Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye'de ne sağ var, ne de sol

<B>TARİHSEL </B>olarak liberalizm üretimi, Marksizm dağıtımı ön plana alırken; siyasetin bu iki itici motoruna sahip çıkan <B>pratiğin </B>Türkiye'de pekişmediğini görüyoruz.

Üstüne üstlük; saçmalayan adamı ‘‘felsefe yapma’’ diye uyaran sefil bir düşünce sistematiğin yetiştirdiği düşünürler (!) de ancak Batılı düşünürlerin kötü birer fotokopisidirler.

Acıdır ki, Marksist olduğunu iddia etmekten çekinmeyen bazı ve dahi önemli eski tüfekler, özünde bal gibi cuntacı darbecidirler.

* * *

Sağ
farklı mıdır? Haşa!

Türkiye'de dağıtımı iplemeyen sol gibi sağ da üretimi dert etmemiş; onlar da ya darbecilerle ya da demir elli siyasilerle kol kola girerek sürekli devleti ele geçirme hayalleri kurmuşlardır.

Üstelik, bu sefil konuda soldan daha da başarılı olmuşlardır.

* * *

Sağ ve sol pratik Türkiye'de abuktur, zira Türkiye'de üretim şekli abuktur; onun üstünde şekillenen siyaset de doğal olarak misliyle abuktur.

* * *

Batı'da ekonomik ilişkileri, pazar ekonomisine dayanan sermayeder/işçi işbirliği/çatışması düzenlerken; Türkiye devlet aygıtını ekonomik aktör haline getirmiştir.

Hal böyle olunca Türkiye'de siyasi mücadele, bir üretim aracı olarak devleti ele geçirme mücadelesidir.

Üstüne üstlük, para basma yetkisi olan devlet, bizim gibi ülkelerde kutsal devlet mertebesine yükselir ve ona en iyi iman edenleri zengin kılar, imanında müşkül gördüklerini ise yerle yeksan eder.

Devlet etrafında itişirken fark etmeyiz ki, esasında devleti değil, birbirimizi soyuyoruz.

Üretmeden dağıtım yapmak bizim dünyaya ufak ama dáhiyane bir katkımızdır.

* * *

Birbirimizi aldatmayalım; şimdi sola da sağa da yeni don biçmeye soyunan her bir eski tüfek, parti başkanı olmayı çoktan hak etmiş (!) emekli cuntacı veya aktif devletçidirler.

Bu yazı da gençlere yazılmıştır.

Kullanılmış keresteden yeni bina olmaz.

* * *

AÇIKLAMA:
En son taşeronluğunu yüklendiği görev sinekten yağ çıkararak vatan hainlerini tespit etmek olan tetikçi, benim bir TV programında sarf ettiğim, ‘‘Türkiye, Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir’’ sözümü cımbızla bütününden ayıklamış ve beni de vatan hainleri safhına katmış. Onun bu tavrı eşyanın tabiatına uygun olduğu için önemli değil. Ancak, yanından kovulana kadar Apo'nun peşinde giden, şimdi de Müslüman kasabı Miloseviç ile karşılıklı hayranlık mektupları değiş tokuş eden bu yeni milliyetçinin peşine ülkücü arkadaşlar düşünce bu açıklama gerekli hale geldi.

Bütünü içinde o cümle Batı'nın bize bakış açısını anlatan bir konuşmanın sadece bir parçasıdır. Cümle onların ağzını yansıtmaktadır.

Konuşmanın bütününü görmek isteyenler Habertürk'ten kaset kayıtlarını (Avrupa Kulübü Programı-12.03.2002) isteyebilirler.

İlgililere duyurulur!
X