Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye üzerine oyunlar

<B>AVRUPA </B>ve Amerika'da <B>tuzu kuru </B>birileri, ellerine almışlar parayı, Türkiye üzerinde oyun oynuyorlar. Burada günlerden beri bir konu üzerinde duruyorum.

Amerika, solcu bayan Nadire'ye 59 bin dolar para verip kitap yazdırıyor. Kitapta PKK yüceltiliyor, Türk ordusuna ve askerine inanılmaz hakaretler yağdırılıyor.

Avrupa Birliği aynı vatandaşa 800 milyar lira dolaylarında para verip internet sitesi kurduruyor.

Bunlar bu paraları elbette babalarının hayrına vermiyor. Para verecekleri kişi ve kuruluşlar cımbızla seçiliyor.

Türkiye'yi yıpratacak konular, büyük para karşılığında gündeme getiriliyor.

Avrupa Birliği'nin Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg, dört gün yazdığım konu üzerine dün yazılı bir açıklama gönderdi. Bu iş için 621 bir euro verdiklerini doğruluyor.

Ancak bu açıklamada çok ilginç bir husus daha var. Dünkü yazımda söz etmiştim. Türkiye temsilciliğini solcu bayan Nadire'nin yapmakta olduğu Sınır tanımayan Gazeteciler örgütü, internet sitesinde Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nu ‘‘Türkiye'nin lideri’’ olarak gösteriyor ve ‘‘yağmacı (predator)’’ olarak tanımlıyordu.

Meğer Avrupa Birliği, bu örgütü de parasal açıdan destekliyormuş. Bayan Fogg, açıklamasında bu isme yer veriyor ama kaç para verdiklerini belirtmiyor.

Biliyorsunuz, Bayan Fogg Türkiye'de adeta bir kapitülasyon komiseri olarak görev yapıyor, Türkiye'nin hassas dengelerini kaşıyor, tehlikeli oyunlar oynamaya kalkışıyor. Örneğin Alevi vatandaşlarımızla toplantılar düzenleyip onlara mesajlar veriyor. Bu kapitülasyon komiserinin marifetleri çok! Burada yazmaya kalksam 10 yazı çıkar.

***

Sevgili okuyucularım, ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar günümüze özgü değil. Bu tezgáh, Osmanlı'nın Avrupa'ya borçlanmasıyla birlikte kuruldu. Borç-faiz sarmalında Avrupa'nın ve Avrupa adına iş yapan İstanbul sarraflarının kucağına o zamanlar düştük.

İmparatorluk giderek güçsüzleşti, küçüldü, borçlarını ödeyemez duruma geldi. Ödeyemedikçe yeni ödünler verdi. 1900'lü yılların başlarında artık tamamen kucakta idik.

Devlet düşmanları, bölücüler, hainler, Avrupa ülkeleri tarafından besleniyordu.

1908 yılında İkinci Meşrutiyet ilan edildi, yaklaşık bir yıl sonra 31 Mart irtica olayı patladı. İrticanın başında Derviş Vahdeti isimli bir hain ve onun çıkardığı Volkan Gazetesi vardı. Ekibin maaşları Avrupa'dan gelir, emirleri İstanbul'daki sefirlerden alırdı.

Balkan Savaşı'nı yaşadık, yenildik. Rumeli elden çıktı.

Birinci Dünya Savaşı'na girdik, Araplar çil çil İngiliz altınlarıyla ayaklanıp ordularımızı arkadan vurdu.

Ermeniler ayaklandı, arkalarında Rus desteği vardı.

İstiklal Harbi başladı, şeriatçı takım Konya, Yozgat, Bolu, Düzce gibi yerlerde bir sürü iç isyan çıkarıp ordumuzu yine arkadan vurdu. Paralar dışarıdan geliyordu.

Cumhuriyet ilan edildi, İngiliz parasıyla Kürtçü-dinci Şeyh Sait isyanı patladı. Bu isyan sonrasında Musul elimizden çıktı.

Çok kısa özetliyorum. Türkiye'de hangi pis, kanlı olay yaşandıysa, arkasında yabancı parası ve içimizdeki hainler vardı.

Buna PKK dahildir.

Bugün bile PKK ve şeriatçı örgütler Avrupa'dan beslenmiyor mu? Merkezleri Avrupa ülkeleri değil mi? Cumhuriyet'e karşı ihanet işbirliği çemberinin merkezi Avrupa'da değil mi?

***

Nadire Mater, Ertuğrul Kürkçü ve benzerleri, okyanusta bir damladır. Amerika ve Avrupa onlara para uzatır, kullanır. Gerekçe hep aynıdır:

‘‘Demokrasi, insan hakları, fikir özgürlüğü.’’

Amerika
ve Avrupa'nın komiserleri Türkiye'ye gelir, nasihat verir. Türkiye'nin nasıl horlanacağı, ülkemize nasıl zarar verileceği konusu, Avrupa Birliği salonlarında karara bağlanır. Türkiye içinden vurulmak istenir ki, onların kucağından kalkamasın.

İçimizdeki ihanet şebekeleriyle ve medyada çöreklenmiş hain takımıyla ilişki kurulur, onlar paraca semirtilir.

Zaten biraz tarih bilgisine sahipseniz, ülkemizin özellikle Osmanlı'nın son döneminden bu yana geçmişini biraz biliyorsanız, satılık veya hain değilseniz, bu iğrenç oyunu derhal görürsünüz.

Son bir örnek vereyim. Bir Batı dünyası düşünün ki, Körfez savaşı nedeniyle milyarlarca dolar zarara uğrayan Türkiye'ye 1800 dolar (yazıyla: bin sekiz yüz dolar) sadaka vermeye karar veriyor! Öte yanda ise Nadire Mater'e ısmarlama kitap yazsın diye 59 bin dolar, internet sitesi açsın diye yüz binlerce dolar bağışlıyor!

Üzerimizde oynanan bu oyunları iyi görün, iyi bilin. Aynı oyunları atamız Osmanlı'nın üzerinde oynayıp çökertmişlerdi. O zaman Derviş Vahdeti'ler, Damat Ferit'ler, Ali Kemal'ler vardı.

Şimdi kafalar aynı da, isimler değişti.

Yabancı parası çok iyi, çok çekici, çok büyük.

Zaman değişiyor ama oyunun kuralları hep aynı:

‘‘Bastır parayı, içeriden çökert.’’

Ama unutmasınlar ve iyi bilsinler, Türkiye'de bu pisliğe karşı duracak milyonlarca insan var. Onlar onurlarını yitirmedi ve henüz ölmedi.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI