Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Türkiye: Tam üyelikten sapma kabul edilemez

    Ankara
    28.09.2005 - 12:36 | Son Güncelleme: 28.09.2005 - 12:36

    Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, Türkiye'nin AB ile tam üyelik dışında herhangi bir formülü kabul etmesinin söz konusu olmadığını söyledi.

    Tan, haftalık basın toplantısında, Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlaması beklenen 3 Ekim tarihiyle ilgili süreç hakkındaki bir soru üzerine, şunları kaydetti:

      

    “Biz Türkiye olarak el'an partnerimiz olan AB ile ortak bir gelecek için müzakerelere iyi bir başlangıç yapma gayreti içindeyiz. Bu çabayı sürdürürken özellikle bazı AB üyelerinin AB anayasasının kabul edilmemiş olması muvacehesinde daha ziyade 'nasıl bir AB oluşturmalıyız' tartışmasına odaklanmaya öncelik verme gayreti içinde oldukları da bir vakia. Bu yaklaşımın müzakerelerle ilgili süreç üzerindeki menfi etkilerinin göğüslenmesi önem arz ediyor.”

      

    STRATEJİK VİZYON

     

    Öte yandan Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa kıtasının bizzat geleceğiyle ilgili çok olumlu etkilerini stratejik bir vizyon benimsemesi gereken AB üyelerinin dikkatine getirmeye devam ettiklerini kaydeden sözcü, “AB ülkelerinde böyle bir stratejik anlayış yerleşmesini ümit ediyoruz. Zira üyeliğimiz gerek Avrupa kıtası, gerek Ortadoğu ve Kafkasya bölgesi ve özellikle medeniyetler ittifakının oluşabilmesine katkı bakımından büyük önem taşıyor” diye konuştu.

      

    Tan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin ise AB üyeliğini istismar etmek suretiyle AB üzerinden taviz koparma fırsatçılığına yöneldiğini, 22 Eylül 2005 tarihli açıklamalarıyla kamuoyunun dikkatine sunduklarını belirtti. O açıklamada dile getirdikleri hususların geçirliliğini aynen koruduğunu ifade eden Tan, “Biz Kıbrıs Rum kesimini tanıma egzersizi değil, Avrupa ile ortak bir gelecek inşası için müzakerelere başlama egzersizi içerisindeyiz” dedi.

      

    “TAM ÜYELİKTEN SAPMA HİÇBİR SURETTE KABUL EDİLEMEZ”

      

    Sözcü Tan, sözlerini şöyle sürdürdü:

      

    “Yukarıda çok özetle ifade etmeye çalıştığım hususlar, halihazırda başta Brüksel ve Londra olmak üzere bütün AB başkentlerinde yoğun bir diplomasi trafiğine sahne olmaktadır. Bu görüşmelerin müzakere çerçeve belgesine etkilerinin ne olacağı ise hala belirsizliğini koruyor.

      

    Müzakerelerin uzun süreceği ve zorluklarla dolu olduğu bilinmektedir. Ancak müzakerelerin hedefi olan tam üyelikten sapma hiçbir surette kabul edilemez.

      

    Nitekim biz Türkiye'nin Müzakere Çerçeve Belgesi'ne ilişkin düşünce ve kaygılarıyla kabullenmesi mümkün olmayan tüm unsurları, AB'li muhataplarımıza defalarca vurgulamış bulunuyoruz.

      

    HER TARAFIN KAZANCI

     

    3 Ekim'de başlamasına büyük önem verdiğimiz müzakerelerle ilgili yoğun temaslarımızı sürdürürken, ortaya çıkacak sonucun her tarafın kazancıyla sonuçlanacak sürdürülebilir bir müzakere sürecine vesile olması için uğraş veriyoruz. Bunu yaparken ülkemizin çıkarlarını en ince ayrıntısına kadar gözetmemiz ve 'kazan kazan' ilkesinin geçerli olduğunu görmemiz büyük önem taşıyor. Bu dengeyi gözettiğimiz gibi, AB üyelerinin de gözetmesini bekliyoruz.

      

    Müzakerelerin başlaması amacıyla bütün yükümlülüklerimizi yerine getirmiş olmanın huzuru içinde şimdi AB üyelerinin verdikleri sözü yerine getirmesini bekliyoruz.

      

    Müzakere Çerçeve Belgesi'nin tam olarak vuzuha kavuşmasını müteakip gerekli değerlendirmeyi yapıp nihai adımımızı ona göre atacağımız tabiidir. Bu nedenle söz konusu süreçle ilgili somut adımlara ve değerlendirmemize yönelik sorularınızı bu belgenin ortaya çıkmasından sonraya bırakmanızı rica edeceğim.”

      

    TEMAS TRAFİĞİ

     

    Tan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un yaptığı görüşmeye ilişkin bir soru üzerine de, AB sürecindeki yoğun temas trafiğini tek bir telefon görüşmesine bağlamanın yanlış olacağını söyledi.

      

    Son günlerde çeşitli merkezlerle çok yoğun ve kapsamlı temasların yapıldığını kaydeden Tan, AB'nin henüz kendi arasında bir mutabakata varmadığının gözlendiğini, bu çerçevede Ankara'nın temaslarını her düzeyde sürdüreceğini kaydetti. Tan, Bakan Gül'ün görüşmesinin “ne bir ilk, ne de son” olacağını belirtti.

      

    Sözcü Tan, yarın Brüksel'de yapılacak toplantıda bir uzlaşı çıkmaması halinde, sürecin, AB bakanlarının Pazar günü yapması planlanan olağanüstü toplantıya kalma olasılığına ilişkin bir soru üzerine ise bunun ihtimal olarak ortada olduğunu söyledi. Tan, edindikleri izlenimin, AB üyelerinin Müzakere Çerçeve Belgesi üzerindeki danışma, değerlendirme ve onay işlemlerinin 3 Ekim'den önce tamamlama arzusunda oldukları yönünde olduğunu belirtti.

      

    İMTİYAZLI ORTAKLIK ÖNERİSİNE CEVAP  

     

    Avusturya'nın “imtiyazlı ortaklık” ısrarına yönelik Ankara'nın bir çalışması olup olmadığının sorulması üzerine de Tan, “Tam üyelik dışında herhangi bir formülü, öneriyi kabul etmemiz söz konusu değildir” dedi.

      

    Rum kesiminin uluslararası örgütlere katılımının Türkiye tarafından veto edilmemesi görüşüyle ilgili soru üzerine Tan, bu konuyu Ankara'nın muhataplarına açık şekilde ifade ettiğini ve gerekli girişimleri yaptıklarını kaydetti.

      

    Tan, 3 Ekim'e kadar Müzakere Çerçeve Belgesi'nin sonuçlanmaması durumunda Ankara'nın Lüksemburg'a gitmeyeceği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, bu tür haberlere itibar edilmemesi gerektiğini söyledi. Tan, Gül'ün Straw ile görüşmesinde böyle bir mesaj verip vermediğinin sorulması üzerine de, görüşmenin içeriğine ilişkin bu tür spekülasyonlara itibar edilmemesini istedi.


     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı