Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye Kupası'nı önemli kılan nedir?

FENERBAHÇE’nin 27 yıldır Türkiye Kupası’nı kazanamaması durumu olmasa, Türkiye Kupası finali bu kadar gündem yaratır, bu kadar popüler bir organizasyon olur muydu? Bence hayır...

Bu kupayı kıymetli kılan F.Bahçe’nin kupayı alamamasıdır çünkü... İşte böyle bir finale iyi başlayan taraf çok iyi pozisyonlar bulan Trabzonspor’du. İlk 20 dakikada Umut skoru 2-0 yapabilirdi. Fenerbahçe defansının iki kez boş bıraktığı Umut şanslı gününde olsaydı, sanırım dünkü final çok daha farklı bir şekilde sonuçlanırdı. Fenerbahçe’nin defansının üstüste hatalar yaptığı bölümde verilen su molası, Fenerbahçe’yi de kendine getirir diye düşündüm ama o ara da Trabzon’un hızını kesemedi. İlk yarının tamamında iyi oynayan ve organize olan taraf Trabzon’du...
Fenerbahçe de ise Emre’nin istekliliğine karşın arkadaşlarının işi ağırdan alması ilk yarıda ki F.Bahçe’nin özetiydi...

27. yıl, 13. final...

İKİNCİ yarıda da F.Bahçe’nin pozisyon fakirliği devam etti... Pozisyon diyemeyeceğimiz bir anda Güiza’nın pasıyla Alex’in zeka dolu buluşması ve vuruşu o dakikaya kadar Trabzon kalesine gönderilen tek top olarak ağlara gitti. Ama Trabzon’un atakları devam etti ve o ana kadar “Geliyoruuum” diye bağıran gol Umut’un kafasından geldi. Lugano’nun arkasından, Bilica’nın önünden sıçrayıp gol atması dünkü maçta Fenerbahçe defansının göbeğindeki büyük probleme de resmiyet kazandırdı. Ardından da aynı defans hatası Trabzon’un ikinci golünü getirdi.
Maç, “Ben gidiyorum” diye bağırırken 87. dakikaya kadar dahi Daum hala kulübedeki santrforları oyuna almayı aklının ucundan bile geçirmiyordu... Fenerbahçe yarım saatte 3 gol yedi... Şartlar böyle olunca da Daum ve oyuncuları F.Bahçe’nin bu kupadaki başarısızlığının 27’ncisine de imza atmış oldu.

Bilica

GEÇTİĞİMİZ günlerde Bilica’nın eski hocası Bülent Uygun’la görüşmüştüm. Bilica için “O sadece kesici görevini yapmalı, ileriye çıkarsa dönerken hata yapar” demişti. Oysa Bilica sürekli ileri çıkıyor, bazen de uzun toplarla oyun kurmaya çalışıyor. Fakat her iki konuda da Bülent hocanın söylediği gibi yeterli bir oyuncu değil Bilica. Bunu dün de gördük.

İstiklal Marşı solo söylenmesin

İSTİKLAL Marşımızı solo olarak seslendiren Hakan Aysev, kelimenin tam anlamıyla büyük bir talihsizlik yaşadı... Hatta biraz daha ileri gideyim; büyük bir fiyaskoya imza attı. Bir Türk tenorun İstiklal Marşımızın sözlerini yanlış söylemesi bana göre iş kazası olarak geçiştirilmeyecek kadar önemlidir. Entanasyon yani detone sürtone olayına hiç girmeyeyim o daha da vahimdi çünkü. Fakat böyle bir organizayonda Hakan Aysev’in bu hatası sanırım Mehmet Akif Ersoy’un da kemiklerini sızlatmıştır.
Bir şey daha eklemeliyim; Bence İstiklal Marşımız solo okunmamalıdır çünkü o marş büyük Türkiye korosu hep birlikte söyleyince anlamlıdır.

MAÇIN ÜÇ ADAMI

Engin – Serkan - Umut

X