Dünya Haberleri

    Türkiye nereye gidiyor?

    Doğan Uluç
    24.07.2007 - 09:39 | Son Güncelleme:

    Telefondaki okurlar, BM'de uluslararası diplomatik muhabirler, "Seçmenler AK Parti'ye bir kez daha vize verdi. Türkiye nereye gidiyor?" diye soruyorlar. Okyanus ötesinden ahkam kesmek kolay değil.

    Kısaca "Türk insanı özgür iradesiyle seçeneğini ortaya koydu. Demokratik rejime devam dedi." diye bir kaç laf ediyoruz. Peki ya Erdoğan ve yönetiminin islami karakteri yeni dönemde daha belirgin olmayacak mı? "Din bazlı İran, Afganistan gibi ülkelerin diplomatlarını hiç yakasız gömlek, kravatlı,Başbakan Erdoğan veya bakanlarını da kravatsız görmedim. New York ve Washington ziyaretlerinde görüşmelerini yarıda bırakıp namaz için cami aradıklarına da şahit olmadım." diyorum.

    Oysa bu gözlemler kafi değil daha pek çok unsurlar var ama bekleyip görmemiz gerekecek. Recep Tayyip Erdoğan'ın devlet adamlığını tanımlarken beni en çok etkileyen yönü yabancılarla görüşmelerde
    Türklüğünden taviz vermeden, kendisini sevimli göstermeye uğraşmadan temaslarını sürdürmesi oldu.
    Gelecek dönemde da bu çizgiyi sürdüreceğini sanıyorum.

    Hristiyan dünyaya karşı Erdoğan'ın önünde Kıbrıs, Ermeni ve PKK terorizmi, AB üyeliği gibi sorunlar var. İlk ikisinin sorun olmaması gerekir. PKK konusunda ise Erdoğan'ın ABD ve Avrupa'ya Türkiye'nin bölünmezlliği tehdit eden bu terör örgütünün eylemlerini görmezlikten gelemeyeceklerini ikna etmesi gerekecek. Terör onlar için de büyük dert.

    Seçim sonuçları öğrendiğim gün yukarda eklediğim  satırlardan sonra önceden hazırladığım yazıma  devam ediyorum.

    Arabam Üçüncü Cadde'de basına ayrılan şeritte. 41'inci sokağa dönüp caddeye yürümeye başladığımda bir olayın içine düşeceğim hiç aklıma gelmedi. Bir anda kendimi bir insan gölü içinde buldum. Kadınlı-erkekli kalabalık telaş içinde geldiğim istikamete doğru koşuyorlardı. Genç bir çocuğu çevirip "Niye koşuyorsun?" dediğimde eliyle sokağın sonunu işaret etti. 200 metre geride karbeyazı dev bir duman kitlesi göğe yükseliyordu. Arabamı almak için yürümeye devam ederken önümü kesen bir polis "Yolu kapatıyoruz, geçemezsiniz." dedi. Duman bulutları arkada Chrysler gökdeleni hizasına yükselmişti.

    Saat 18.00, mesai sonu, koşuşanlar işyerlerinden çıkan ofis personeli. Kalabalık giderek büyüyor, görüntüler aşina, benzerini 11 Eylül sabahı da görmüştüm. Ama infilak sesi duymadığıma göre aklıma başka bir şey de gelmiyor. Giriş yolunu kapatan polislere park ettiğim arabamı nasıl alacağımı soruyorum." Belki yarın." diyor. Göğü işgal eden bulutlar nedir? Terör eylemi mi? Yeraltında yarım metre çapındaki buhar borusu patlamış. Fışkıran buharların sokaktaki  yerde açtığı delik 8 metre çapında.

    Kalabalık onbinleri geçiyor olay merkezinde. Kaçışanların çehresinde korku ifadesi. Koşarken düşürülen kadın ayakkabılarısokak ortasında ama dönüp almaya gelen yok. Herkes can derdinde. Polis  tüm çevreyi kordona almış, trafi kesilmiş. Banliyolara bir milyon insan taşıyan şehrin en işlek istasyonu Grand Central kapatılmış. Arabam yeraltındaki buhar borusundan 50 metre mesafede. Akıbetini öğrenmek için trafiğin açılmasını beklemekten başka çare yok.

    Elektrik ve Gaz İdaresi ertesi gün 1924'den beri hizmet veren buhar borusunun yenilenmediği için infikalin sorumluluğunu üsleniyor. İstasyon arkasında kurulan çadır ofislerde patlamadan ötürü sağlığı bozulanların doktor ücretleri, buhar ve tozlardan zarar gören giyim eşyalarını tazmin etmek üzere şikayetleri tesbit etmeye başladılar.

    New York'lular korku içinde hayat sürmeye hala alışmadı. Gene de yaz mevsiminde yenilenen terör eylemleri tehdidine rağmen New York'u terketmeye yanaşmıyorlar. Hem de yaşam endeksi sürekli yükseldiği halde. Giderek artan pahalılıkta en çok dikkatimi çeken araba park ücretlerinin astronomik rakamlara ulaşması. Manhattan'ın 17'inci sokağında inşa edilen 34 daireli bir binanın zemindeki garajda park yerinin satış fiyatı 225 bin dolar. Bu parayla Miami'de iki yatak odalı daire almak mümkün. Emlakçiler orta hallilerin mekanı Brooklyn'de yeni yapılarda oto park yerinin 125 bin dolar, beyaz ırkın bir kaç yıldır ilgi gösterdiği zenci mahallesi Harlem'de dahi 50 bin dolara yükseldiğini söylüyor.

    Zengin New York'luların gösterişli yaşam tutkusu,açıkgöz müteşebbisleri sürekli yeni buluşlara sürüklüyor. Son haftaların modası 'lüks sular."  Hollwood'lu yazar Kevin Boyd'un California'da başlattığı 'Bling H2' suları New York'ta Başkan Clinton'un yaşadığı Chappaqua ilçesinde sosyete uğrağı Via Genoa barında lanse edildi. Swarovski kristalinden imal edilen pırıltılı taşalarla bezenmiş şişelerde satılan suyun fiyatı 55 dolar. Memba suyundan ozon, mor ötesi şualardan, çeşitli filtrelerden geçirilen su için kimyagerler "Bildigimiz musluk suyundan farksız." diye yorum yapıyorlar. Müşterilere üç bardak su kapasiteli gösterili şişeyi alıp götürme hakkı da tanınmıyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı