"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Türkiye’nin yeni sınavı

İMRALI sürecinin herkes güç ve cesur bir girişim olduğunun farkındaydı. Birileri 7.65 kalibrelik tabancanın tetiğine bastı ve üç kadını birden öldürdü. Emri kim verdi belli değil, ama niyet açıktı.

Terör örgütü PKK’ya yönelik saldırının hedefinin ‘barış süreci’ olduğu konusunda herkes hemfikir. Nitekim hem hükümet yetkilileri, hem de BDP temsilcileri, açıkça “Hedef görüşmelerdi” diyor.

Ama ikinci cümlelerde iyi polis, kötü polis rolleri bir yana o taraflar arasındaki bildik çatışma tonu yine ağır basmaya başlıyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan, bir iç hesaplaşma olabileceğini iddia etti. PKK’nın Avrupa Sorumlusu diye bilinen Zübeyir Aydar, “Karanlık güçler tarafından yapıldı” derken bu güçlerin Türkiye’deki derin devletle bağlantılı olduğunu öne sürdü.

*

PARİS’in orta yerinde işlenen bu cinayetle ilgili olarak Fransa, bir an önce bir sonuca ulaşıp hem tetikçileri, hem de saldırı emrini verenleri bulmalıdır. Mali’de radikal İslamcı tehdidine karşı askeri operasyon başlatan Fransa, bu cinayetin çözülmesine de öncelik vermelidir.

Nicolas Sarkozy döneminde PKK, Fransa’da sıkı takibe alınmıştı. Sarkozy sonrasında iktidara gelen Hollande Yönetimi ile birlikte Sosyalist Parti’nin çizgisine uygun bir şekilde azınlıklara bakış açışı da yumuşamaya başlamıştı.

Hollande, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez cinayetiyle ilgili açıklama yaparken belli ki, empati yaratmak için içlerinden birini bizzat tanıdığını söyleme ihtiyacı duydu.

Hollande’ın bahsettiği cinayetin yaşandığı “Kürdistan Enformasyon Merkezi”nin başındaki Fidan Doğan’dı. Hükümetlerin, başka ülke yönetimlerini kızdıran kişilerle görüşmesi rastlanan türden temaslardandı. Bu tanışıklık da onlardan biriydi.

*

PARİS cinayetlerinin tarafları birleştiren paydası gördüğüm kadarıyla şöyle:

Bu alçak saldırı, İmralı sürecine yöneliktir. Faili meçhuldür. Fransa bunu bir an önce aydınlatmalıdır.

Şimdi madem bu konuda bir fikir birliği var. O nedenle taraflar için öfke yönetimi mekanizmasını her zamankinden daha iyi işletme zamanıdır.

Önümüzde yeni bir sınav var. PKK’lı kadınların cenazelerinin  yakında Türkiye’ye getirilmesi ve Diyarbakır’da cenaze töreni düzenlenmesi bekleniyor. Paris Temsilcimiz Arzu Çakır Morin’e konuşan Zübeyir Aydar, “Diyarbakır’daki katılım yoğun olsun isteriz. Vakur ve sağduyulu olunsun. Ama bir senaryo sahneye koyulursa kötü olur” diyor.

Onca ölümün, onca kanın ardından barış süreci, terörden yorgun düşmüş toplumda yine de temkinli bir iyimserlik yaratmıştı. Gönül ister ki, umutlar boşa çıkmasın. O nedenle de Diyarbakır, yeni bir Habur olmasın diye taraflara büyük iş düşüyor.

Tombalak Enerji Hanım

 Gazete reklamlarının gerçekten de etkili olduğunu dün bir kez daha anladım. Çünkü bir süredir kulağıma çalınan Enerji Bakanlığı’nın enerji tasarrufu için başlattığı “Enerji Hanım” kampanyası ile bizzat Hürriyet’teki ilanla tanıştım.

 Lakin Türk ev kadınını enerji tasarrufuna çağıran 44 bedenlik Enerji Hanım’ı görünce dumura uğradım. Bu konuda yapılan söylemleri okuyup videoları izleyince dumurum daha da arttı.

 Toplumu enerji tasarrufuna çağırmak için kampanya başlatmak doğru bir girişim. Ancak bunu cinsiyet ayrımcı bir tonda yapmak rahatsız edici.

 Kırmızı hırkalı, siyah etekli, başı bantlı Enerji Hanım, hemcinslerine fırınlarını pişirme süresini bitmeden kapatmaya, ütü tamamlanmadan fişini çekmeye çağırıyor.
Böylece Türk ekonomisinde 4 milyar dolar tasarruf hedefleniyor.

 Oysa kampanyanın adı “Enerji Ailesi” olsa, baba ve çocuklar da işe dâhil edilip bazı roller, bazı cinsiyetlere dayatılmasaydı enerji tasarrufu daha fazla olabilirdi.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI