Dünya Haberleri

DÜNYA

    Türkiye 'devler liginde'

    Hürriyet Haber
    18.05.2010 - 12:23 | Son Güncelleme: 18.05.2010 - 12:45

    Türkiye 17 aydır “devler liginde”. 50 yıllık sürenin ardından, Türkiye iki yıllığına BM Güvenlik Konseyi üyesi oldu.

    1 Ocak 2009’da başlayan Güvenlik Konseyi üyeliğinin üzerinden yaklaşık 17 ay geçti. Peki neler yaptı Türkiye? Bu üyelik, hem Türkiye’nin imajına, hem Türk dış politikasına nasıl yansıdı?
    İşte yanıtları;

    “KONSEY’DE CEZALANDIRICI DEĞİL, ÇÖZÜME KATKIDA BULUNAN TÜRKİYE”

    İlk izlenim;
    BM Güvenlik Konseyi üyeliği, Türkiye’nin ufkunu açmış.
    Bunu somut olarak, BM’daki Türk Büyükelçisi Ertuğrul Apakan’ın maiyetindeki memurlar ile Pazartesi sabahı yaptığı “koordinasyon toplantısında” görüyoruz.

    Zeynep GÜRCANLI hurriyet.com.tr

    Türkiye’nin Güvenlik Konseyi üyeliğini de üstlendiği BM’deki karargahında halen 17 diplomat görev yapıyor. Onlara Genelkurmay’dan askeri konulardaki uzman bir subay ile bir sivil uzman, enerji uzmanı da destek veriyor. Ayrıca bir de hukuk konularıyla ilgilenen hukukçu uzmanlar var.
    Masa başında, herkes Büyükelçi Apakan’a o hafta yapacakları temas ve toplantıları tek tek söylüyor;
    BM Genel Kurulu’ndaki İnsan hakları toplantısı, Nepal’de son gelişmelere ilişkin Güvenlik Konseyi toplantısı, Nükleer silahların önleme anlaşması gözden geçirme toplantıları, terörle mücadele komitesi sunumu, Cezayir gözden geçirme komitesi, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki barış gücünün görev süresinin uzatılması toplantısı, sürdürülebilir kalkınma komitesi, Filistin komitesi, Burundi Komitesi, BM Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin Kongo’ya yapacakları gezi, Kosova konusu, İstanbul’da planlanan Somali konferansı hazırlık toplantısı, Kıbrıs değerlendirme toplantısı, barış gücü operasyonları bütçe toplantısı….
    Coğrafyanın genişliği, konuların çeşitliliği insanın başını döndürüyor.
    Ama biz sadede gelelim. Ve yeniden Türkiye’ye odaklanalım.
    Soru şu;
    Türkiye tüm bu toplantılarda ne yapıyor? Hangi görüşleri savunuyor?

    “ZAYIF TARAFI KOLLAYAN TÜRKİYE…”

    Türkiye’nin tüm bu konulara bakışında ortak birkaç prensip var;
    • Türkiye, kendi özel gündemini Konsey’e taşıyıp, BM Güvenlik Konseyi üyeliğini istismar etmiyor. (Ki, bu üyeliği çok istismar eden ülkeler var .Kendi görüşlerini, Konsey’in de görüşü haline getirmek için yapmadıkları diplomatik numara kalmıyor kimi zaman)
    • Türkiye, Güvenlik Konseyi’nde zayıf tarafı kolluyor
    • Kalkınma diplomasisine öncelik tanıyor
    • Hangi konu Konsey’e gelirse gelsin, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun sık sık kullandığı “ahlaki derinlik” prensibi göz önüne alınarak politika belirleniyor.
    Ve en önemlisi;
    * Güvenlik Konseyi’nde, hangi konu tartışılırsa tartışılsın, her zaman “cezalandırıcı değil, çözüme katkı verici” bir tutum izliyor.

    SADECE İKİ RET OYU; İKİSİ DE KIBRIS’TA

    Ve ilginç bir istatistik.
    Türkiye’nin yaklaşık 17 aydır masada oturduğu BM Güvenlik Konseyi’nde, bu süre içinde pekçok oylama olmuş. Ve Türkiye sadece iki konuda “ret” oyu kullanmış.
    Sürpriz ise şu;
    Bunca konu içinde, Türkiye’nin “ret” oyu verdiği iki kararın ikisi de Kıbrıs konusunda. Burada Türkiye’nin en büyük itirazı, kullanılan ifadelere oldu. Kıbrıs Rum Yönetimi’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” gibi gösterilmesine resmen itiraz edildi.

    50 YIL SONRA GELEN ÜYELİK

    Türkiye, yaklaşık 50 yıllık bir bekleyişin ardından, Ekim 2008’de BM Genel Kurulu’nda yapılan oylama ile Güvenlik Konseyi üyeliğine seçildi. Üstelik, BM’nin 192 üyesinin 151’inin oyunu aldı. 2009-2010 tarihlerini kapsayan iki yıllık bu görev için Türkiye, BM’deki “Batı Avrupa ve diğerleri” grubundan aday oldu. Rakipleri İzlanda ve Avusturya idi. BM Güvenlik Konseyi, 5’i daimi, yani veto yetkisine sahip (Fransa, İngiltere, ABD, Rusya ve Çin), 10’u ise iki yıllığına seçilen toplam 15 üyeden oluşuyor. BM Güvenlik Konseyi’ndeki 10 geçici üyenin veto yetkisi ise bulunmuyor.

    DIŞ POLİTİKADA YENİ ÖNCELİK: KALKINMA DİPLOMASİSİ

    Türkiye’nin BM gündeminde en önemli konulardan biri de bu;
    Kalkınma diplomasisi…
    Türkiye, bunu en başarılı yürüten ülkelerden biri.
    Aslında bu konunun Türkiye gündemindeki yeri öyle çok eski değil. Ciddi şekilde ancak BM Güvenlik Konseyi üyelik sürecinde Türkiye bu konuya eğilmiş. Seçimi yapacak ülkelerin çok büyük bölümü fakir ve geri kalmış ülkeler olması, aday Türkiye’yi bu konuya eğilmeye adeta zorlamış.
    Ancak Güvenlik Konseyi üyeliği ile birlikte, “Kalkınma diplomasisi” konusu Türkiye’nin en önemli dış politika unsurlarından biri haline gelmiş.

    BM’DE TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN İKİ YARIŞ

    BM’de önümüzdeki dönemde Türkiye’yi bekleyen iki de “yarış” var;
    İki önemli konuda Türkiye aday oldu
    Bunların ilki, BM Nüfus Fonu’nun açacağı bölgesel ofisin yeri konusunda. Türkiye, bu konuda İstanbul’u aday gösterdi. En büyük rakip ise, daha önce BM Güvenlik Konseyi üyeliği oylamasında yendiğimiz Avusturya.
    Oylama Haziran ayı içinde yapılacak. Bakalım, Avusturya’yı bir kez daha yenebilecek miyiz? New York’taki genel görüş, Türkiye’nin ofisi alacağı yönünde.
    İkinci önemli oylama ise, BM Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Komitesinde yine Haziran ayında olacak. Türkiye, Komite üyeliği için Prof Feride Acar’ı aday gösterdi. Bizim diplomatlar, bu konuda da var güçleriyle kulis yapıyorlar.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı