Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye’nin dış politikası

ERDAL Şafak, Taha Akyol vb. yazarlar Ahmet Davutoğlu’nu olağanüstü bir Dışişleri Bakanı olarak görüyorlar ve ona her fırsatta methiyeler düzüyorlar.

Ben de Ahmet Davutoğlu’nu önemli bir akademisyen, mütevazı ama prensip sahibi bir kişilik, sabır küpü bir insan olarak görüyor, onu her daim gülümseyen gözleri ile anıyorum. Ahmet Davutoğlu Türk dış politikasına yepyeni bir anlayış getirme iddiasında!

Bu amaçla: i) oynak merkezli, ii) tüm ülkeler ile teke tek ve doğrudan karşılıklı menfaatleri hedeflemiş ilişkilere dayanan, iii) komşularla sıfır sorun yaşamak isteyen, iv) ülkeyi Ortadoğu’da merkez ülke haline getiren, v) ABD’nin dümen suyunu birebir takip etmeyen bir dış politika yürütme iddiasında. Davutoğlu ABD’de Obama başkanlığa seçilince ABD’yi ziyaret etti ve Türkiye-ABD ilişkilerini yeni dönemde tarif edecek şu sözleri sarf etti: “Obama ile Türkiye’nin dış politika tercihleri ve öncelikleri tamamen örtüşmektedir.”

*  *  *

Benim zihnim oynak merkezli dış politikayı ancak netice merkezli bir yaklaşımla değerlendilebilir. Bana öyle geliyor ki oynak merkezli politika, bir yere çıpalanmayınca, açıkçası temel prensipler ile bezenmeyince herkese mavi boncuk dağıtan, tarafları bir süre oyalasa da, eninde sonunda netice alamayan bir politikaya dönüşür.

Türk dış politikasına netice merkezli bir gözlükle bakınca ortaya şöyle bir resim çıkıyor:

*  * *

1) 24 Nisan Ermeni Günü öncesi Türkiye Ermenistan’a yaklaştı, şartsız olarak sınırı açmaktan dem vurdu.

2) Obama gelişmelerden memnuniyet duydu ve 24 Nisan’da “soykırım”dan bahsetmedi.

3) Ama öte yanda Azerbaycan kızdı ve Türkiye’ye kafa tuttu. Belli ki, Türkiye, Ermenistan açılımı konusunda Azerbaycan’ı ikna etmemişti. Türkiye anında çark etti ve bu sefer Azerbaycan’a garanti verdi.

4) Rusya Yukarı Karabağ konusunda Türkiye’den huylanan Azerbaycan’a “garanti” verince Azeriler doğalgazlarını büyük oranda Rusya’ya satmaya karar verdi. Böylece, enerji konusunda Rusya’nın egemenliğine sekte vuracak Batı ürünü Nabucco Projesi ağır yara aldı.

5) Türkiye, Rusya ile “Mavi Akım” projesi çerçevesinde işbirliği yapacağını ilan etti ve tam Obama’ya halat atarken Rusya ile stratejik ortaklık söz konusu olmaya başladı.

6) Davos’ta “Siz insan öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” sözleri ile İsrail’i rencide eden Başbakan’ın ardından Türkiye-İsrail ilişkileri bir türlü rayına oturmuyor. İsrail’den gelen turist sayısı radikal olarak düşerken, sportif faaliyetler bile askıya alınıyor. En önemlisi İsrail artık Türkiye’yi Suriye-İsrail görüşmelerinde aracı olarak görmek istemiyor.

7) Başbakan “Mayın Yasası” konusunda muazzam bir ketenpereye geldi. (Bkz: Yasa oylanırken İsrail’in Ankara Büyükelçisi’nin Güneydoğu ve TBMM ziyaretleri) “One minute” ile Arap dünyasında kahraman olan Erdoğan bu sefer aynı halk indinde büyük irtifa kaybetti.

8) Türkiye, ABD ve AB’ye inat Ahmedinejad’ı şaibeli seçim sonrası ilk tebrik eden ülke oldu. Ancak, aynı İran yönetimi Türkiye’yi ne İran-ABD, ne de İran-AB ilişkilerinde arabulucu olarak görmek istiyor.

*  *  *

9) Ne Suudi Arabistan ne de Mısır Türkiye’yi Ortadoğu’da başat ülke olarak kabul ediyor. Hatta, Türkiye’nin İran yaklaşımından rahatsızlar.

10) Türkiye son dönemde sadece Hamas ve Hizbullah ile doğrudan görüşmeyen Batı ile bu Örgütler arasında aracı oldu. Eldeki tek netice bu! Netice merkezli bakınca oynak merkezli politika pek de iç açıcı gözükmüyor!

X