterdiğinin altı çizildi. Dokuz bakanı ve bir uçak dolusu iş adamıyla Bağdat’ı ziyaret eden Başbakan Erdoğan’ın Irak hükümetini ziyaret edip, ülke ile ticaret, enerji, su, güvenlik ve çevre konularını ilgilendiren 48’den fazla anlaşma muhtırası imzaladığı belirtildi.

     

    Yazıda ikinci önemli ziyaret olarak, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Halep'e gidip, Suriye Dışişleri Bakanı Velid el-Muallim ile anlaşmalar imzalamasına dikkat çekildi. Yazıya göre iki ülke arasındaki anlaşmalardan en önemlisi ülke halklarının sınırlardan serbest bir şekilde geçmesine izin veren vizelerin kaldırıldığı anlaşma oldu.

     

    Türkiye’nin Ekim ayında Ermenistan ile iki protokol imzalayarak kendi tarihinde önemli bir adım attığının altı çizilen yazıda, ülkenin bu hareketle Ermenistan ile diplomatik bağlarını kuvvetlendirdiği ama aynı zamanda müttefiki olan Azerbaycan’ı sinirlendirdiğine dikkat çekildi.

     

    Yazının sonunda, Türkiye’nin diplomasisini destekleyen şeyin, Rusya ile Orta Asya’daki petrol ve doğalgaz üreticileri ile enerjiye aç olan Avrupa arasında merkezi bir rol üstlenmesi olduğuna dikkat çekildi. Ülkenin diplomasisine etki eden bir diğer faktörün de Türkiye’nin Ortadoğu’daki güç oyunun kurallarını olumlu ve agresif olmayan bir tutumla yeniden yazması olduğu belirtildi.

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı