Gündem Haberleri

GÜNDEM

    'Türkiye'de burnumuzu tıkıyorduk'

    Rifat BAŞARAN/ANKARA
    10.09.2017 - 00:57 | Son Güncelleme: 10.09.2017 - 00:57

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin 94. Kuruluş Yıldönümü’nde toplanan Parti Meclisi (PM) açılış konuşmasında, ABD’de eski bakanlardan Zafer Çağlayan hakkında başlatılan soruşturmaya değinerek, “Pis kokular geliyor diyor AKP Genel Başkanı. O pis kokulardan biz Türkiye’de burnumuzu tutuyorduk, o kokular dünyaya yayılacaktı zaten” dedi. Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:

    BİR UTANÇ MESELESİ
    “ABD’deki olay Zarrab davası. Ben şimdi size, o bakanların isimlerini ve o bakanların aldıkları rüşvet miktarını tekrar söyleyeceğim. Zafer Çağlayan 28 seferde 52 milyon dolar rüşvet aldı. Kol saati ve piyano hariç. Muammer Güler, bu orta derecede, 10 seferde 10 milyon dolar aldı. Oğlunda kendi boyunda kasalar çıktı. Egemen Bağış, içlerinde en garibanı bu. Üç seferde 1.5 milyon dolar rüşvet aldı. Halen yanında taşıyor bu kişiyi.

    ABD’de Zafer Çağlayan yargılanacakmış, gitse tutuklanacakmış. ‘Bize karşı pis kokular geliyor’ diyor AKP Genel Başkanı. O pis kokulardan biz Türkiye’de burnumuzu tutuyorduk. O pis kokular dünyaya yayılacaktı zaten. Türkiye Cumhuriyeti’nde bakanlık yapmış birisinin bir başka ülkede yolsuzlukla suçlanması, yargılanması başlı başına bir utanç meselesidir.

    Geçen gün bir açıklaması oldu, AKP Genel Başkanı’nın, ‘Yolsuzluğa bulaşanları kenara bırakacağız’ diye. ‘Kendisi bırakacak herhalde’ dedim. Baktık, kendi örgütüne söylüyor. Kendi örgütüne bile muhalefet ediyor ve onları suçluyor. Yav, yolsuzluk yapanları bırakacaksan önce kendin ayrılacaksın.

    Devlet bir kişiye teslim edilemez. Bir kişiye teslim edilen devletler tarihin çöp sepetinde duruyor. Erdoğan eleştirirken, hakaret ederken çoğu zaman aynı üslupla cevap vermiyorum, biraz gülüyorum. Aynı üslupla cevap vermeyince çıldırıyor. Niye vereyim? Ahlaklı adama cevap verilir, dürüst adama cevap verilir, yolsuzluğa bulaşmamış adama cevap verilir, devlet deneyimi olan adama cevap verilir.”

    CESARETİN VARSA ÇIK KARŞIMA
    Benimle hesaplaşmak mı istiyorsun, gayet basit. Bak dünya kadar televizyon kanalı var. Senin TV kanalın gazetecilerin önünde iki medeni insan gibi konuşalım. Oturalım CHP ile ilgili ne biliyorsan çıkar karşıma. Şimdi terör konuşuluyor ya. Otursak şu soruları soracaktım: “PKK terör örgütüne kim yardım ve yataklık yaptı? Kim Kandil’le iş tuttu? Oraya kimleri ne zaman, nasıl gönderdi? Kim IŞİD’e silah gönderdi? Suriye’de terör örgütlerine kim silah gönderdi? Kim şehide kelle dedi? Kim şehit ve gaziler arasında ayrımcılık yaptı? Kim hâkim ve savcıları, çadır mahkemeleri kurarak PKK’nın ayağına gönderdi? Kim Oslo’da, İmralı’da PKK ile masaya oturdu? Bu söylendiğinde ‘Bunu söyleyen şerefsiz’ demişti. Kim şerefsiz? Kim valilere, kaymakamlara, askerlere ‘PKK’lılara dokunmayın’ diye yazılı talimat verdi? Ben bu soruları soracağım. Cesaretin varsa çıkarsın karşıma. Uzaktan maval okumanın anlamı yok. Sadece terörü konuşmayalım, beni suçluyorlar ya, ‘SSK’yı batırdı’ diye. Onu da konuşalım. Siyaset millete hesap verme alanıdır. Siyasette hesap vermenin yolu, diğer siyasi partilerle bir araya gelip, insan gibi tartışmaktır. Cesareti olanlar, verilmeyecek hesabı olanlar, bu ülkenin menfaatlerini koruyanlar bizimle yüzleşmekten korkmamalı.

    ANITKABİR'DE BÜYÜK SEVGİ
    Kılıçdaroğlu, CHP’lilerle birlikte CHP’nin kurucusu Atatürk’ün mozolesine çiçek koyup saygı duruşunda bulundu. Kılıçdaroğlu, Anıtkabir özel defterine şöyle yazdı: “Karakteri ‘hürriyet ve istiklal’ olan bizler, mazlumların güvencesi, adaletsizliğe uğrayanların gür sesi olarak gösterdiğiniz çağdaş uygarlık hedefinde ilelebet yürüyeceğiz. Ruhun şad olsun.” Kılıçdaroğlu ve partililer 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün kabrine de çelenk bıraktı ve saygı duruşunda bulundu.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı