Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye haklıdır ve doğru adım atmıştır

Türkiye’ye bir şeyler oluyor (!). Eskiden sadece seyrederdik, şimdi ise ileri adım atan taraf olduk. Kıbrıs konusunda doğru bir manevraya girişildi.Rumlar bunu reddetseler dahi önemli değil. Önemli olan AB ve ABD’ nin bu yaklaşıma destek vermeleridir.

Türkiye, Annan planıyla ilgili cesaret dolu yaklaşımının yaşandığı 2004’ten bu yana, bir suskunluğa girmişti. Anan planını biz kabul etmiştik, ancak Rumlar reddetmelerine rağmen AB tarafından ödüllendirilmiş ve AB’ye tam üyeliğin tüm nimetlerinden yararlanır bir konuma girmişti.

          

Bu durum karşısında bizler küstük.

Sesimiz sedamız kesildi. Elimizi ayağımızı çektik ve “Biz yapacağımızı yaptık, bundan sonrası AB’ye aittir. Verdiği sözleri tutmalılar” tutumunu benimsedik.

 

Ankara işte bu sessizliğini bozdu. Alanı tamamen Rumlara bırakma anlamına gelen politikadan vaz geçti.

 

En doğrusunu yaptı.

 

Kıbrıs konusunda Salı günü açıklanan ve yarın Başbakan tarafından, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a tekrar anlatılacak olan bu yeni paket, Kıbrıs sorununun çözümünü hedeflemiyor. Aksine, çözüme zemin hazırlayacak, bölgede istikrarı ve karşılıklı güveni arttıracak bir adım.

Ankara bu girişimiyle, Rumların oyununu bozmaya, AB içinde istedikleri gibi cirit atmalarını önlemeye ve en önemlisi “limanlarını Rum gemilerine karşılıksız açmamaya- eğer açılacaksa, Rumların da karşılığında bir şeyler vermesini” sağlamaya çalışıyor.

 

Türkiye, beklentilerindenhiçbirini elde edemeyebilir.

 

Hiç önemli değil.

 

Bırakın Rumlar karşı çıksınlar, itiraz etsinler. Faturayı da ödemek zorunda kalsınlar.

 

Türkiye ,limanlarını karşılıksız açamaz ve açmamalıdır.

 

Avrupa Birliği, Rumları bu kadar serbest bırakmamalıdır.

 

Artık yeter…

 

                                                         *                    *                    *

 

ANNAN’IN GÖREVİ BU YIL BİTİYOR

 

Türkiye’nin son Kıbrıs girişiminin kilit insanı, BM Genel Sekreteri Kofi Annan. Eğer Genel sekreter Türkiye’ nin girişimini benimser ve haziran ayında dörtlü bir toplantı yapılması için harekete geçerse, Ankara amacına ulaşmış olacak.

          

Ancak Annan kızgın. Rumlar tarafından aldatıldığına inanıyor ve tüm taraflar anlaşmak istediklerini açıkça belirtmedikleri taktirde masaya oturmayacağını çok açık biçimde herkese söylüyor. Ancak ,Türkiye’ nin girişimi “nihai çözüm” ile ilgili değil. Çözüme zemin hazırlamayı hedefliyor. Ayrıca ortaya atılan öneriler, Annan planından alınmış fikirlerden oluşuyor.Sonuncu etken de, Genel Sekreterin bu yıl sonunda görevinden ayrılması.

          

Kofi Annan, bunca çaba harcamasına rağmen sonuç alamadığı Kıbrıs konusunda belki son bir katkıda bulunmak isteyebilir. Biraz zor olsa dahi, yine de tamamen ümitsiz değil. Yine de , Genel Sekreterin hareketlenmesinin tek yolu, Washington, Londra ve Brüksel’den yeşil ışık almasına bağlıdır.

 

                                            *                    *                    *

 

RUMLAR, ADAYI KENDİ ELLERİYLE BÖLÜYOR…

                      

Kıbrıs Rumları kısa ve orta vadede iyi bir oyun sergilediler.

                      

Bizim kalemize goller attılar.

                      

Ancak, hayatın hep böyle devam edeceğini sanıyorlar. Yani, her yaptıkları yanlarına kar kalacağını ve sürekli şekilde AB’ nin desteğini elde edeceklerini hesaplıyorlar.

                      

Oysa yanılıyorlar.

                      

Rumlar, Türkiye’ nin hazırladığı önerinin amacını çok iyi görüyorlar. Zira şimdiye kadar defalarca kendileri bu tip paketler hazırlamışlardı.

                      

Bu defa da reddedecekler.

                      

Reddettikleri taktirde ne Türkiye, ne de AB’nin bir yaptırım gücü var. Sadece susus oturacaklar.

                      

Ancak, Annan planından bu yana Papadopulos’un uyguladığı politikaların iki önemli sonucu olacak:

                      

Biri, uzun vadede Kıbrıs’ın bölünmesi pekişecek, Uluslararası kamu oyunda “bölünmüşlük” durumuna giderek alışılacaktır.

                      

Diğeri de, Avrupa Birliğinin sonuna kadar Rumları desteklemesinin imkansızlığıdır.

Bakalım birlikte göreceğiz.
X