Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye’ye büyük haksızlık!

LEFKOŞA’dan çok sayıda mail yollayan Kıbrıslı dostlar, Başbakan Erdoğan’ı şikâyet ediyor ve:<br><br>“Bize ‘Türkiye’den beslenenler’ diyerek açıkça hakaret etti. Kıbrıslı Türkler olarak onu asla affetmeyeceğiz!” diyor.

Evet... Başbakan’ın o sözleri gerçekten ağır oldu. Onun üslubu böyle! Fakat... Bu sert tepkinin nedenini incelemekte ve Kıbrıslı dostların özeleştiri yapmalarında yarar var.

Kuzey Kıbrıs’ta yayınlanan bütün gazeteler günlerdir bir kasırga şiddetiyle Erdoğan’a saldırıyor. Ancak, herkes elini vicdanına koyup kendine şunu sormalıdır:
“Başbakan bu incitici sözü durup dururken mi söyledi?”

Buna, Kıbrıs’taki mitingde, Türkiye için kullanılan “çok çirkin, hatta çirkinden de öte ahlaksız pankart” sebep olmadı mı?

Tayyip Bey’in üslubunun aşırı sert olduğunu artık herkes biliyor. Kafası kızınca kendini tutamayıp frensiz konuşuyor. Bu olayda da öyle oldu!

* * *

Başbakan’ın tepesini attıran, Kıbrıs’taki mitingde taşınan o iğrenç pankarttı!

Yalnız Başbakan mı? Pankartı gören her Türk vatandaşı kızdı, öfkelendi. Görmeyenler boşuna ahkâm kesiyor, protesto hakkından filan söz ediyor!
Mitingde bir kısım Kıbrıslı Türk’ün taşıdığı şerefsiz pankartta şöyle yazılıydı:

“Has...tir git Türkiye!”

Bunu görünce kim kızmaz ki?

Başbakan da, çirkin ve haksız ifadeye tepki göstererek:

“Türkiye’den beslenenler! Sen kimsin be adam?” diye onlara seslendi.

Sanıyorum hedef bütün Kıbrıs Türkleri değil, o hayâsız pankartı yazanlar, taşıyanlar ve meydanda gördükleri halde buna hiç tepki göstermeyen bir kısım Kıbrıslılardı!

Açık söylüyorum, o rezil pankartı hazırlayanlara, taşıyanlara ve görüp de ses çıkarmayanlara karşı, benim de içimi derin bir öfke kapladı. Bu kadar haksızlık olmaz!

* * *

Türkiye 1960’lı yıllardan beri Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak için maddi ve manevi her türlü fedakârlığı yapıyor. Bu nedenle neredeyse tüm dünyanın her türlü baskısına yiğitçe karşı koydu, ambargolara azimle direndi, büyük zararlara uğradı ama Kıbrıslı soydaşlarımızı savunmaktan vazgeçmedi.

Biz Türkiye olarak Kıbrıs için, Amerika’yı ve Avrupa ülkelerini karşımıza aldık.

Kıbrıslı soydaşlarımızın buna şükran duyması gerekmez miydi?

Şükran bir yana, “Has...tir git Türkiye!” diye düşmana bile söylenmeyecek derecede seviyesiz bir ifade kullanırlarsa her Türk buna elbette üzülür, kırılır!
Aralarında çok iyi dostlarımızın da bulunduğu Kıbrıslı soydaşlarımızın özeleştiri yapıp, hatayı biraz da kendilerinde aramaları gerekmiyor mu?

Bir Ahmet Akpak vardı

Soyadı gibi yüreği de “ak pak” olan bir meslektaşımızı kaybettik.

Babıâli’nin dürüst, fedakâr polis muhabiri Ahmet Akpak şeker komasına girerek hayata veda etti.

40 yıldır polis muhabirliği yapan Ahmet Akpak 60 yaşındaydı. Herkesle iyi arkadaşlık kurardı. Efsane olmuş birçok ünlü polis müdürüyle dostluğu vardı.

İri ve sert yapılı görünüşünün tersine çok hassastı. Hafta sonlarında Çatalca’daki mütevazı çiftliğine gider, çimenlere uzanır, ağaçlarla, çiçeklerle, kuşlarla adeta konuşur, tavuklarla, koyunlarla, kuzularla oynar, ruhunu doğada dinlendirirdi.

Sonra tekrar işbaşı yapar, korkunç cinayetlerle, gasplarla, çatışmalarla uğraşır, bütün kanlı polis olaylarını izlerdi. Gözü pek ve güvenilir bir polis muhabiriydi. Nur içinde yatsın.

X