Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Türkiye yeni bir ekonomik krize mi hazırlanıyor

    CSM
    01.02.2011 - 11:32 | Son Güncelleme:

    Christian Science Monitor gazetesinde yer alan bir köşe yazısında, yatırımcıların gözdesi olan Türkiye'nin faiz politikasıyla kendini yeniden krize hazırladığı belirtildi.

    Küresel ekonominin nabzı EKONET'te atıyor   

     

    ABD, Japonya ve Avrupa faiz oranlarında eşi benzeri görülmemiş kesintilere giderken, ekonomik toparlanma halen yavaş ilerliyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB), borçlanma maliyeti sıkıntısıyla boğuşurken, ABD Merkez Bankası Fed, piyasaları canlandırmak için sürekli para transferi yapıyor ancak tüm bu likiditeyle ne yapacağı konusunda bir fikri yok.              

     

    Öte yandan, yatırımcıların yerel piyasalarda canlılık olmadığı için kazanım elde etmek için hedef olarak belirlediği Türkiye ve Brezilya gibi gelişmekte olan piyasalar var. Brezilya ve Polonya, tüketici ürünleri ve varlık piyasalarındaki enflasyon baskısını hafifletmek için faiz oranlarını yükseltti. Türkiye ise tam tersi hareket ederek, enflasyon yükselmesine rağmen faiz oranlarını düşürdü ve rezerv ihtiyacını artırdı.

     

    Bu tuhaf gelebilir ancak mantıklı bir yaklaşım: Türkiye, son 20 yıl içinde ani sermaye kaybı ve değer kaybı nedeniyle büyük krizler yaşadı. Bugün, ekonomisini yüzde 8 hızla büyüyen Türkiye, spekülatif yatırımın ana hedefi konumunda. Peki yeni bir kriz yeniden yaşanabilir mi?

     

    Bana sorarsanız, Türkiye’nin beklentilerin dışında aldığı önlemler, sadece sıcak para girişinden kaynaklanana korkularını göstermekle kalmıyor, aynı zamanda ülkenin olası bir krize hazırlandığını gösteriyor.

     

    Liranın değer kaybından dolayı yüksek faiz oranları daha fazla spekülatif yatırım çekebilir. Ancak bu yüksek enflasyonla mücadele etmek için iyi bir yöntem değil. Türkiye Merkez Bankası’nın politik yaklaşımı daha fazla mantık içeriyor: İlk olarak faiz oranları azaltılmalı. İkinci adım olarak, banka rezerv ihtiyaçları artırılmalı. İkinci adım faiz oranların eski seviyesine veya daha yüksek bir seviyesine çıkarır. Ancak bankalar olası sermaye kaybına daha hazırlıklı hale gelir.

     

    Yine de, alınan önlem çok geç kalınmış olduğu anlamına geliyor olabilir. Kolay para yatırımları, devalüasyona açık durumda. Türkiye’nin faiz oranlarını düşürmesinin ardından finansal hisseler para değerinin kaybı nedeniyle yaklaşık yüzde 20 değer yitirdi ve yabancı yatırımcıların pozisyonlarını kapatmalarına neden oldu.

     

    Bu yüzden Türk yetkililerin yatırımları riske atmadan kolay para akışlarının önüne geçebilmek için ellerinde bir şey olmadığı görüntüsü veriyor. Kısaca, tuzağa düştüler.

     

    Ancak daha kötü bir senaryo mevcut: Ani piyasa dalgalanması, gelişen piyasalardaki yatırımcıların aldığı risklerin çok yüksek olduğunu ve büyük sorunların yaşanabileceğine işaret ediyor. Büyük ekonomiler daha ılımlı bir para politikasına geçiş yapana kadar, gelişen piyasalardaki canlılığın toza dönüşmesi muhtemel. Ne kadar beklerlerse, durum daha da kötü olacak. Türkiye’deki dalgalanmanın güneşli gökyüzünde sadece ufak bir bulut olduğunu ummaktan başka yapacak bir şey yok.  

     

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">Bu yazı Christian Science Monitor’da Andreas Hoffman imzasıyla“Is Turkey bracing for a crisis?” başlığı altında yayımlanmıştır.

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal"> 

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">

    EkoNet'i Facebook'ta takip etmek için:                

    http://www.facebook.com/#!/HurriyetEkonet                                                                

                                    

    EkoNet'i Twitter'da takip etmek için:                  

    http://twitter.com/HurriyetEkonet   

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı