Dünya Haberleri

DÜNYA

    “Türkiye’de çelişen gelişmeler yaşanıyor”

    Güven ÖZALP BRÜKSEL
    07.12.2014 - 00:30 | Son Güncelleme: 07.12.2014 - 00:30

    Avrupa Birliği Komisyonu’nun Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, Türk medyasında ilk söyleşisini Hürriyet’e verdi.

    AB Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu’nun İnsani Yardımlardan Sorumlu Üyesi Christos Stylianides ile birlikte bugün Türkiye’de olacak olan Hahn önemli açıklamalarda bulundu. Hahn, Türkiye’de son yıllarda bazıları endişe verici olan ama aynı zamanda bazıları pozitif adımlardan oluşan çelişen gelişmeler yaşandığı görüşünde.

    Görev sürenizde Türkiye’ye yönelik ana yaklaşımınız ne olacak? Türkiye’nin Avrupa perspektifine yönelik şüpheniz var mı?
    Türkiye’nin Avrupa perspektifine bağlıyım. Görev dönemimde AB-Türkiye ilişkilerinin ilerlediğini görmek istiyorum. Önümüzdeki 5 yılı Türkiye’nin reform sürecini desteklemek amacıyla her türlü çabayı göstermek için kullanacağım. Hem Türkiye’nin hem de AB’nin yararına olan somut sonuçlar elde edilmesi odakta olmalı.

    Avrupa’nın bir gün Türkiye’yi kaybetme riski var mı? Türkiye’nin başka alternatifi var mı?
    Türkiye, AB için stratejik öneme sahip. Güçlü ilişkileri korumak her iki tarafın da yararına. Türkiye, AB’yle yakın ekonomik ortaklıktan yararlandı AB de aynı şekilde ülkenin dinamik ekonomisinden yararlanıyor. Her iki ekonomi özellikle Gümrük Birliği aracılığıyla büyük ölçüde entegre olmuş durumda. Türkiye, AB’nin altıncı, AB’de Türkiye’nin ilk sıradaki ticari ortağı. Türkiye’deki yabancı yatırımların yarıdan fazlası AB yatırımcıları tarafından yapıldı. Türk pazarı AB’nin rekabet edebilirliği açısından büyük öneme sahip.
    Bölgedeki son gelişmeler dış politika alanındaki işbirliğini hiçbir zaman olmadığı kadar önemli kılıyor. Güçlü ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve göç, vize, enerji güvenliği, ekonomi ve dış politika alanlarındaki işbirliğinin daha ileriye götürülmesinin ortak çıkarımıza olduğuna inanıyorum. Ortak gündemimiz açık. Türkiye’deki reformların ivme kazanacağına güveniyorum.

    AB’nin Türkiye’de hala bir etkisi var mı?
    Bakan Bozkır’ın inisiyatifiyle onaylanan AB Stratejisi katılım sürecinin Türkiye’deki ekonomik ve siyasi reformlar için çok önemli bir çapa olduğunu teyit ediyor. Belge, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AB hukukunun reformlar için referans olacağını yeniden tasdik ediyor. Hükümetin AB konularını etkileme potansiyeli olan öneriler için AB Bakanlığı’na danışacak olması da teşvik edici. AB’nin reformlar için bir çapa olduğuna yönelik yenilenmiş vurguyu ancak memnuniyetle karşılayabilirim. Yakın işbirliği içinde çalışmak için sabırsızlanıyorum.

    Kısa vadede yeni başlıkların açılma ihtimali var mı? Varsa ne zaman?
    AB’nin taahhütlerine ve oluşturulmuş koşulluluğa saygı duyularak katılım müzakerelerinin ivme kazanması gerekiyor. Bu bağlamda başlıkların açılması ileri doğru atılmış bir adım olacaktır. Ziyaretim sırasında Türk mevkidaşlarımı ilerlemenin sadece Türkiye’ye bağlı olduğu kamu alımları, rekabet ile sosyal politika ve istihdam alanlarında çalışmayı sürdürmeye teşvik edeceğim. Türkiye’nin ekonomik ve parasal politika başlığında müzakereleri açmaya yönelik ilgisini de not ediyorum. Tabii başlıkların açılması için tüm AB üyeleri arasında konsensüs gerekiyor ve bu tür bir konsensüsün en erken fırsatta sağlanması için çabaları yoğunlaştıracağım.

    “Türkiye’de çelişen gelişmeler yaşanıyor”

    Türkiye’nin amacı 2023’te üye olmak? Bu pragmatik bir hedef mi?
    Müzakerelerde ilerleme Türkiye’nin AB’yle uyumlu reformlar yapma yeteneğine bağlı. Hatırı sayılır derecede ilerleme için hala fırsat var. Genelde tarihler konusunda spekülasyon yapmak istemem ama Türk tarafının hevesini memnuniyetle karşılıyorum. Stratejime rehberlik eden ilke: “Kalite hızdan önce gelir.” Bu AB’ye üye olmak isteyen her ülke için geçerli. Avrupa yolunda kestirmeler yok. Ancak bu heves kırma olarak yanlış anlaşılmamalı. Tam tersine Türkiye’nin bağlılığını ve hevesini memnuniyetle karşılıyorum.

    Ülkeniz ve partiniz Türkiye’nin üyeliğine karşı…Sizin tam tavrınız nedir?
    Ben Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakereleri Komiseriyim ve görevim sadece bir ülkenin ya da siyasi bir partinin değil bir bütün olarak AB’nin çıkarlarını güvence altına almak. Genişleme müzakerelerini büyük Avrupa barış projesinin doğal uzantısı olarak görüyorum. Sorumluluğumdaki politika alanının stratejik öneminin önümüzdeki yıllarda sadece büyümeye devam edeceğine inanıyorum. Kişisel olarak Türkiye’yle yakın ortaklığı sürdürmeye, AB’ye yakınlaştırmaya ve iki tarafın ortak çıkarına olan somut sonuçlar elde etmeyi taahhüt ediyorum.

    Türk yetkililer genelde AB’nin doğru resmi görmediğini ya da ne olup bittiğini anlamadığını söylüyor. Siz doğru resmi gördüğünüzü ve doğru anladığınızı söyleyebilir misiniz?
    İlk ziyaretimde ilk elden deneyim sahibi olma imkânım olacak. Hükümet yetkililerinin yanı sıra sivil toplum, akademik dünya, düşünce kuruluşları ve iş dünyası temsilcileriyle görüşme niyetim var. Bunun son Türkiye ziyaretim olmayacağı konusunda garanti verebilirim. Buna ek olarak Türkiye’deki durum hakkında konuşmak isteyen herkese kapım her zaman açık. Bu bağlamda ülke hakkında kendi değerlendirmemi yapmak için pek çok iyi fırsatım olacağına inanıyorum.
    Bunda yalnız da değilim. Hem Ankara’daki delegasyonda hem de Brüksel’de profesyonellerden oluşan kendini işine adamış bir takıma güvenebileceğimden memnunum. Türkiye’deki durumu çok yakından izliyorlar. Sonuç olarak Komisyon’un ilerleme raporları üye ülkelerde Türkiye hakkında bilinçli görüş edinilmesine önemli ve takdir edilen bir katkı sağlıyor.
    Bununla birlikte algıları değiştirmek zaman alıyor ve raporumuzu aşıyor. Bu nedenle çok sayıdaki somut başarımıza birlikte daha fazla görünürlük kazandırmalı ve Avrupa kamuoyu nezdinde giderek daha doğru ve geniş kapsamlı bir Türkiye resmi oluşması için iş dünyasına, öğrencilere, akademisyenlere, medyaya itimat etmeliyiz.

    Avrupa medyası Türk hükümetini giderek daha fazla otoriterleştiği gerekçesiyle eleştiriyor. Sizin izleniminiz de bu yönde mi?
    Son yıllarda bazıları endişe verici olan ama aynı zamanda bazıları pozitif adımlardan oluşan çelişen gelişmeler yaşandı. Tüm bunlara raporumuzda detaylı şekilde yer verdik. Özellikle hükümetin Aralık 2013’te yolsuzluk suçlamalarına verdiği cevap yargının bağımsızlığı ve güçler ayrılığı konusunda ciddi sorulara neden oldu. İfade özgürlüğünün de ciddi bir meydan okuma olduğuna işaret ettik. Şu andan itibaren sivil toplumun da dâhil olduğu tüm paydaşlarla geniş danışma temeline dayanan bir karar alma sürecinin de görüleceği yeni bir yaklaşım görmek istiyoruz.

    Türkiye’nin temel haklar ve özgürlükler alanındaki performansını nasıl değerlendirirsiniz?
    Evrensel haklar müzakereye açık değildir. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü AB’nin üzerine kurulu olduğu ana değerlerdir. Dolayısıyla bunları genişleme politikamızın merkezinde tutmak çok önemli. Ben de bunu yapma konusunda tamamen kararlıyım. Müzakerelerin başladığı 2005’ten bu yana katılım sürecinin itici gücünü oluşturduğu temel haklarla ilgili belirgin değişikliklerle karmaşık bir resim söz konusu. Kürt sorununun çözümüne ilişkin ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin internet özgürlüğü ve yargının bağımsızlığına ilişkin son kararlarının gösterdiği gibi yargıda temel hakları koruma amaçlı belirli bir esneklik gelişiyor.
    Yine de Türkiye’deki son gelişmeler bu alanda daha fazla angajmana ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. İnsan haklarıyla ilgilenen kurumlar güçlendirilmeli ve sokaktaki vatandaşın farkındalık düzeyi yükseltilmeli. Hukukun üstünlüğü ve temel haklar konularında gelişmiş işbirliği ilişkilerimizin kilit unsuru olmalı. Bunların Türkiye ve AB’de halkın desteğini alan konular olduğuna inanıyorum.

    Son yargı paketi hakkındaki görüşünüz nedir?
    Sivil toplumun ve muhalefetin kolluk güçlerinin yetkilerinin belirgin şekilde artırıldığına yönelik endişelerini not ettik. AB standartlarıyla uyumunu kontrol etmek için nihai metni dikkatli şekilde incelemeye ihtiyacımız var ve tabii ki olası eksikleri yetkililerle görüşmelerimizde ele alacağız.

    Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele performansı hakkındaki tespitiniz nedir?
    Bu konuya 2014 İlerleme Raporu’nda yer verdik. Genel anlamda Türkiye yolsuzlukla mücadeleye ilişkin bir çerçeveye sahip. Yine de alanda sonuç elde etmek için daha fazla siyasi iradeye ve soruşturmalar, iddianameler ve mahkûmiyetler için bir sicil oluşturmaya ihtiyaç var. Bu çerçevenin uygulanması esastır.

    Türk demokrasisiyle düşünceniz nedir? Bir Avrupa demokrasisi olarak tanımlayabilir misiniz yoksa bu düzeyden uzak mı?
    Türkiye, 2002’den bu yana artan bir şekilde demokratik reformları kabul etti. Türkiye, geçen yıl Avrupa standartlarından esinlenerek daha fazla demokratikleşme doğrultusunda bir miktar olumlu adım attı. Aralık 2013’teki demokratikleşme planını uygulama amaçlı yasaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlallerini ele alma amaçlı Eylem Planı’nı kabul etti. Türk Anayasa Mahkemesi temel hakların korunmasını güçlendirmek için önemli bazı kararlar aldı. Türkiye, Kürt sorununun barışçıl çözümü için çabaları yeniledi. Anayasal reform süreci üzüntü verici şekilde askıya alındı. Oysa ki güçler ayrılığı, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ile azınlık mensuplarının haklarının da dâhil olduğu insan haklarına saygıyı garanti eden uygun kontrol ve dengeleri sağlayarak Türkiye’nin daha fazla demokratikleşmesinde en inanılır yöntemi oluşturacaktı. Türkiye’yi yasal çerçeveyi ve pratiği sürekli iyileştirmek için siyasi reformları sürdürmeye teşvik ediyoruz.

    Türkiye’de güçler ayrılığıyla ilgili sorun görüyor musunuz?
    Son İlerleme Raporu’nda not ettiğimiz gibi yargı alanında kabul edilen yasal düzenleme yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, güçler ayrılığı ve hukukun üstünlüğüne ilişkin ciddi endişelere neden oldu. Türkiye’nin ilgili kurumların bağımsızlığını, tarafsızlığını ve etkinliğini güçlendirmesi çok önemli.

    Bakan Bozkır, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’nda (TTIP) gerekli düzenlemelerin yapılmaması halinde Gümrük Birliği’ni askıya alabileceklerini söyledi. Bu konudaki görüşünüz nedir?
    Bence Gümrük Birliği’ni dondurmak hem Türkiye’ye hem de AB’ye zarar verir ve Türkiye’deki yatırım ortamı üzerinde olumsuz etki yaratır. Türkiye’nin AB’den yapılan doğrudan yabancı yatırıma ne kadar bağımlı olduğunu unutmayalım. Gümrük Birliği iki tarafa da yarar sağlıyor. Aynı zamanda ortak çıkar çerçevesinde geliştirilebileceğini Kabul ediyoruz. Hepimiz Türkiye’nin öngörülen TTIP konusundaki endişelerinin farkındayız. Ayrıca TTIP müzakerelerindeki ilerlemeden Türk makamlarını haberdar ediyoruz. Zamanı geldiğinde pragmatik sonuçlar bulabileceğimize eminim.

    Türk dış politikasının AB’ninkiyle uyum seviyesinden memnun musunuz?
    Türkiye’yi, dış politikasını AB ile koordinasyon içinde geliştirmesi ve artan bir şekilde AB politika ve tutumlarıyla aynı çizgiye çekmesi konusunda teşvik etmeyi sürdürüyoruz. Son aylarda bölgedeki ve ortak komşularımızdaki ciddi gelişmeler bu alanda etkili işbirliğini hiç olmadığı kadar önemli kılıyor. Son ayların Rusya’nın siyasi ve ekonomik ortak olarak ne kadar güvenilir olduğunu gösterdiğini düşünüyorum. Türkiye’nin de bunu gördüğüne eminim.

    AB ile Rusya arasında bazı büyük sorunlar var. Diğer taraftan bir aday ülke olarak Türkiye yaptırımları uygulamıyor ve Rusya’yla git gide yakınlaşıyor. Bu AB açısında sorun yaratıyor mu?
    Ukaryna’daki şiddeti sonlandırmak için tüm çabalara ihtiyaç var, buna ekonomik yaptırımlar gibi istisnai önlemlere bağlı kalmak da dâhil. Türkiye’yi politika ve tutumlarını AB’ninkilerle aynı çizgiye getirmeye teşvik ediyoruz.

    Kıbrıs konusunda herkes Türkiye’yi suçluyor. Sadece bir tarafı suçlayarak ilerleme sağlamak mümkün mü?
    Şubatta Kıbrıs’ta tam teşekkülü çözüm görüşmelerinin yeniden başlamasını memnuniyetle karşıladık. İki toplum arasında olumlu bir hava yaratacak ve Kıbrıslıların günlük yaşamlarında faydalanmalarına katkıda bulunan adımlar atılmasını teşvik ettik. Bununla birlikte bu çabalara rağmen ilerleme olmaması ve görüşmelerin atmosferinin kötüleşmesi üzücü. Tüm tarafların son gerginlikleri azaltması önemli. Buna ek olarak kararlı bir şekilde özel temsilci Espen Barth Eide’nin Kıbrıs’taki toplumları çözüm görüşmelerine yeniden başlatma amaçlı çabalarının arkasında duruyoruz. Şimdi ilerlemenin bir yolunun bulunması ve herkesin çıkarına olacak kapsamlı bir Kıbrıs çözümü için görüşmelere yeniden başlanmasına odaklanılması önemli. Bu bağlamda Türkiye’nin yapıcı adımlar atarak somut çaba göstermeye devam etmesi esastır. Bu, Kıbrıs’ın doğal kaynaklarını işletmesi ve uluslararası anlaşmalar imzalaması konularındaki egemen haklarına tam saygı anlamına da geliyor. Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Yunan mevkidaşı Evangelos Venizelos’un 29 Kasım’da birleşme görüşmelerinin devamına yönelik ortak çağrılarını memnuniyetle karşılıyorum.

    Komisyon’un vize serbestliği süreciyle ilgili ilk değerlendirme raporu oldukça olumlu. Türk vatandaşlarının bir kaç yıl içinde vizesiz seyahat edebileceklerini görecek miyiz?
    Türkiye, vize serbestliği diyaloğunda ilerleme sağladı. Şimdi tüm kriterleri özellikle de kural dışı göçmenlerin geri kabulüyle ilgili olanları yerine getirmek için çabalarını sürdürmesine ihtiyaç var. Vize serbestliği diyaloğunun liyakate dayalı bir süreç olduğunun altını çizmek isterim. Türkiye vize yol haritasındaki kriterleri karşıladığında ve vize mecburiyetinin kaldırılmasına bağlı önemli göç ve güvenlik riski olmadığını gösterdiğinde Türk vatandaşlarının vizesiz seyahat edebileceklerine eminim.

    Kadın haklarında çaba gerekiyor

    ‘Komisyon, bu yılki İlerleme Raporu da dahil olmak üzere sayısız vesilelerle bir aday ülke olarak AB değerlerine bağlı Türkiye’ye insan hakları ve temel özgürlüklere tam saygı ve her tür ayrımcılığı yasaklama çağrısı yaptı. Türkiye’de kadın haklarını etkili biçimde garanti altına almak için önemli çabalara ihtiyaç var. Kadınların istihdamda, politika belirlemede ve siyasette de daha fazla ilgi ve katılımına ihtiyaç olduğunun da vurgulanması gerekir.
    10. maddesinde, “Erkekler ve kadınlar eşit haklara sahiptir” ve “Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” denilen Türk Anayasası’nı hatırlatmama izin verin. Bu nedenle Türk yetkililerin, Anayasa’nın kendisinin sağladığı yetkilere uygun olarak Anayasa’nın sıkı şekilde uygulanmasını sağlayacağından eminim.’

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı