Gündem Haberleri

    Türkiye deklarasyona üzüldü

    Hürriyet Haber
    22.09.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Türkiye, AB’nin karşı deklarasyonunu üzüntüyle karşıladığını, bugünkü koşullarda Kıbrıs Rum Kesimi’nin tanınmayacağını bildirdi.Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, "haksız yaklaşımlar içeren" AB’nin Karşı Deklarasyonu’nu üzüntüyle karşıladıklarını, bugünkü koşullarda Kıbrıs Rum Kesimi’nin tanınmayacağını belirtirken, "Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki politikası bellidir ve sarihtir" dedi.    Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, AB’nin Karşı Deklarasyonu’nu hakkında yazılı bir açıklama yaptı. AB’nin bir karşı deklarasyon yayınlamasını "üzüntüyle karşıladıklarını" belirten Tan, açıklamasını şöyle sürdürdü: TÜRKİYE’NİN KIBRIS POLİTİKASI BELLİ VE SARİHTİR "Bu deklarasyon, Türkiye ile AB arasında 40 yılı aşkın süren geleneksel işbirliğinin ruhu ile bağdaşmayan bir üslup içinde bazı haksız yaklaşımlar ve bazı yeni unsurlar içermektedir. Tek taraflı ve siyasi nitelikte olan bu deklarasyon Kıbrıs ile ilgili BM çözüm sürecinde zafiyete neden olabilecektir.  Bu yaklaşımı paylaşmamız mümkün değildir. Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki politikası bellidir ve sarihtir. Bu durum Sayın Bakanımızın BM Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada da bir kez daha ortaya konulmuştur." YENİ UNSURLAR GETİRİLMESİNİ AÇIKLAMAK ZOR Türkiye’nin, Ankara Anlaşması ve Ek Protokol’den kaynaklanan yükümlülüklerini "tüm üyelere ayrım yapmadan uygulanacağını müteaddit vesilelerle açıkladığını" kaydeden Namık Tan, "Esasen, Ankara Anlaşması ve ilgili Ortaklık Konseyi Kararları’nda uygulamada çıkabilecek sorunların görüşülebilmesi için çeşitli mekanizmalar öngörülmektedir. Bu nedenle Protokol’ün uygulanmasının takibi hususunda yeni unsurlar getirilmek istenmesinin izahı zordur" dedi. AB’NİN ÜÇ SORUMLULUĞU Deklarasyonda Kıbrıs Türk halkının varlığı, statüsü, hak ve beklentilerinin göz ardı edilmiş olmasının "vahim bir haksızlık" olduğunu vurgulayan Dışişleri Sözcüsü Namık Tan, AB’nin Kıbrıs konusunda  yerine getirmesi gereken bazı sorumluluk ve yükümlülüklerini de şöyle özetledi:    "Birincisi, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs konusundaki kapsamlı çözüm çabalarının aktif bir şekilde desteklenmesi ve çözüm sürecini kolaylaştıracak ortam ve koşulların hazırlanmasına katkıda bulunmasıdır. Bu esasen AB Zirve kararlarında da yer alan bir vecibedir.    İkincisi, AB Konseyi’nin 26 Nisan 2004 tarihinde almış olduğu karar uyarınca, Kıbrıs Türklerine verilen sözün yerine getirilmesi, tüm ambargo ve kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Bu doğrultuda, AB Komisyonunca hazırlanmış olan doğrudan ticaret ve mali yardım tüzükleri daha fazla gecikmeden ve tam olarak uygulanmalıdır.    Üçüncüsü, AB Konseyi’nin ve BM Genel Sekreteri’nin çağrılarına uygun olarak, Türkiye’nin 30 Mayıs 2005 tarihinde yapmış olduğu Kıbrıs’ta kısıtlamaların eşzamanlı olarak, tüm ilgili taraflarca kaldırılması yönündeki öneri paketinin desteklenmesidir."
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı