Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye: Yeni statü

Önümüzdeki dönemin bir numaralı gündem maddesi işte bu: AB kamuoylarının Türkiye’ye bakışını değiştirmek, ama nasıl?

*   *   *

Avrupalı ortaklarımız hiç kuşkumuz olmasın ki bizdeki tartışmaları bundan böyle daha yakından izleyecekler ve hem çok şaşırıp hem de çok eğlenecekler. Örneğin, Beyaz Hoca’nın büyük bir ciddiyet içinde başlattığı ‘Orucu cinsel ilişki ile açmak’ tartışmasına bayılacaklar. ‘Biz Türkleri böyle tanımazdık, meğerse matrak bir milletmişler’ diyecekler. Bizden daha az korkacaklar. Bu ve benzer tuhaflıklarımızla AB’yi eğlendirecek olmamız olumsuz bir nokta değil.

Türkiye, 3 Ekim’den itibaren Avrupa’da yeni bir statüye kavuştu. Bu statü, tüm Türkleri AB ülkeleri vatandaşları nezdinde farklı bir konumlandırmaya  kavuşturdu. Statü değişikliğinin sonucu, Türkiye’yi artık dışarıdan değil içeriden algılamaya başlamaları olacak.

Ramazan da, davulu da, orucu da, açmasıyla kapamasıyla artık AB kültürünün bir parçası. ‘İnşallah’ kelimesinin sayemizde Belçika gazetesinin manşetine çıkması gibi üç vakte kadar ‘kader’, ‘kısmet’, ‘keyif’ gibi bazı güçlü kelimelerin ortak AB diline yerleşeceğini şimdiden öngörebiliriz.

AB ile müzakerelerin açılmasının dünya tarihi için ne önemde bir kilometre taşı olduğunu sadece siyaset ve ekonomi ile açıklamak yetersiz. Siyasette ve ekonomide tüm Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya bölgesi için AB içindeki bir Türkiye’nin oluşturacağı örnek, kuşkusuz insanlık ve barış için çok değerli. Ancak Türkiye’nin üyeliğinin asıl büyük etkisi kültürel alanda hissedilecek.

AB, açılışını nasıl yaparsak yapalım sonuçta oruç tutan bir Müslüman kimlikli ülkeyle birleşmek için yola çıkıyor.

Öte yandan Türkiye’nin Müslüman kimliği, orucu cinsel ilişkiyle açma tartışmasının da gösterdiği gibi durağan ve değişmez değil. AB ile birlikte büyük bir kültürel etkileşim meydana gelecek ve bunu yaşam biçimlerinde karşılıklı olarak hissedeceğiz.

*   *   *

AB ile kültürel temasın en yoğun yaşanacağı alan sanat. İstanbul Bienali gibi etkinliklerin Türkiye algısını değiştirmede büyük etkisi var. Kafalara yerleşmiş kalıpların ötesine yürümenin en emin yolu, ortak sanat projeleri üretmek.      

Avrupa kamuoyunu sanatın farklı dallarıyla etkilemek mümkün. Örneğin Fransa’yı kalbinden vurmak istiyorsak yoğunlaşmamız gereken alan hiç tartışmasız sinema.

İhmal edilen Avusturya’yı da katarak Fransa, Almanya, Polonya ve İspanya üzerinde ivedilikle Türkiye’nin tanıtımı için özel projeler üretmek gerekiyor. Belçikalı Bakan, Avrupa hukuku dersinde yaptığı uyarıda çok haklı: Avrupa kamuoylarını değiştirmek bizi bekleyen en önemli iş.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI