Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye hala Çin’i keşfedemedi…

1,5 milyarlık bir ülke. Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri. Geleceğin, süper gücü. Oysa Türkiye Çin’i hala keşfedebilmiş değil. Nedenini anlamak imkansız. İhtiyacımız olan hammaddelerin önemli bölümü daha ucuz olmasına, satacak çok ürünümüz bulunmasına rağmen, Çin yokmuş gibi davranıyoruz. Acaba kanımızdaki gizli ırkçılık mı bu açılımı engelliyor?

Yandaki kutulara bir göz atın lütfen.

1,5 milyarlık bir Çin ile Türkiye arasındaki ticari ve ekonomik işbirlikleriyle ilgili rakkamlara bakın.

 

Ne kadar komik değil mi?

 

Bence bu durumkomikliğin ötesinde. Hiçbir şekilde nedenlerini de anlayabilmiş değilim. DEİK’in raporları gerekçelerini özetlemiş, ancak inandırıcı değil.

 

Ben, dünya’nın dört bir köşesinde Türk girişimcilerle karşılaştım. Vietnam’da fransız ekmeği üreten Türklerle, Tacikistan ve Özbekistan’ın güç koşullarında çalışan girişimcilerle,Afrika’nın uçsuz bucaksız yerlerinde yatırım yapanlarla tanıştım.

 

Ancak bu kahramanları Çin’de bulamadım.

 

Çin belki küçük ve orta boy işletmeler için, iş kurmak açısından kolay bir yer değil. Bürokrasisi son dereceağır ve merkezi yönetim halageçerli olduğundan dolayı parasal gücü kısıtlı küçük ve orta boy işletmeler dayanamayabilirler. Buna karşılık, aynı küçük ve orta boy işletmeler batıdan elde ettikleri hammadde varsa, mutlaka Çin’e gitmeli ve aynı malı yarı fiyatına alıp alamayacaklarını incelemeliler.

 

Çin kendi başına bir kıta. Çin’i görmeden ölmemelisiniz.

 

Herşeyi var. Yeter ki, gidip görünve seçiminizi yapın. Sadece iş adamları için değil. Bu tavsiyem benim gibi, bu ülkeyi hiç görmemiş gazeteciler, turizme meraklı kişiler, bilim adamları, özetle herkes için geçerli.

 

Bugüne kadar neden Çin’i keşfedemediğimizi (burada, hala Çin’e gitmemiş, hiçte ilgilenmemiş olanlara haykırmak istiyorum) bir türlü anlayabilmiş değilim.  Kendi kendime, “Orta Asya’nın derinliklerine Avrupa ve Amerika’nın en ücra köşelerine giren Türkler neden yeterince burada değil?” diye sordum.

 

Acaba, kanımızdaki gizli bir ırkçılık dürtüsü mü bizi Çin’den uzak tutuyor, anlayabilmiş değilim.

 

Gerekçesi ne olursa olsun, Çin’i hala keşfedememek, doğru dürüst ticaret yapamamak bizler için büyük bir kayıptır.

 

AB, 40 YIL SONRA TÜRKİYE VE UKRAYNA’SIZ BİR HİÇ’TİR
 

İnanamazsınız, Çin’de geçirdiğim her an Avrupa Birliği’nin (AB) kulaklarını çınlattım.

 

Neden biliyor musunuz?

 

Zira, Çin çok büyük ve geleceğin süper gücü. Avrupa ise, zengin şişman ve birşeyler yapmadığı taktirde yavaş yavaş eriyebilecek bir dev.

 

Eğer AB, bundan 40-50 yıl sonra hala bir güç olmak ve erimemek istiyorsa, o zaman Türkiye’yi tam üyeliğe kabul etmek zorundadır.

 

Eli mahkumdur.

 

Bugünkü kafayla, Avrupa hiçbir yere varamaz.

 

Çin’den baktığınızda, ne İngiltere, ne Almanya ne de Fransa... Hiçbirinin eski ağırlığı veya etkinliği var.

 

Eğer AB, Türkiye’yiiçine almazsa, 40 yıl sonra. Çin’in veya ABD’ninküçük bir müttefiği olarak kalır.SadeceTürkiye değil, bu global büyümeye ayak uydurabilmek için, Ukrayna’yı da hesaplarına katmak zorundadır. Bugünün global dünyasında, Türkiye’yi ve Ukrayna’yı içine almamış bir Avrupa, istediği kadar kültür sömürüsü yapsın, bir yere varamaz.

 

AB artık hasaplarınıyeniden yapmak ve küçük düşünmek yerine global yaşamda kendine yer açabilmek istiyorsa, küçümsediği ülkeleri de içine sindirmenin yollarını aramalıdır. Ancak, Türkiye ve Ukrayna’nın da, “Bizim özel koşullarımız var. AB’nin demokrasi kurallarına aynen uyamayız” kolaylığından vazgeçip, temel değerleri biran önce içlerine sindirmeleri gerekiyor.

 

Özetle, fazla zaman harcamadan hepimiz hesaplarımızı yeniden yapmalıyız. Benden çok daha uzun yaşayacak olanlar eminim “ M.Ali Birand demişti...” diyeceklerdir.

TAKLİT, BATININ SÖMÜRÜSÜNÜ BOZUYOR...

 

Çin’de insanı dehşete düşüren şey, batının en ünlü markalarının taklitleriyle karşılaşmak ve kaça satıldıklarını görmek.

 

Bir markanın taklidini yapmak ve onu da çok ucuza satmak kötü birşey. Bir yazar veya sanatçı yıllarca uğraşıp bir değer yaratıyor, sonra birileri gelip onu alıyor ve aynını yapıp satıyor.

 

Bunun basit bir hırsızlıktan hiç farkı yok.

 

Ancak, madalyonun bir de öbür yanı var.

 

Eğer biz bir değer yaratıyor ve bu değeri, son derece abartılı şekilde bir kazanç sağlamak için inanılmaz bir fiyata satıyorsanız, işte o zaman “taklitler” kendi kendilerine bir pazar bulabiliyorlar.

 

Örnek vereyim.

 

Eğer bir Cartier saati, 10 bin dolara satıyorsanız ve maddi ve manevi değeri bu değilse ve de biri hemen hemen aynı kalitedetaklidini yapıp 100 dolara satıyorsa, suçu kendinizde aramalısınız.

 

Çin’deki taklit sanayii, bir yerde batının marka sömürüsüne önemli bir darbe indirmiştir. Alkışlamıyorum, ancak ortada bir de açık gerçek var. Çin gibi ülkeleri, taklit nedeniyle cezalandırırken, kendi sömürü düzenimizi de sorgulamamızda yarar yok mu?


ÇİN’İN TEK DÜŞMANI KENDİ BÜROKRASİSİ

 

Size bir haftadır Çin’in nimetlerinden, nasıl müthiş bir ülke olduğundan ve geleceğin süper gücü konumuna gireceğinden söz ettim.

 

Çin haftasını kapatmadan önce, Çin’in en zayıf noktasından, ilerde büyümesini engelleyecek tek büyük sorunundan da söz etmek siterim.

 

Çin’in tek düşmanı, merkezi yönetimin yarattığı bürokrasi ve bu bürokrasinin yarattığı yolsuzluk salgınıdır.

 

Bürokrasi, bu ülkeyi örümcek ağı gibi örmüş durumda. Son derece etkisiz, yetersiz ve bir sülük gibi. Hemtoplumu hem de yabancı yatırımcıyı sömürüyor.

 

Bir küçük örnek, THY’nin Şanghay-İstanbul seferi Beijing’e iniyor. Şanghay’da gümrükten ve pasaporttan geçiyorsunuz.Beijing’e inince, yenidengümrük vepasaporttan geçiriliyorsunuz.Transit denilen yöntem kullanılmıyor. Zira, Bay bürokrasiye iş gerekiyor.

 

Bürokrasi, bu ülkeyi açıkça engelliyor. Eğer çözüm bulunmazsa, ilerde de süper güç olmasını engelleyecektir.

 

                                             *                               *                               *

SEKTÖRLER

 

Çin ekonomisi büyük oranda imalat sektörüne dayanmakta, tarım sektörü giderek daralmakta, gelişmekte olan ekonomilerde görüldüğü üzere işgücü tarladan fabrikaya ve kırsaldan kente geçişyapmaktadır.Ancak şu an itibarıyle ülkenin doğu, orta ve batısı üç farklı ekonomik görüntü çizmektedir ve aynı farklı görüntü sektörler için de mevcuttur.


TÜRKİYE-ÇİN TİCARİ İLİŞKİLERİ

 

Türk iş çevreleri, henüz Çin pazarının sunduğu imkanlardan yararlanmıs değildir. Türk firmalarının Çin’de kord bezi, çelik, değerli madenler, plastik, inşaat, gıda ve tekstil alanında az sayıda girişimi bulunmaktadır ve bu yatırımların toplam değeri yaklasık 150 milyon dolar civarındadır. 26 Türk firmasının ofisi veya temsilciliği bulunmaktadır. Çin’de faal olan başlıca Türk firmaları şunlardır: Çimtaş, Demirdöküm, Fabeks Dış Ticaret, Akman Holding,Ünsa Ambalaj, Şişecam, Hipokrat Tıbbı Malzemeleri, Mozaik Tekstil,Zorlu Tekstil, ,goldaş, Garanti Bankası, BahçeşehirEğitim Kurumları, İş Bankası,Sabancı Holding, Gürel Grubu- Kütaş A.Ş.

 

TÜRKİYE İLE ÇİN ARASINDAKİ TİCARET (‘000 Dolar)

                      

İhracat (X)     İthalat (M)                 X/M              Hacim            Denge

2006              339.154         6.160.942                 0,05               6.500.096      -5.821.788

2007              641 557         8.132.319                 0,07               8.773.876      -7.490.762

 

Kaynak: TUIK, Ocak – Ağustos Dönemi rakamları

 

Türkiye'den Çin’e yapılan ihracatın hacmi kadar yapısı da arzu edilen görüntüyü sergilemekten bir hayli uzaktır. Büyük oranda demir-çelik ürünlerine dayanan ihracat, belirli kalemlere odaklanmıştır. Tuz, kükürt ve çimento; inorganik kimyasallar; metal cevherleri ve sentetik suni devamsız lifler ihracatı toplam ihracatın yüzde 41’ini oluşturmaktadır. İthalatta ise en fazla öne çıkan ürünler yüzde 23.6 ile elektrikli makinalar ile yüzde 22.2 ile kazanlar ve makinalardır. Dış ticaretteki dengesiz durum iki tarafın ekonomik yapılarındaki farklılığa ek olarak Türk firmalarının Çin pazarı hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaları, Türkiye ile benzer ihraç ürünlerine sahip ülkelerin Çin pazarında daha aktif ve sürekli bir varlık göstermeleri, Çin tarafından uygulanan tarife dışı ve teknik engeller, coğrafi uzaklık, lojistik ve taşımacılık sorunları, muhabir banka sıkıntıları, güvensizlik gibi çesitli nedenlere dayanmaktadır.

 

İLGİLENENLERE :

 

SEYAHAT İÇİN:

Private Class Travel Services

Didem Gürcan (didem@private-class.com)

www.private-class.com

0212 324 80 22

 

İŞ YAPMAK İÇİN

DEİK

www.deik.org.tr

0212 339 50 00 (pbx)

0212 270 41 90 (pbx)

X