Dünya Haberleri

DÜNYA

    Türkiye tahkime gitmeli

    Zeynel LÜLE
    20.10.2007 - 15:44 | Son Güncelleme: 20.10.2007 - 16:45

    Her ay ya da her yıl Türkiye’de, Ermeni Soykırım iddialarının herhangi bir ülke tarafından kabul edilmesi gerginliği yaşanıyor. Artık bu duruma bir dur demenin çıktan zamanı geldi. Ermeni Diyasporası önce Fransa, sonra Yunanistan, daha sonra Portekiz ve diğerlerinde bu çabayı gösteriyor ve gösterecekler. Bugün de ABD’de aynı gayret içindeler. Bu daha ne kadar devam edecek? Türkiye’nin bu gerginliği daha fazla kaldırabilmesi mümkün mü? Ermeni iddialarını çürütmek ve ülkelerde “soykırım yasası” haline dönüşmemesi için verilen uğraşın sonu ne zaman gelecek? Kaybedilen enerjiye yanmamak elde mi?

    Peki ne yapacağız? Türkiye’nin hukuken bu konuda eli çok güçlü. Dolayısıyla makul ve çok mantıklı bir öneri akla geliyor. Türkiye bu konuyu mutlaka, “Tahkim Mahkemesi’ne götürmeli.

    Soykırımın tanımı 1948’de yapıldı

    Tahkim Mahkemesi giderek “devletler Hukuku” ve uluslararası arenada siyasilerin sıkça başvurduğu bir yöntem haline geldi. Ermeni iddiaları ya da 1915 olaylarını Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na götürmek mümkün değil. Çünkü 1915’de yaşananlar, Birleşmiş Milletler’in “soykırım” tanımlamasını yaptığı 1948’den tam 43 yıl önce gerçekleşti. Soykırım, hukuki bir kavramdır. Halbuki son zamanlarda insan haklarının giderek ön plana geçmesiyle, dünyanın neresinde katliam olursa olsun, soykırım diye niteleme refleksi gelişti. Bu anlayışın hukuka uygulanması, dünyanın alt üst olmasına neden olur ve de dünya katliamlarla dolu.

    Lahey Mahkemesi’nin kararı

    Peki bu durumda ne yapılabilir? Mart ayında Hürriyet gazetesi için bu konuda görüşlerine başvurduğum, uluslararası alanda oldukça tanınmış hukuk Profesörü Ruşen Ergeç, Türkiye’nin atağa geçip, konuyu tahkim mahkemesine götürmesini önermişti. Bu öneri artık her günkünden daha acil ve gerekli.

    Ergeç, Lahey Adalet Divanı’nın Şubat ayında aldığı, Sırbistan’ı Bosna’daki soykırımdan sorumlu tutmayan kararında Türkiye’nin elini güçlendireceğini düşünüyor. Lahey Adalet Divanı’nın Sırbistan’la ilgili kararını hatırlayalım. Mahkeme, 1995'te Serebrenitza'da yaşananlar dışındaki olayların "Soykırım" olarak nitelenemeyeceği kararını verdi. Soykırım suçlamasının vahim ve istisnai olaylar için yapılabileceğini, bu kavramın “bayağılaştırılamayacağını” söyledi. Serebrenitza'daki olayların “soykırım çağrıştıran olaylar” olduğuna ama Sırbistan devletinin bu konuda sorumlu olmadığına hükmetti. Lahey Uluslararası Adalet Divanı'nın Sırbistan'ı sorumlu tutmamasının dayandığı gerekçe şu: “Serebrenitza'da görev yapan Sırp görevlilerin bunu yapması, Sırp devletini bu konuda sorumlu kılmaz. Çünkü Sırp devletinin soykırım yapılması yönünde bir kararı veya emri yok”.

    Bu kararı yorumlayan uzmanlar, Ermenilerin soykırım iddialarının bir anlamının kalmadığını düşünüyor. Osmanlı Devleti’nin “soykırım” yönünde bir kararı veya emri olmadığına göre Türkiye’ye böyle bir suçlama getirmek mümkün değil.

    Türkiye zaten güçlü bir şekilde bu iddialara karşı çıkıyor. O halde neden “Tahkim Mahkemesi” önermiyor?
    Ben eminim ki bugün Ermeni Diyasporasının en çok çekindiği önerilerden biri budur. Çünkü ellerinde ki “varolma gerekçesi” bir anda ortadan kalkacak ve 1915’deki olayların bir uluslararası mahkeme tarafından “soykırım olmadığı” yönünde karar çıkacak. Konu hukuken temelsiz ve siyaseten ise anlamsız hale gelecek.

    Nasıl oluşacak?

    Peki bu tahkim mahkemesi nasıl kurulabilir?

    Yine Profesör Ergeç ile mart ayında yaptığım görüşmede bazı somut mahkeme önerisi ortaya çıkmıştı.
    -Tahkim olmak için iki taraf lazım. Bunlardan biri Türkiye diğeri de Ermenistan olacak. Bunun için iki ülkenin bir anlaşma imzalaması gerekir.

    -Önce ihtilaf konusu belirlenecek. Mahkemenin kuruluşu ve yetkisi üzerinde anlaşma yapılacak.

    -En iyisi, her devletin birer tarihçi ve ikişer hukukçu tayin etmesidir. Böylelikle iki tarihçi, dört hakim görev yapacak.

    -İki tarafın seçtiği altı kişi aralarında çoğunluk oyuyla bir başkan tayin edecekler. Bunda bir anlaşmaya varamazlarsa, Lahey Uluslararası Adalet Divanı’nın Başkanı’na başvurarak başkanlığa bir hukukçunun tayin edilmesini isteyebilirler.

    -Mahkeme, tüm ülkelerin sunacağı arşivlerin incelemesini yapıp, BM’nin 1948 tanımı ve uluslararası mahkemelerin içtihatı çerçevesinde soykırım olup olmadığına karar verecek.

    Böyle bir mahkemeyi önermekten neden kaçınıyoruz ki?

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı