Dünya Haberleri

    Türkiye’de demokrasi

    Ünsal TURAN/Kopenhag
    12.08.2009 - 12:20 | Son Güncelleme:

    TÜRKİYE’deki gelişmeleri izlerken, kendi kendime soruyorum „acaba Türkiye, dünyanın en demokratik ülkelerinin başında gelen Danimarka’dan daha mı demokratik?“ Bu sorunun cevabını bulabilmek için iki ülkeyi karşılaştırmak zorundayım.

    Türkiye’de Kürt açılımı diye bir girişim atıldı ortaya. Nereden çıktı şimdi bu? Türkiye’nin, işsizlik, ekonomik, yolsuzluk gibi bir çok sorunu varken neden bu konu ortaya atıldı? Ortada açıklanan ne bir plan ne de icraat var. Kürt açılımı deyince, aklıma ilk gelen soru, peki, yarın, Ermeni açılımı, Rum açılımı,   Musevi açılımı, Alevi açılımı, Laz açılımı, Yörük açılımı gibi açılımlar da karşımıza gelecekmi? Türkiye’nin yapmak istediğini, Danimarka gibi bir ülke bile etnik gruplar için yapmıyor. Tam aksine etnik grupların haklarını kısıtlıyor.

    Bir taraftan açılımdan bahsediyor, Güneydoğu’da artık  kan akmayacağını öne sürüyorlar, şehit anneleri ile, ölen teröristlerin anneleri biraraya getiriliyor, Kürt anneler ellerinde barış yazılı pankartlarla Genelkurmay Başkanlığı’na yürüyor, diğer taraftan halen daha askerlerimiz şehit ediliyor. PKK militanlarının anneleri, Genelkurmay Başkanlığı binasına kadar yaklaşarak gösteri yaparken, öğrenciler coplanıyor.

    Ben de bazı yazar ve aydın kişiler gibi, bunun ülkeyi ve toplumu bölmek, toplum içinde ayrımcılık yapmak olduğunu düşünüyorum. Bugün sadece Kürtlere bazı haklar tanımaya kalkarsanız, yarın diğer etnik kökenli gruplar da hak istemeye başlarlar. Türk hükümeti, Türk ordusu, Türkiye’yi bölme oyunlarına gelmemeli.

    ABD’nin, önce Kuzey Irak, sonra da Türkiye’nin güneydoğusunu içine alan bir Kürt devleti kurma planları daha 1997 yılında hazırdı. Danimarkalı Sosyal Demokrat milletvekili ve gazeteci Lassa Budtz, Kuzey Irak’a yaptığı ziyaretten döndükten sonra «ziyaret nasıl geçti?» soruma şu sözlerle yanıt vermişti «Kuzey Irak’a gittim, oradaki Kürt gruplarla görüştüm. Şam da Öcalan ile yaptığımız görüşmeden sonra Ankara’ya gelip ABD büyükelçisi ile görüştüm ve temaslarım hakkında bilgi verdim. Büyükelçi bana, Kuzey Irak ve daha sonra Türkiye’nin güneydoğusunu da içine alacak bir Kürt devleti kurma hazırlıklarının tamamlandığını söyledi. Türkiye istese de, istemese de bölgede bir Kürt devleti kurulacak »
     
    Bu sözleri duyar duymaz önce gazeteme bir haber hazırladım. Ardından zamanın Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit’i telefonla aradım. Meşguldü, aradan 5 dakika geçmeden bizzat kendi beni aradı ve edindiğim bilgileri sordu. Duyduklarımı anlatınca, kendisinin benzeri bilgiler edindiğini, benim bilgilerimle kendi bilgilerinin uyuştuğunu belirterek teşekkür etti.

    Bunu niye anlattım. Türkiye üzerinde oynanan oyunların bilinmesi için. Yazımın başında Danimarka ve Türkiye’yi karşılaştırmaktan bahsetmiştim. 34 yıldır yaşadığım ve gazetecilik yaptığım Danimarka’da, bırakın silahlı eylem yapmayı, devleti bölmeye, yıkmaya yönelik bir fikriniz, eyleminiz olsa bile ömür boyu hapse mahkum olursunuz. Oysa Türkiye’de artık ekranlarda, miting alanlarında bölücülük yapılıyor. Bugün Danimarka’da gizli servis PET, bazı Müslümanları, devletin aleyhinde faaliyet gösteriyor, terörü destekliyor diye, mahkemeye bile çıkarmadan sınırdışı edebiliyor. Danimarka, göçmenler Danca öğrenemiyor, topluma uyum sağlamıyor diye anadili eğitimini, devlet radyosundaki göçmenlerin dilinde yapılan 15 dakikalık yayınları bile kaldırdı. Danimarka’da vatandaş sayılmak için,  tarihini, toplum bilgisini, dilini çok iyi bilmek ve sınava girip kazanmak gerekiyor. Danimarka dilini bilmezseniz hiç bir yerde çalışamazsınız. Verebileceğim o kadar çok örnek var ki. Oysa Danimarka, diğer AB ülkeleri gibi, Türkiye’ye, Kürtlere, Kürtçe yayın, Kürtçe eğitim gibi hakları verin diye baskı yapıyor.  Biz de kalkıyoruz Kürtçe açılım diye buna uyuyoruz. Peki Türkiye, Avrupa’da yaşayan, veya Bulgaristan, Yunanistan, Kuzey Irak, Makedonya gibi ülkelerdeki vatandaşlarının haklarını tam olarak elde edebilmiş mi acaba?

    Bence Türkiye’de tehlikeli bir oyun oynanıyor. Güneydoğu veya doğuda yaşam standartları konusunda açılımlar yapabilirsiniz. İş sahaları açabilirsiniz. Ama özerkliğe doğru atacağınız adımlar ülkeyi bölünmeye, iç savaşa götürür. Hele, hele, Öcalan gibi 30 bin kişinin ölümünden sorumlu bir katili muhatap alırsanız, buna ne şehit aileleri ne de Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk ilkelerinin koruyucuları seyirci kalır. Iyi düşünün.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı