Eğitim Haberleri

    Türkiye’de güzel sanatlar eğitimi

    Prof. Neslihan PALA - Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü Başkan Yardımcısı
    24.08.2015 - 10:09 | Son Güncelleme:

    Sanat eğitimine hangi amaç ve beklentilerle başlamak gerektiği konusunda öncelikle biraz düşünce sarf etmiş olmak gerekiyor. Bu yolu seçmek, belli ölçüde bir altyapı inşasını da gerektiriyor. Ne kadar bilinçli olabilir gencecik bir aday? Sanatın bireysel ve toplumsal bir ihtiyaç olduğu konusunda bazen yakın çevremizdekilerle bile hemfikir olamıyoruz. Bu bilinç yoksunluğu sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyiyle de paralel bir durum, belirtmek gerekir belki. Ancak sanat, farklı kültürlere saygı beslemek, ortak evrensel değerler paylaşmaktır. Estetik duyarlılık geliştirmek ve dünyayı farklı algılamaktır. 19’ncu yüzyılda yaşamış olan ünlü heykeltraş August Rodin’in dediği gibi “Sanat insanın en yüce görevidir, çünkü dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışan düşünce temrinidir.”

    Ebeveynler sanat eğitimine şüpheyle bakıyor

    Sanat eğitimi, yani yeteneğe dayalı bir eğitim ebeveynlerin de şüpheyle baktığı bir alan. Ama sahne sanatları ve plastik sanatlar arasındaki yaklaşımları da farklı. Bir ebeveynin, çocuğumun bir heykeltraş olmasını arzu ederim demesi, çocuğumun piyanist olmasını istiyorum demesi kadar sık rastlanan bir cümle değil. Konservatuar eğitimi de yetenek eğitimidir, ancak çok erken başlanması gereken ve zaten ebeveynlerin arzu ettiği bir alan. Bu da, çocuğun erken yaşta sanata ve hayata yaklaşımını şekillendiren önemli bir süreç. Plastik sanatlar eğitimi alan ya da almak isteyen adayların sanmıyorum ki ebeveynleri 5-6 yaşındaki çocuklarının geleceğini bu yönde tasarlamış ya da hayal etmiş olsun. Çok sıra dışı yetenekler olmadığı sürece. Ne yazık ki bilinçli bir başlangıç olmuyor.

    Evrensel dili kullanmak da, bireysel dil oluşturmak da önemli

    Devlet kurumlarında plastik sanatlar eğitimi, serbest sanatlar diye de adlandırılan resim, heykel, enstalasyon, fotoğraf gibi alanları ve tekstil, seramik, grafik, endüstriyel ürün tasarımı, iç mimarlık gibi tasarım bölümlerini içeriyor. Yetenek sınavıyla alınan öğrenciler, sanat veya tasarım seçimi yaptıktan sonra eğitim ve öğretim süreçlerinde, alanlarının temel fonksiyonlarını öğrenir ve geliştirirler.
    Sanat ve tasarım eğitiminde evrensel dili kullanabilmenin dışında, bireysel bir dil oluşturabilmek çok önemli. Yaratıcılık, dünyayı algılama, eleştirel bakış, deneyimler ve duyarlılık, bireysel ifade biçimi zamanla şekilleniyor. Tüm sanat ve tasarım eğitim alanları, öğrencinin gözlem gücünün, algılama hızının, nesne-özne ilişkisi kurma ve çok yönlü düşünme yetilerinin keskinleşmesini hedefler. Sanatın teknik ve duyarlılık ilişkisini akord edebilmek çok yönlü düşünebilmeyi geliştiriyor. Tasarım eğitimi alan öğrencilerin program içerikleri ve hedef kitleleri, sanat eğitimi alan öğrencilere göre farklı. Bu fark, eğitim sonrası mesleğin icrasında da çok net ortada. Tasarım ürünleri günlük yaşantımızda yer alabiliyor ve geleceğin tasarımcılarıyla çalışma alanı sağlanabiliyorken, resim ve heykel bölümlerini tercih eden gençlerin durumu ne yazık ki epeyce zor. O yüzden bu yolda ısrarla devam eden gençleri kutluyorum.

    Yetenek eğitimi kurumdan kuruma değişiyor

    Vakıf üniversitelerinde bileşik sanatlar programları, sanatlar arası ortak deneysel üretim alanları yaratıyor. “Türkiye’de yetenek eğitimi” diye bir genelleme yapmak biraz zor. Kurumdan kuruma hem eğitim programları, hem de kalitesi değişiyor. Genelleyemeyiz ama nitelikli eğitim veren vakıf üniversiteleri ve devlet kurumları tabi ki var. Bazı vakıf üniversitelerinin sanat ve tasarım bölümleri, kavramsal düşünmeye ve kavramsal önermelere ağırlık verse de, sanat ve tasarım eğitimi veren devlet üniversiteleriyle ortak hedefleri uluslararası güncel sanatın ritmini yakalamak.

    Yurtdışında sanat eğitimi

    Türkiye’de olduğu gibi yurtdışında da, klasik sanat eğitimi ve disiplinler arası çalışmalara olanak sağlayan güzel sanatlar fakülteleri ve programları var.
    Öğrencilerin öğrenim süreçlerine faydalı olan Erasmus programları, yükseköğretim kurumlarının uluslararası işbirliğini teşvik ederek, öğrencilerimize farklı ülkelerde öğrenim imkanı sağlıyor. Bu sayede öğrenciler farklı eğitim sistemleri ile tanışıyor ve 1-2 sömestrlik ders kredilerini de gittikleri üniversiteden alıyor.

    Sanat mücadeleyi gerektiriyor

    MSGSU Türkiye’de sanat eğitimi veren en eski kurum. Gelenekçi yaklaşımımız, kurumumuzun köklü oluşundan kaynaklanıyor. Bu benim önem verdiğim bir eğitim anlayışı. Öğrencilerimizi, yurtdışındaki eğitim kalitesiyle yarışacak şekilde eğitiyoruz. Teknik ve mekan yetersizliğine rağmen birçok üniversite için de bu söylenebilir. Sanat eğitimi ve sanat, etkileşim halinde. Sanat eğitimi veren kurumlar piyasanın ihtiyaçlarına, güncelliği yakalamak adına cevap arayabiliyor. Sanat eğitimi almış ve sanat pazarına yön verebilen genç sanatçılar da çıkabiliyor. Ancak genelde bunu tek başlarına yapamıyorlar.
    Sanat eğitimi alıp, atölye ve sergiler açmak ve sanatçı olarak sevdiği işi yaparak ayakta durabileceğini düşünmek biraz romantik bir yaklaşım.
    Yaratıcılığın ve yeteneğin yetmediğini acı acı izlemek zorunda kalıyoruz. Romantik olmayan kısım, dediğim gibi tek başlarına ortaya çıkmaları konusundaki güçlükler. Son söylediklerim ilk söylediklerimle çelişiyor gibi algılanabilir ve gençlerin cesaretini kırabilir. Ama güzel olan ve olması gereken bu mücadele. Söylenecek sözü, zamanla oluşturulan dile dökebilmenin hazzı ve ihtiyacı hiçbir şeyle ölçülemez.

    Etiketler: egitim
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı