Türkiye'de insanlar her yıl sınıf düşüyor

PERAKENDE sektörünün dolar bazında yüzde 40 küçüldüğünü söyleyen Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, Türkiye'de her yıl insanların sınıf gerilediğine dikkat çekti.

Kiğılı, ‘‘Bu yüzden belli bir kalitenin altına düşmeden, her grubun alıcı olacağı şekilde ürün gamını çok geniş tutmak gerekiyor’’ dedi.

KRİZDE perakende sektörünün dolar bazında yüzde 40 oranında küçüldüğünü söyleyen Kiğılı Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, Türkiye'de her yıl insanların sınıf gerilediğine dikkat çekti. ‘‘Bu yüzden belli bir kalitenin altına düşmeden, her grubun alıcı olacağı şekilde ürün gamını çok geniş tutmak gerekiyor’’ diyen Kiğılı, önümüzdeki beş yılda ünlü markaların ucuza satılacağı ‘‘outlet center’’ların giderek yaygınlaşacağını söyledi.

Kiğılı, daha ucuz maliyetli üretim için Bulgaristan ve Romanya'ya yatırıma gidenlerin ise gelecek beş yılda hüsrana uğrayacaklarını öne sürdü. Hazır giyim sektöründe 42 yılını geçiren Abdullah Kiğılı ile krizin perakende sektörü ve hazır giyimin yanısıra spora olan etkilerini de konuştuk.

Kriz perakende sektörüne nasıl yansıdı?

- Son on yıldır Türkiye'de süpermarketler, hipermarketler ve büyük alışveriş merkezleri açısından büyük bir gelişme yaşandı. Hazır giyim sektörü de bu alışveriş merkezlerinin içinde yerini aldı. Ekonominin daraldığı 1999'da bile bu gelişme sürdü. 2000 yılı kasım ayındaki kriz, kurlar hızlı artmadığı için perakendecilik sektörüne büyük bir darbe vurmadı. Ancak dalgalı kur sistemine geçilmesinden sonra tüm perakendecilik sektöründe bir gerileme ortaya çıktı.

Müşteri ve alışveriş miktarındaki azalma ne oldu?

- Büyük alışveriş merkezlerinde bugün müşteri sayısı yüzde 25-30 arasında azaldı. Gelen müşterilerin yaptığı alışveriş tutarlarında da yüzde 25-30 oranında azalma kaydedildi. Perakende sektörü dolar bazında asgari yüzde 40 küçüldü.

Peki bundan sonra sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

- Ekonomi ile siyaset arasındaki bu uyumsuzluk kısa sürede çözümlenemeyecek gibi görünüyor. Bu iş vakit alacak. O zaman Türkiye'deki aileler tüketimlerini özellikle büyük kalemlerde ertelemek zorunda kalacak. Zor günler için elinde bir miktar para tutmayı tercih edecek. Yüksek faiz ve dalgalı kur nedeniyle gelir dağılımındaki bozulmanın bu şekilde devam etmesi, özellikle orta ve ortanın altındaki gelir grubundaki aileler çok zorunlu ihtiyaçlar dışındaki mal ve hizmetlere de alıcı olamayacak.

Marka sadakatine ne olacak?

- Müşterinin marka sadakati sadece Türkiye'de değil, dünyanın gelişmiş ülkelerinde de eskisi kadar güçlü değil. Gelecek yıllarda müşterilerin ve müşterisi olmayanların tercih ve eğilimleri konusunda çok kapsamlı araştırmalar yapılması kesinlikle şart.

Yeni dönemde neler ön plana çıkacak?

- Artık müşterinin yaşı, cinsiyeti, geliri, hayat tarzı, mesleği, eğitimi, dünya görüşü gibi kriterler tüketici davranışlarının analizini kolaylaştıracak. Yalnız A, yalnız B ya da C grubuna yönelik mağazalar kesinlikle istikrarlı bir ciro artışını sağlayamayacak. Çünkü Türkiye'de bu gruplar Avrupa ülkelerindeki gibi kesinlikle oturmuş değil. Türkiye'de her yıl insanlar sınıf düşüyor. Her yıl insanlar, artan maliyetler, hayat pahallılığından dolayı sınıflar aşağı inmeye başladı. Bu yüzden ürünlerde, belli bir kalitenin altına düşmemek koşuluyla, A'dan D'ye her grubun alıcı olacağı şekilde ürün gamını çok geniş tutmak gerekiyor.

Firmalar krizlere hazırlıklı mı?

- Türkiye'deki ani iniş ve çıkışlar yaşanıyor. Firma yönetimleri değişim süreçlerindeki ani virajlara tökezlemelere ataklara her an hazır olmak zorunda. Yeni krizlerde ayakta kalmanın senaryosunu bugünden hazır etmek mecburiyetindesiniz. Bu olmadığı takdirde büyüme hızı ortalama yüzde 5 seyrederse o zaman özellikle orta ve ortanın üzerindeki tüketim eğilimi devam edecek demektir. Büyüme hızı yüzde 3'lerde kalırsa işler durma noktasına gelir, o zaman ne yapılacağı konusunda da firmalar şimdiden hazırlıklı olmalı.

Bu kış konfeksiyon ürünlerinin fiyatı nasıl olacak?

- Hazır giyimde kullanılan birçok hammadde yurtdışından geliyor. Bu kış fiyat artışları, geçen yıla göre yüzde 100'ün üzerinde olacak. Krizde insanların büyük bölümü fakirleşti. Eylülden itibaren vitrinlerdeki fiyatlar hepimizi şaşkına döndürecek. Vitrinlerde ancak bu etiketlerin fotoğrafı çekilebilir, başka birşey yapılması mümkün değil.

Hazır giyim bu zorlu kışı geçirmek için neler yapıyor?

- Sektörde inanılmaz derecede daralma var. Hiçbirimiz bir önceki yılki ürün adedini asla yapamayız. Çok az üretim yapmak zorundayız artık. Yarınımızdan

Siz krizden nasıl etkilendiniz, ne gibi önlemler aldınız?

- Kriz öncesinde 2001 yılı içinde 7-8 yeni mağaza açmayı planlıyorduk. Ama sadece Antalya'daki mağazamızı açabildik. Bu şartlarda yeni yatırımlara girmek çok zor. Krizle birlikte fiyat politikamızı da değiştirdik. Kárlılığı geçiş devresidir diye rafa kaldırdık.

Tekstilcilerin yatırımlarını Bulgaristan ve Romanya'ya taşımalarını doğru buluyor musunuz?

- Kriz dönemlerinde hepimiz gittik, oraları inceledik. Ama maliyeti ucuzlatacağım diye oraya yatırım yapan arkadaşlar çok iyi düşünmeli. Bugün oraya ucuz diye gidenler, bu ülkelerin AB'ye girmesiyle orada işçiliğin ucuz olmayacağını ve maliyetlerin artacağını dikkate almalı. Bu yatırımlar boşa gidebilir. Ben orada yatırım yapmayı iyi gözle görmüyorum. Yatırım yapanların da beş yıl sonrası bana göre meçhul.

Erkeğe altı yılda bir takım elbise

Erkek giyim üreticisi olmanın kadın giyimine göre avantajlı-dezavantajlı yönleri var mı?

- Bizim gibi erkek giyim firmalarının işi daha zor. Çünkü erkek, Türk aile yapısında kendini en son düşünen kişi. 25 yaşın üzerinde yaklaşık 18 milyon erkek var Türkiye'de. En fazla üretim yapılan takım elbise adedi ise 3 milyon adet. Bu demek ki bir erkeğe altı yılda bir takım elbise düşüyor. Kadın giyim firmalarına göre kárları, adetleri daha belli ve istikrarlı. Kadın giyimiyle uğraşanların hepsi satışların, renklerin, modellerin sürekli değişmesinden dolayı kısa zamanda önemli mesafe kaydediyor, ama bu çok kısa sürüyor. Hızlı çıkışın yanında hızlı inişe geçiyorlar.

Yabancı markaların durumu nedir?

- Yabancı markalarda geri dönüş başladı. Gelen yabancı markaların yüzde 95'i şu anda Türkiye'de zor durumda. Zirvede gibi görünen Zara ve Mango dışındaki büyük markaların çoğu hüsrana uğradı. Tüketimin daraldığı ve alım gücünün azaldığı Türkiye'de Avrupa malı satmak o kadar kolay değil artık.

ABDULLAH KİĞILI

Kiğılı Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, 1943 Malatya doğumlu. İstanbul Erkek Lisesi mezunu. İTO, İSO, Giyim Sanayicileri Derneği Üyesi. GSD Dış Ticaret Holding'in ortağı. 1983-1990 yılları arasında ANAP İl Başkan Yardımcılığı yaptı. 1991'de Türkiye Futbol Federasyonu'nda görev aldı. 1996'da Futbol Federasyonu Başkanlığı yaptı. 25 yıldır Fenerbahçe Kongre Üyesi olan Kiğılı, Aziz Yıldırım'ın geçtiğimiz dönem başkanlığı sırasında Asbaşkanlık ve basın sözcülüğünü yürüttü.

Yazarın Tüm Yazıları