Türkiye'den Afrika'ya santral göçü

Merve Erdil
07.10.2015 - 17:42 | Son Güncelleme:

Türk yatırımcılar, yurtiçinde elektrik üretimi kârlı olmayan doğalgaz santrallerini söküp yurtdışına taşımaya başladı. Özellikle enerji talebi artan ve milyonlarca kişinin halen elektriğe erişimi olmayan Afrika’ya son dönemde “santral göçü” hızlandı.

DOLAR kurunun beklenen seviyelerin üzerinde seyretmesi, baskılanan elektrik ve doğalgaz tarifeleri, çapraz sübvansiyon uygulaması ve elektrikte ortaya çıkan arz fazlasına bağlı olarak düşük seyreden piyasa fiyatlarının da etkisiyle, enerji sektörü zor bir dönemden geçiyor. Türk yatırımcısı ise çareyi Afrika’da aramaya başladı. Türkiye’de elektrik üretimi kârlı olmayan doğalgaz santralleri bir bir sökülüp, Afrika gibi acil elektrik ihtiyacı olan ülkelere taşınıyor. Ancak sektör endişeli. Bugün ortaya çıkan arz fazlası tablosunun ileride kuraklık yaşanan bir yılda tam tersine dönebileceğini ve çok fazla doğalgaz santralinin devre dışı kalmasının arz güvenliği açısından sıkıntı yaratabileceğini savunanlar da var.

AFRİKA’DAN TALEP VAR

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) yetkililerinin verdiği bilgiye göre, amortismanlarını tamamlayan 1000 megavata (MW) yakın kapasite için sonlandırma müracaatı var. EPDK yetkilileri, “Gaz fiyatı yüksek, bu santraller işletme giderlerini karşılayamıyor. Doğal bir seleksiyonda gidiyor. Taşıma daha avantajlı oluyor. Özellikle Afrika ülkelerinde talep var. İran’da da doğalgazdan elektrik üretmek avantajlı çünkü yerli kaynakları” şeklinde konuşuyor.

Yeni teknolojiye sahip santrallere göre daha düşük verimli olan doğalgaz santralleri başta olmak üzere piyasa koşullarında kârlı elektrik üretimi yapamayan tesislerin devre dışı bırakılması süreci hızlandı. Düşük verimli doğalgaz santrallerini, emisyon değerleri yüksek ve pahalı olan fuel-oil, motorin gibi yakıtlarla çalışan termik santraller izliyor. Elektrik üretim lisansları sonlandırılan bu santraller, demonte edilerek genellikle Afrika ülkelerine taşınıyor.

YENİ ÜLKE ARANIYOR

Sarempet Enerji Genel Müdürü Ali Rıza Öner,  elektrik üretiminin yüzde 44’ünün doğalgaza dayalı termik santrallerden yapıldığına işaret ederek, “Mevcut durumda, fiyatların en yüksek olduğu haziran ortası ile eylül sonu ile aralık-şubat ayları haricinde yüzde 58 verimin altındaki kombine çevrim santrallerinin maalesef çalışma şansı yok. Serbest elektrik üreticileri, finansman fizibilitelerini minimum 7 bin 200 saat üzerinden yaparken, son 2 yılda bu oran 2 bin 500 saat çalışma sürelerine dahi zor çıktı. Bu sebeple birçok doğalgaz santral yatırımcısı, bölgede kendine yeni ülkeler seçiyor. Gaz fiyatının yüksek olması, elektrik fiyatlarının düşük olması sebebi ile öncelikle düşük verimli santraller olmak üzere İran, Kazakistan ve bazı Afrika ülkelerine yöneldi. Afrika’nın tüm bölgelerinde enerji sorunu yaşanıyor ve elektrik talebini karşılamada yetersiz kalan Afrika ülkelerinin verdiği alım garantileri, ikinci el santral piyasasını canlı tutuyor” şeklinde konuşuyor.

İnsanımızın cevalliğinden

BİR enerji şirketi yöneticisi ise şunları söylüyor: “Avrupa’da birçok gaz santrali çok genç yaşta olmasına rağmen, oralarda yenilenebilir enerji kapasitesi çok arttığı için çalışamaz hale geldi. Çünkü dünyanın her tarafında çevrim santralleri en pahalı üretim santrali. Avrupa’da da kullanım dışı olan bir sürü doğalgaz çevrim santrali var. Yeni kurulup doğru düzgün çalışmayan çok verimli santraller var. Verimlilikte daha aşağı indiğinizde bir dünya santral var. Ancak Türkiye’den farklı olarak Avrupa’da bu santrallere yedek kapasite parası ödeniyor, bir gün ihtiyaç duyulur diye. Çoğu yedekte tutuluyor. Türkiye’de kimse kapasiteyi kullanılabilir tuttuğu için para filan verilmiyor. Son 15 yılda özel sektör tarafından kurulan bir sürü doğalgaz çevrim santrali var, gaz türbini değil gaz motoru olanlar da var. Gaz motorlu santrallerde verim düşük olduğu için şu anda Türkiye’de çalışan neredeyse yok. Gaz türbinli santrallerin de verimleri yüzde 50’ler civarında. Bu yıl hiçbiri doğru düzgün çalışamadı. Bu yılı elektrik fiyatı olarak geçen yılın da altında, 14 kuruş/kilovatsaat civarında bir ortalama ile bitireceğiz. Bazı santrallerin üretim maliyeti ise 17 kuruşa kadar çıkıyor. Kendilerini kurtaracak kadar çalışmaları pek mümkün değil. Önümüzdeki yıl bundan daha kötü olma ihtimali de var. Son bir yıldır, biraz da yurtdışında gördükleri talep nedeniyle firmalarda ‘Türkiye’de bu makinelerle iş yapamayacağız, elektriğin olmadığı ve yakıt maliyetinin görece düşük olduğu yerlerde iş yapabilir miyiz’ şeklinde bir arayış var. Ayrıca Afrika’da alım garantileri var.  Kilovatsaat başına bedel talep edebiliyorsunuz. Belli bir miktar, örneğin kapasitenin yüzde 85’i kadar alım garantisi verildiğinde, santral çalıştırılmasa da kapasite bedeli ödeniyor. Aslında Türkiye’den çok daha avantajlı türbinler Avrupa’da da var. Avrupa’da yenilenebilir atılım nedeniyle makineler çok genç yaşta dul kaldı. Ancak neden Türkiye’den gidiyor diye soracak olursanız, bizim insanımızın cevvalliğinden biraz.”

Sudan’dan büyük miktarda talep var

BİR EPDK yetkilisi ise bu sürecin “doğal bir seleksiyon” olduğuna işaret ederek, “Bu böyle olacaktı zaten. Bu santraller verimsiz olduğu için sürekliliği yok. Taşıma daha avantajlı oluyor. Bir tane Kayseri’de santral var, firma buhar türbinini taşımıyor, yarın öbür gün ihtiyaç olur diye tutuyor ama motorunu satıyor. Özellikle Afrika ülkelerinde talep var. İran’da da gazdan elektrik üretmek avantajlı. Sudan’dan büyük miktarda talep var. Türbinleri götürüyorlar. Bazı yatırımcılar ise buradaki yap işlet devret santralleri (YİD) gibi kendi kuruyor, elektrik fiyatıyla satıyor. Bundan 15 yıl önce doğalgazdan elektrik üretmek daha avantajlıydı. Doğalgaz pahalı olunca rekabet edemez oldu. Bu yıl HES’ler çok üretse bile, YEKDEM’den faydalanacağı için fiyatlar çok düşmeyecek. Deniliyor ki, ‘Doğalgaz santraline lisans vermeyin’. Niye vermeyelim? Rüzgarla, güneşle HES ile arz güvenliği sağlayamazsın. Arz güvenliği açısından sekonder frekans dediğimiz şeyi ihale ile alabiliriz” diyor.

Bir 1000 MW daha giderse sıkıntı olabilir

BİR sektör temsilcisi, giden türbinlerin zaten mevcut piyasa koşullarında çalışma imkânı olmayan santraller olduğunu vurgularken, “Fakat Türkiye’de yedek kapasite olarak kalması gereken santrallerin de söküldüğünü görebiliriz. Avrupa artık bu santrallerin kapanmaması için kapasite bedeli ödemeye başladı. Türkiye’de Avrupa gibi müthiş bir yenilenebilir enerji dengesi yok. Kurak bir senede bugün söküp götürdüğümüz santrallere mecbur kalabiliriz. Tüm sonlanan lisanslar için ‘hepsi Afrika’da yatırım yapacak’ demek hayalcilik. 1000 MW yurtdışına bir şekilde sökülüp götürülürse bu iyi bir şey. Bunun üzerine çıkar bir 1000 MW, bir 1000 MW daha giderse sıkıntı olabilir” şeklinde konuşuyor.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı