"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Türkiye’de İtalyan bir sokak çocuğu

YİNE yollardayım. Yine haber için. Sizi, Elele eylül sayısında yayınlanacak Jerfi Benveniste röportajıyla baş başa bırakıyorum. Siz onu “Bay J” olarak tanıyorsunuz. Televizyonda “Benzemez kimse sana” programında izliyorsunuz. Nasıl biri olduğunu merak ediyorsanız buyurun, buradan okuyun. Röportajın devamı Elele’de...

Bunca yıl nerede saklandın?
-  Saklanmadım, sakladılar.

Nasıl yani?
-  9 yıl Power FM’de çalıştım. Orada radyoculuğun büyülü bir havası olduğuna inanılır. Kimse senin kim olduğunu bilmez, sesini duyar ve herkes kafasında bir resim çizer.../images/100/0x0/55ea104cf018fbb8f868f728

Ve sonunda canına tak etti...
-  Hayır ama bir kutunun içinde yaşamaktan sıkıldım. Değişiklik istedim. Daha fazla özgürlük vaat eden bir radyodan teklif gelince de kabul ettim...

Öykün nedir? Nerede büyüdün?
-  Şişli’nin arka sokaklarında. Annem Türk vatandaşı, Musevi. Babam İtalyan. Ben Türk vatandaşı değilim ama bir Türk’ten daha çok Türk hissediyorum. Bu ülkeyi delicesine seviyorum ve dünyanın herhangi yerinde yaşamayı aklımın ucundan bile geçirmiyorum.

İnsan Musevi bir anneden neler öğrenir?
-  Bağlılığı, sevgiyi, Musevi kültürünü, yemeklerini. Çok iyi yemek pişiririm...

Sevgililerin Musevi mi oluyor?
-  İnanır mısın hiç olmadı! Karım da Türk’tü. Türkiye’de yabancı bir vatandaş olarak yaşayınca, milliyetlerin, ırkların falan ne saçma sapan bir şey olduğunu anlıyorsun. Ben, tabii ki mahallemdeki kızla kaynaşıp birlikte olacağım, gidip kendime bir İtalyan kız bulacak halim yok...

Ama aynı zamanda Türk vatandaşısın değil mi?
-  Yok değilim. Burada ikametle yaşıyorum. Ama bildiğin İstanbulluyuz, hem de iki üç nesildir.

Seni şekillendiren öyküler ne? Nasıl bir çevrede yetiştin?
-  Sokak çocuğuyum ben, Getto’da büyüdüm. Hep “Hooop! Oğlum İtalyan!” diye çağırdılar beni. Ama hiçbir yabancılık hissetmedim. Evde Fransızca, İspanyolca konuşulurdu, sokakta Türkçe, baba dilim zaten İtalyanca. Karma kültürler arasında büyüdüm...

Uyum sorunu filan...
-  Yooo. Kahve kültürünü de bilirim, gerektiğinde beyefendi de olabilirim...

Nerelerde okudun?
-  İtalyan okullarında. İlkokulu diplomatik bir okulda, sonra İtalyan Lisesi. Boğaziçi Üniversitesi’nde iki sene Uluslararası İlişkiler. Sıkıldım. Yine Boğaziçi’nde İngilizce öğretmenliği. Sıkıldım. Bu sefer konservatuara girdim, opera solistliğine başladım. Sıkıldım. Londra’dan radyo teklifi geldi. E, gencim heyecanlıyım. “Ne operası, ben Londra’ya gidiyorum!” dedim, radyoculuk yapmaya başladım. Sıkıldım. Amerika’ya gittim UCLA’de iki sene müzik okudum. “Writing Hit Songs” (hit müzik yazmak) gibi ilginç dersler aldım. Döndüğümde beş sene aralıksız reklam filmi müziği yaptım. Duyduğun, dinlediğin bir sürü reklam müziklerini ya bestelemişimdir ya da seslendirmişimdir. Sıkıldım. Sonra Power FM. O bak uzun sürdü, 9 yıl. Sıkıldım. Şimdi de Doğuş Grubu’nda Virgin Radyo’dayım...

Aldığın eğitimin, yaptığın şeylerin çok üstünde değil mi?
-  Eğitimim de karışık. Tam olarak eğitim aldım diyemem. Kendi kendimi geliştirdim galiba.

Şu anki hayallerin ne? Ne olsun istiyorsun?
-  Çok genç değilim, dev hayallerim yok. Rock yıldızı olmayı hayal etmiyorum!

Daha fazla para kazanmak peki.../images/100/0x0/55ea104cf018fbb8f868f72a
-  Hiçbir zaman para kazanmak için çalışmadım. Hep iyi işler yapmak istedim, onlar da para getiriyor zaten.

Sokaklardan mı daha çok öğrendin, kadınlardan mı, radyoculuktan mı...
-  Kesinlikle kadınlardan! Zaten yaptığım komedi programlarının ham maddesi her zaman kadın-erkek ilişkileri ve kadının davranış biçimleri oldu. Her kadın başka bir dünya, başka bir gezegen. Ben de yaşadığım acıklı ilişkileri komediye çevirdim. En çok güldüren de onlar oluyor sanırım...

Oğlumla hiçbir kadınla yaşamadığım seviyede bir aşk yaşıyorum

10 yıl evli kaldın ve boşandın...
-  Evet, bir de oğlum oldu. Hayattaki en değerli varlığım.

Kaç yaşında?
-  10 Hiçbir kadınla yaşamadığım bir seviyede aşk yaşıyorum onunla. Ölüyorum, bitiyorum, tapıyorum. Allahtan çocuk sahibi olmuşum. Şu hayatta baba olma duygusunu tatmasam, eksik kalırmışım...

Adı ne?
-  Eros.

Of çok iddialı...
-  Yok ya, ben Romeo koymayı istiyordum da iddialı olur diye vazgeçtim!

Kadın, bir an geliyor ilişkiyi kendisine bahşedilmiş bir nimet gibi algılamaya başlıyor

Kadınlarla ilişkinde arızayı kim yaratıyor genelde? Sıkılıyor musun? N’oluyor?
-  Benim davranışlarım yüzünden, kadın ilişkiyi artık kendisine bahşedilmiş bir nimet olarak görmeye başlıyor. Önemimi kaybediyorum. Sonra da aldatılıyorum. Birkaç kere böyle aldatıldım.

Erkekler, öldürsen bunu söylemez. Sen normal bir şey gibi anlatabiliyorsun...
-  Niye anlatmayayım? Onlar aldatıyor, ben terk ediyorum, bitiyor ilişkimiz. Aldatmak, bence ilişkinin bittiği nokta. Aldatılıp ya da aldatıp o ilişkiye devam eden insanları hiçbir zaman anlamadım. Aldatılmanın utanacak tarafı da yok, poposu ayrı oynuyorsa kadının, o utansın! Benim ne suçum var? İnsan gibi davransaydı. Ben mesela hayatım boyunca kimseyi aldatmadım. Bir başkasına karşı bir elektriklenme hissedersem, birlikte olduğum insandan ayrılmam gerektiğini bilirim.

 

X