Türkiye’yi pazarlamak Başbakan’ın görevidir

Nilgün KARATAŞ
17.10.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yabancı işadamlarıyla görüşmesine yönelik eleştirilere ‘ülkemi pazarlamakla mükellefim’ yanıtını veren Başbakan Tayyip Erdoğan’a destek geldi. Bir başbakanın görevleri arasında bunun da yer aldığını savunan işin uzmanları, ‘şeffaf ve hesap verebilir’ olmanın önemini vurguladılar.

GALATAPORT ihalesiyle birlikte gündeme gelen ‘Başbakan yabancı işadamlarıyla görüşür mü’ eleştirilerine ‘Yatırım için dünyanın tüm girişimcileriyle görüşürüm. Çünkü ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim’ yatınıtını veren Başbakan’a işin uzmanları destek verdi. ‘Ülkesinin pazarlamasını yapmak bir başbakanın görevleri arasında mıdır? Bu görev birebir görüşmeleri de kapsar mı’ sorusunu yönettiğimiz iş çevreleri ve akademisyenler, öncelikle ‘pazarlama’ kelimesinin başka çağrışımlara izin vermemesi gerektiğini vurguladılar. Birebir görüşmeler yapılmasında sakınca olmadığı görüşü hakim olurken, üzerinde durulan konu ise ‘şeffaflık ve hesap verilebilirlik’ oldu.

ART NİYET ARANMAMALI:

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ahmet Bülent Göksel, ‘Pazarlama lafını lügat anlamında mı kullandığımız, yoksa satır aralarını okuyup okumadığımız mı önemli’ derken, çağdaş dünyada bir başbakanın ülkesinin değerlerini dünyanın gözü önüne sermek zorunda olduğunu savundu. ‘Yabancı sermaye gelsin dediğinizde şartlarını da oluşturmak lazım’ diyen Göksel, şöyle konuştu: ‘Bir başbakanın bu noktada pekçok görevi vardır, yatırımcılara ülkesinde ne gibi kaynaklar olduğunu, hangi yatırım alanlarının bulunduğunu anlatmak da bunlardan biridir. Bu bire bir görüşmeleri de kapsar. Bir ülkenin başbakanı ‘kapalı kapılar ardında kötü niyetle bazı görüşmeler yapıyor’ diye düşünmemek, komplo teorilerinden kurtulmaklazım. Başbakan Sabancı ve Koç ile görüştüğü gibi pekçok yabancı işadamı ile de görüşecektir, bunları ülkesine yatırım yapmaya çağıracaktır. Bu son derece doğaldır.’

ÜLKEYİ SATMAK DEĞİL:

Bahçeşiher Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ve Hürriyet Gazetesi yazarlarından Prof. Dr. Ali Atıf Bir, ‘pazarlama meselesinin ülkeyi satmak’ anlamına gelmediğini vurguladı. Küreselleşen dünyada tüm başkanlarının ülkelerinin ticaret ve yatırım alanlarındaki cazibesini anlattığını hatırlatan Bir, bu açıdan bakıldığında tanıtım ve pazarlama yapmanın başbakanın, hatta cumhurbaşkanının görevi olduğunu savundu. Başbakanın her konuda devreye girebileceğini söyleyen Bir, birkaç yıl önce ABD’den tavuk eti ithalatını yasaklayan Rusya ile sorunu çözenin Başkan Clinton olduğunu hatırlattı. Bir, ‘Bir başbakan hem aktif olmalı, hem de proaktif. Ülkesinin pazarlamasını yapmak bir başbakanın görevidir, hele de Türkiye gibi bir ülkede birinci görevidir’ dedi.

ŞEFFAF VE AÇIK OLMALI:

Uluslararası organizasyonlarda pekçok kez Türkiye’yi temsil eden KAGİDER (Kadın Girişimciler Derneği) Başkanı Meltem Kurtsan da, ‘Pazarlama kelimesi kafamızda oturmamış olarabilir, bunu belki de tanıtım olarak değerlendirmeliyiz’ derken, tanıtımın ise işdünyasından spor camiasına kadar herkesin örevi olduğu görüşünde. Kurtsan bu konuda şunları söyledi: ‘Buna ihtiyacı olmayanlar da var ama Türkiye ihtiyacı olan bir ülke, o açıdan Başbakanı’na görev düşüyor. Ancak soru işaretlerine meydan vermemek için Başbakan’ın yaptığı görüşmeler açıklanmlı. Görüşmeler kapalı kapılar ardında olmamalı. Hesap verebilir olmak lazım. Çünkü 50 kişiyle görüşüyor, bir kişiyle sonuca ulaşabiliyor olabilirsiniz. O zamanda ona özel bir durum varmış gibi algılanabilir. Görüşmeler açıklanırsa böyle bir hava yaratılmamış olur.’

Başbakan ülkenin CEO’sudur

PAZARLAMA
starejileri gurusu olarak bilinen DHL Akdeniz ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Michel Akavi, bir başkanın ülkesinin pazarlamasını yapmasının ‘son derece doğal’ olduğunu söyledi. Uzun yıllar Malezya Başbakanı’na da danışmanlık yapan Akavi, şöyle konuştu: ‘Başbakan ülkesinin CEO’sudur, yönetim kurulu başkanıdır. Nasıl ki bir şirkette yönetim kurulu başkanı her detaya karıymasa bile önemli konularda bizzat işin işine girer, bir ülkenin başbakanı da öyledir, özellikle büyük yatırımlar söz konusu ise başbakanlar devreye girer. Bir başbakan uluslararası organizasyonlarda yatırımcılara doğrudan ülkesinin prezantasyonunu yapabileceği gibi, bire bir görüymeler de bulunabilir. Bill Gates’in ar-ge merkezini Singapur’a değil de Malezya’ya kurmasında Başbakan’ın bizzak görüşmüş olması etkendir. Bu konuda bir başka örnek de İrlanda’dır. Türkiye’nin yıllardır bir tanıtım sorunu var, Başbakan’ın bu sorunun açılmasında önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum.’

Erdoğan işin içinde olmalı

TÜRK Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Tanıtım Komisyonu Başkanı Ümit Boyner, başbakan ve hükümetlerin ülkelerin tanıtımında ciddi bir rolü olduğunu savunurken, ‘Türkiye gibi bir ülkede ise hükümet mutlaka işin içinde olmalı, hatta en önde olması gerekir’ dedi. Ya.ancı yatırımlar konusunda çok net bir duruş olması gerektiğini vurgulayan Boyner, ‘Buna bir seferberlik olarak bakılmalı? Sivil toplum örgütleri de Başbakan da, hükümet de bu konuda hep birlikte çalışmalı’ dedi. Boyner, katıldığı yatırımcı toplantılardan örnek vererek, ‘Bir ülkeyi yatırımcılara anlatırken, her zaman siyasetin duruşu merak edilir. Çevre politikasından vergi politikalarına kadar yabancı yatarımcı hükümetin görüşünü bilmek ister. Bu toplantılarda hükümetin varlığı da önemlidir’ dedi. Şefaflık konusunun üzerinde önemli duran Boyner, ‘Demokrasinin en önemli kuralı şeffaflıktır’ diye konuştu.

Ülke yönetimi şirketlere benzer

ANADOLU Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Gürgen, öncelikle pazarlamanın satış değil, satışı da kapsayan bir fonksiyon olduğunu söylerken, şunları dile getirdi: ‘Kuşkusuz bir ülke, bir şirketin özelliklerine sahip değildir, farklı bir kavramdır. Ancak neticede ülkelerin yönetimi şirketlerin yönetimine benzer. Bir ülke de değer yaratacak kendini geliştirecek, büyütecek şekilde yönetilmedir. Bu noktada başbakan da ülkenin CEO’sudur. Memleketin satılması değil ama sahip olduğu değerlerin anlatılması gerekir. Ülkesinin değerlerini yatırımcıya anlatmak başbakanın, bakanların görevleri arasındadır. Burada üzerinde durulması gereken açıklık ve şeffaflıktır. Stratejik, diplomatik ve ekonomik olarak bazı görüşmelerin bir dönem gizliliği söz konusu olabilir ama mutlaka açıklanmalıdır. Bunları gizlemek memleket yönetmenin adabına da ters düştüğü gibi yönetim adabına da ters düşer.’
Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı