Türkiye'nin başarı şansı çok yüksek

Hürriyet Haber
20.12.2001 - 01:55 | Son Güncelleme: 20.12.2001 - 01:55

Dünyanın önde gelen danışmanlık kuruluşlarından Schroder Salomon Smith Barney, dün açıkladığı Türkiye değerlendirme raporunda Türkiye ekonomisine daha olumlu baktığını açıkladı. Kuruluş, Türkiye'nin uyguladığı ekonomik programın başarı şansının çok yüksek olduğunu savundu.

Uluslararası yatırım danışmanlık firması Schroder Salomon Smith Barney (SSSB), Türkiye ekonomisine ‘‘daha olumlu’’ baktıklarını bildirdi.

SSSB yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisine daha olumlu bakmalarına neden olarak ‘‘dört unsur’’ bulunduğunu ve uygulanan ekonomik programın başarı şansının da, bu unsurlara bağlı olarak yüksek bulunduğu belirtildi.

Söz konusu unsurlar, ‘‘Türkiye'nin jeopolitik önemi, 2002'de borçların çevrilebilirliği, ekonomide canlanma işaretleri ve bankacılık sektörünün daha sağlıklı olması‘‘ olarak sıralanırken, değerlendirmede bu unsurlara ilişkin detaylar şöyle sıralandı:

JEOPOLİTİK ÖNEM:

Türkiye‘nin jeopolitik pozisyonunun önemi, mali olarak yeterli dış desteği sağlamasına imkan veriyor. Özellikle 11 Eylül‘deki terörist saldırılar sonrasında, Türkiye‘nin stratejik önem güçlendi vemuhtemelen Türkiye‘ye verilecek olan destek azalmayacak. Yeni ekonomikprogramın, yüzde 6.5 gibi iddialı bir faiz dışı fazla hedefinin olması, programın uzun dönemli başarı şansını arttırıyor.

BORÇ ÇEVRİLEBİLİRLİĞİ:

2002 yılı borçlarının çevrilebilirliği, gayet rahat görünüyor. Hatta en kötü senaryo altında bile 2002 yılı finansman açığı, IMF başta olmak üzere diğer dış yardımlarla karşılanabilir bir durumda bulunuyor.

EKONOMİDE CANLANMA İŞARETLERİ:

Ekonomik göstergelerdeki karışıklığına rağmen, ekonominin bazı canlanma işaretleri göstermeye başladığı anlaşılıyor. Örneğin, Gayri Sagi Yurt İçi Hasıla‘daki azalmalar, beklentilerin altında gerçekleşmeye başladı. Sanayi üretimi ve kapasite kullanımında kıpırdanmalar var.

BANKACILIK SEKTÖRÜ:

Bankacılık sektörü, geçmiş yıllara göre daha sağlıklı bir durumdabulunuyor. Bu sektörde daha çok adım atılmasının gereğine rağmen, atılan adımlar, sürdürülebilir bir iç piyasa güveninin güçlenmisini sağladı. Kredilerin varlıklara oranı halen tam yeterli değil, sektörün ana kaygısını ise performans dışı kredi portföyü oluşturuyor. Sermaye yeterliliği oranı şartı, sermaye yapısının artış göstereceği konusundaki güveni arttırdı.

IMF: Türkiye % 4.1 büyüyecek

Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) yayınladığı ‘‘Dünyanın Ekonomik Görünümü’’ raporunda, Türk ekonomisinin gelecek yıl yüzde 4.1 büyümesinin, tüketici fiyatlarında enflasyon oranının da yıllık ortalama olarak yüzde 46.4 gerçekleşmesinin beklendiği belirtildi.

11 Eylül terörist saldırılarının, dünya ekonomisinde yol açtığı olumsuzlukları içeren raporda, Türkiye'nin de, birçok başka gelişmekte olan piyasa gibi bu olumsuzluklardan payını aldığı vurgulandı. Ekim ayında yayımlanan ancak 11 Eylül saldırılarının olumsuz etkilerinin yer almadığı rapor, bugün güncellendi. Raporun, Türkiye bölümünde şu görüşler dile getirildi:

‘‘Türkiye'nin, Ağustos başından sonra iyileşme işaretleri gösteren ekonomik durumu, 11 Eylül ve sonrasında yara aldı. Terörist saldırıların hemen ardından artan faiz oranları daha sonra büyük ölçüde düştü. Ancak Türkiye, yüksek iç ve dış finans ihtiyaçları göz önüne alındığında yatırımcıların yaklaşımlarındaki değişimlerden etkilenebilir. Finansman kaygılarına, uluslararası özel finans piyasalarından kredi almanın zorlaşması ihtimali, özelleştirme için uygun olmayan ortam ve ticaret ve turizm gelirlerinde büyümenin beklenenden düşük kalabilmesi katkıda bulunuyor.’’

11 EYLÜL ETKİLEDİ

Türkiye'nin ekonomik yönden düze çıkmasının 11 Eylül'den dolayı gecikmesinin yanı sıra, bu yılki küçülmenin beklenenden daha şiddetli olacağı ve gelecek yılki büyümenin daha yavaş gerçekleşeceği saptamalarında bulunulan raporda, devamla şöyle denildi: ‘‘Enflasyonun düşmesi süreci, yılbaşından bu yana TL'nin dolar karşısında yüzde 50'den fazla değer kaybetmesinden (14 Aralık itibariyle 21 Şubat'tan sonra devalüasyon oranı yüzde 52, dolardaki artış yüzde 108.3 oldu) olumsuz etkilendi. 2002'de ise enflasyonun düşmesi bekleniyor. Olumsuz olasılıklara karşı Türk hükümeti, 2002 yılı mali hedeflerinin karşılanması için ek önlemler aldı ve 2002-2004 yıllarını kapsayan güçlendirilmiş bir programın formülasyonu üzerinde çalışıyor. Makro ekonomik ve finansal istikrar yönünde elde edilen başarıların üzerine inşa edilecek olan bu programda bankacılık sektörü reformlarının tamamlanması, özelleştirmeye ve özel sektörün gelişiminin canlandırılması ve kamu sektörü idaresi ve verimliliğinin ilerletilmesi yönünde kararlı adımlar atılacak.’’

Portföyünüzdeki Türk bonolarını artırın

SCHRODER Salomon Smith Barney (SSSB), Türkiye'ye yönelik yaptığı değerlendirmede bütün olumlu gelişmelerin, Türkiye'ye olan güvenin sürdürülmesi şansını arttırdığını vurgularken, yatırımcılarına Türk bonosu portföylerini güçlendirmelerini önerdi.

TOBB: En önemli sorun borç döndürmek

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 2002 yılı için en önemli unsurun, iç borçların döndürülebilirliği olduğunu belirtti.

Hisarcıklıoğlu, 2002 yılında ekonominin açılması için, ‘‘büyümenin yakalanması ve büyümenin hızlandırılması‘‘ gerektiğini kaydetti.

Rifat Hisarcıklıoğlu, şu anda negatif olan büyüme hızının, pozitif büyüme hızına çevrilmediği sürece, 2002 yılının da ekonomi için kayıp olacağını söyledi.

Reel sektörün önünün açılması ve üretim çarklarının tekrar dönmesi gerektiğini kaydeden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, büyümenin ancak öyle gerçekleşeceğini ifade etti.

Özen: 2002 daha iyi geçecek

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Türk bankacılık sektörünün büyüyeceğini kaydederek, önümüzdeki yıl bu potansiyelden yararlanmak isteyen büyük global oyuncularla rekabetin başlayacağına dikkat çekti.

Sektörün bugünkü görünümü ve beklentileri itibariyle 2002 yılının, 2001'e oranla daha iyi geçeceğini belirten Özen, şunları kaydetti:

‘‘Ekonomideki daralmanın durması ve ilk çeyreğin sonunda reel sektörün hareketlenmeye başlamasıyla birlikte, yatırımlar artacak ve bankalar tekrar kredi vermeye başlayacak. 2002 yılı içinde dolar kurunun daha stabil hale gelmesiyle döviz tevdiat hesaplarından Türk Lirası'na geçiş başlayacak.’’

1 Ocak 2002 tarihinden itibaren sermaye yeterliliği oranı hesaplanmasında piyasa riskinin de dikkate alınacağını vurgulayan Özen, bunun, risklerin ölçümlenerek ortaya çıkabilecek beklenmedik zararlardan bankaların korunması konusunda büyük önem taşıyacağını söyledi.

Arjantin batıyor Türkiye çıkıyor

Hemen hemen aynı dönemlerde ekonomik krize giren ve bir süre öncesine kadar birlikte anılan Arjantin ve Türkiye, bugün birbirine ters yönlerde gelişen iki ülke olarak kabul ediliyor. Arjantin hızla iflasa gidernken, Türkiye ekonomisinde göstergeler hızla iyileşiyor. Uluslararası finans kuruluşları, artık Türkiye'yi Arjantin ile birlikte değerlendirmiyor. Türkiye, uygulayacağı yeni ekonomik program için IMF'yi 10 milyar dolarlık ek yardım konusunda ikna ederken, Arjantin, aynı kuruluştan 1 milyar dolar bile alamayacak duruma geldi.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Türkiye'nin kısa vadede notunun yükseltilebileceği mesajları verirken, yabancı yatırım danışmanları yatırımcılara portföylerindeki Türk tahvillerini artırmayı öneriyor.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı