Türkiye’de 5 bin Euro’yu aşan mücevher çok satıyor

Demet CENGİZ BİLGİN
23.11.2009 - 00:00 | Son Güncelleme:

Mücevherin kralı olarak anılan Cartier, 2007’de butik açtığı Türkiye’de en çok 5 bin Euro’dan pahalı mücevherler satıyor. Cartier Türkiye Genel Müdürü Alessandro Patti, “Ortaçağ’da Avrupa’ya değerli taşları İstanbullu tüccarlar taşımış. İstanbul’da mücevher satmak bir onur. Avrupa’daki en iyi müşterilerimiz Türklerin ayağına geldik. Türkler mücevherde elitist ve sofistike” dedi.

PARİS’te ustası Adolphe Picard’ın atölyesini 1847’de satın aldığında Louis-François Cartier sadece 28 yaşındaydı. 1940’lara kadar kraliyet ailelerinin resmi mücevher tedarikçisi olan Cartier’in üçüncü kuşağı kardeşler New York, Londra ve Paris’te Cartier isminde 3 ayrı şirket kurmuşlardı. 1960’ta Richmond Group, bu üç şirketi de satın alarak tek çatı altında birleştirdi. Bugün mücevherden saate, gözlükten parfüme pek çok alanda yüz milyonlarca Euro ciro yapıyor. 2007’de Nişantaşı’nda butik açtıkları Türkiye’ye ocak ayında genel müdür olarak atanan Alessandro Patti ile büyük heyecan duyduğu Türkiye’yi, Türkler’in mücevherlere yaklaşımını ve dünya mücevher pazarını konuştuk.

İstanbul’da mağaza açmaya nasıl karar verdiniz?
- Bir kere Türkiye’de çok köklü mücevher kültürü var. İstanbul’da mücevher satmak benim için büyük onur. Cartier mücevherin kralıdır. Bunu laf olsun diye söylemiyorum. İngiltere Kralı 7. Edward, 1907’da Paris’te Cartier’i ziyaret ettiğinde, bu sözü söylüyor. 1904-1938 yıllarında İkinci Dünya Savaşı çıkana kadar 35 kraliyet ailesinin resmi mücevher tedarikçisiydik. Kralların, kraliçelerin tacını yaptık.

Avrupa’ya taşı İstanbul taşıdı

Neden İstanbul’da mücevher satmaktan onur duyuyorsunuz?
- Ortaçağ’dan buyana Avrupa’ya açılan mücevher kapısı İstanbul’dur. O dönemde Avrupa sadece altın odaklı. Değerli taş işi gelişmiş değildi. Hindistan’dan, Güney Asya’dan gelen değerli taşlar İstanbul’dan Avrupa’ya ulaşırdı. Gümrük gibiydi İstanbul. İstanbullu tüccarlar taş işini geliştirdiler. İstanbul altın ve değerli taşların buluştuğu yer oldu. Türk tüketicilerin ne kadar sofistike olduklarını gördükçe bunu hatırlıyorum.

Türk tüketicisi sofistike mi?
- Hem de nasıl! Çok bilgili, ilgili, talepkâr. Biz 22 yıldır İstanbul’da faaliyetteyiz. 2007’de Nişantaşı’ndaki butiği açıtık. Londra, Cenevre, Milano, Paris mağazalarında Türkler en iyi müşteriler arasındadır. Orada gördüğümüz ilgi bizi buraya getirdi. Türklerin ayağına geldik. Mücevherin kralı olarak, mücevherin kralı bir şehirde mücevher satmak onur verici.

Elitist bir pazarsınız

İstanbul’da en çok hangi ürünler satılıyor?

- İstanbul’da en çok 5 bin Euro üzerindeki mücevherlerden satıyoruz. Ultra lüks mücevherde de iyiyiz. Türkiye elitist bir pazar. Türkler basit, her yerde bulunabilecek, buradaki kuyumcuların üretebileceği şeyler almıyor. İki yıldır çok iyi gidiyor. Son aylarda da artış var. Satış artışımız yüzde 50’nin çok çok üstünde. Kriz döneminde bu müthiş bir şey. Türkler bir bakıma çok muhafazakâr. Satın alma alışkanlıklarını çok fazla değiştirmiyorlar. Paris’te alan burada almıyor. Ayaklarının alışması biraz zaman aldı.

Vatanseverliğinize hayranım Avrupa’da böyle bir şey yok

İstanbul’da Cartier’i yönetmek nasıl bir şey?

- İstanbul enerjiyle dolu bir şehir. Genç insanlardan fışkıran enerjiyi hissediyorsunuz; adeta yüzünüze çarpıyor. Avrupa’da böyle bir heyecan yok. Beni en çok etkileyen Türk insanındaki vatanseverlik.

Vatanseverlikle tam olarak neyi kast ediyorsunuz?
- Biz kendi kariyerimize, ticari faaliyetlerimize odaklıyız. Türkler de bunu yapıyor ama bir yandan da ülkelerini geliştirmeye çalışıyor. Bunun için kendilerini paralıyorlar.

Birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra benzer duygular Avrupa’da da varmış. Gelişmiş ülkeler olduğunuz için artık böyle duygular taşımanıza gerek kalmamış olabilir mi?
- Evet öyle ama artık İtalya’da ülke kimsenin umurunda değl. Bunu üzülerek söylüyorum. Türkiye’de gördüğüm vatanseverlik inanılmaz. Çok etkileyici. Size imreniyorum. Türkiye de 15-20 yılda Almanya, Fransa gibi bir ekonomi olacak. AB’ye kesin girersiniz ama umarım bu duyguyu kaybetmezsiniz.

Çok zenginler her durumda harcıyor

Ekonomik krizi nasıl hissettiniz?

- Cartier de krizi herkes gibi hissetti. Satış stratejileri ve uluslararası gelişimimiz sayesinde şükürler olsun ki etkilerini hafiflettik. Ultra lüks mücevherde satışlar, çok şükür, iyi gidiyor. Çok zengin olan her durumda harcıyor. Bunu iyi bir yatırım aracı olarak görüyorlar. Krizde hava yastığımız ultra lüks mücevher oldu. 2009 baharında biten mali yılda Cartier en iyi yıllarından birini geçirdi. İlk yarı yıl ultra lüks mücevherde çok iyi performans gösterdik. Eylül 2008’de Lehman Brothers batınca işler geriledi ama ilk yarı yıldaki muhteşem rakamlar sayesinde rekor yıl geçirdik. Marttan buyana devam eden 6 aylık dönemde ise beklentinin üzerinde gidiyoruz. Yılı aynı seviyede kapatacağız. Rekor yıla karşı krizde bu inanılmaz bir başarı.

10 milyon Euro’luk kolyeyi ‘yüksek sosyete’ satabilir

Bu kadar pahalı ürünleri nasıl satıyorsunuz? Bir anda mağazaya girip alıyorlar mı?
- 10 miyon Euro’luk bir kolyeyi herkes satamaz. Satanın alıcıyla kurduğu ilişki çok önemli. Kimse mağazaya gelip milyonlar ödeyip bir kolye almaz. ‘Büyük Satıcı’ denilen takım o alıcı kitlenin içindendir ve onlara mücevher satar. Yüksek sosyetedendir ya da onlara yakın. Sıradan bir satış elemanı böyle bir satış yapamaz. Özel satış elemanlarıdır onlar. Cartier’in sırrı bu. Tarih ve lüks tasarımın yanında bir de bu var. Butikle irtibatlı çalışıyor ama sosyetenin içinde onlarla yaşıyor, çok seyahat ediyor.

En çok görünenler en çok harcayan değil

En pahalı mücevherleri kimler alıyor?

- En çok harcayanlar her zaman bilinmeyen, ortada olmayanlardır. Çok görünenler çok harcayanlar değildir, sadece öyle gösterirler. Kendini gizleyen kitle krizde de satın almayı sürdürüyor. Kimsenin ismini kullanmayız. İsviçreli bankalar gibiyiz, asla tüketicinin adını açıklamayız.

Asla üretimi bitirmeyin

Türkiye’deki üretimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Türkiye’de üstün bir üretim ve dağıtım kültürü var. İtalya’da bu hızla kayboluyor. Dünya bu krizle üretimin önemini bir kez daha keşfetti. Türkiye’de üretim harika. Asla asla üretimden vazgeçmeyin.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı