Türkiye daha fazla çaba harcamak zorunda

PARİS

Fransa’nın AB anayasasına HAYIR demesi, kimi için “halkın elitlere karşı devrimi”, kimi için ise önemli bir uyarıydı. Tüm yetkililer Türkiye konusunda birleşiyor: 3 Ekim müzakereleri etkilenmeyecektir. Ancak Türkiye, bundan sonra çok daha fazla çaba harcamak zorunda kalacaktır.

Fransız halkının böylesine son derece kesin ve açık farklı bir HAYIR oyu vermesi, Türkiye’nin AB ile ilişkilerini nasıl etkileyecek ?

Hepimizin sorduğu soru bu.

Paris’ta çeşitli kesimlerle konuştum.

En çok dikkatimi çeken nokta, Türkiye’nin birden bire gündemden düşmesi. Pazar akşamına kadar Türkiye konusu her iki tarafça kullanıldı, ancak sonuçlar gelmeye başladıktan sonra, Türkiye’den söz edilmez oldu. Açıkçası, Fransız iç politikasında kullanıldık ve yararımız bitince vazgeçildik.

Kısa vadede, yani 3 Ekim’de başlaması gereken katılma müzakereleri tehlikeye girecek mi?

Sorduğum yetkililer, özellikle HAYIR’cılar, 3 ekim müzakerelerinin hiçbir tehlike ile karşı karşıya olmadığını söylediler. “Avrupa söz vermiştir ve bu sözünde duracaktır” cümlesi her düzeyde tekrarlanıyor.

Gayet tabii bazı çevreler, referandum sonucunun Türkiye’ye de HAYIR anlamına geldiğini, dolayısiyle 3 ekim müzakerelerinin ertelenmesi gerektiğini ileri sürecektir. Ancak, başta Başkan Chirac olmak üzere, her konuşan “sözümüzde duracağız” mesajını veriyor.

Türkiye’nin kısa vadede önemli bir sorunu görünmese dahi, orta ve uzun vadede sorunları çıkacaktır.

En önemli sorun, Avrupa’daki karmaşanın Türkiye müzakerelerinin yavaşlaması olasılığını ortaya çıkarmasıdır. Avrupa öylesine kendi içine dönecektir ki, kimsenin Türkiye’yi gözü görmeyecektir.

Belki de böylesi daha iyi.

Türkiye ne kadar gözlerden uzak durursa, o kadar iyi değil mi ?

Referandum, ilk defa Avrupa konusunu halka indirmiştir. İlk defa halk HAYIR demiştir. Dolayısiyle, Büyükelçi Uluç Özülker’in dediği gibi, artık Türkiye- AB ilişkileri Erdoğan-Belusconi veya Erdoğan-Schroder arasındaki ikili ilişkilerle yürütülemeyecek bir noktaya gelmiştir. Bundan böyle Türkiye kendini Avrupa halklarına kabul ettirmek zorundadır.

Özetlemek gerekirse, Fransız referandumundan sonra ,Türkiye’nin işi daha zorlaşmıştır. Bundan böyle daha fazla çaba harcamak ve daha fazla duyarlık gösterilmek gerekecektir.

Paniklemeye hiç gerek yok.

Hele kötümserlerin “Bu iş bitti, bizde kapılarımızı kapatalım “ yaklaşımını aman kabul etmeyelim. Bu tuzağa düşmeyelim.

* * *

“AVRUPA, AVRUPA DUY SESİMİZİ...”

Fransız halkının HAYIR oyunu aman küçümsemeyin. Sakın ola ki bu sonucu, Fransızların herşeye HAYIR deme alışkanlıklarına da vermeyin. Fransız halkı ilk defa, başka hiçbir ülkede olmadığı gibi, “ Ben böyle bir Avrupa istemiyorum” demiştir.

Fransız halkı ilk defa, Avrupa’nın ne olduğunu keşfetmiş, Avrupa ile ilgilenmiş, incelemiş ve kararını vermiştir.

Bu sonucun nedenlerini uzun uzun inceleyebilirsiniz. Yüzlerce gerekçe ve sayısız analiz yapabilirsiniz. İşin özüne inmek istiyorsanız, şu noktalarla karşılaşırsınız.

En başta gelen nedeni de, Fransızlar AB’nin gidişini beğenmediklerini, 25 ülkeye çıkmasını, hele hele Türkiye’nin de katılmasıyla daha da büyümesinin, kendilerinin daha fakirleşmesi anlamına geleceğine karar vermişlerdir.

Fransızlar, başta Başkan Chirac olmak üzere, yöneticilerine baş kaldırmışlardır.

Paris’ te Kanlı Pazar yaşanmıştır.

Öylesine bir depremle karşı karşıya kalınmıştır ki, önümüzdeki aylarda tüm yetkililer külahlarını önlerine koyup, bu mesajın ne anlama geldiğini inceleyeceklerdir.

İşte bundan dolayı Fransızların bu oyunun küçümsenmemesi gerektiğini söylüyorum. Her olumsuz gelişmeden bir iyilik çıkar.

Avrupa artık, Brükselde kimselerin anlayamadığı bir yönetim şeklini bırakıp halka inmek, politikalarını anlatmak zorunda kalacak.

Fransızlar bir defa daha farklı olduklarını gösterdiler. Diğer Avrupa halkları gibi “koyun” olmadıklarını, baş kaldırılması gerektiğinde, çıkarlarını korumak için, baş kaldırabileceklerini ortaya koydular.

YENİ BİR AVRUPA KURULACAK VE FRANSA ORADA YERİNİ BULACAK

Bu referandumdan sonra yeni bir Avrupa kurulacaktır.

Göreceksiniz, herşey değişecek.

Avrupa dağılmayacak. Tam aksine Avrupa çok sağlam bir şekilde yapılanacak.

Yarından itibaren 25 ülkedeki politikacılar gerçeklere kendilerini uyduracaklar ve yeni çıkış yolları aramaya başlayacaklar.

Referandumun ilk kurbanı, Raffar’ın hükümeti oldu. Bugünden itibaren yeni hükümet arayışı başladı bile.

Belki hemen yok olmayacak, ancak Chirac’ta büyük yara aldı. Bundan sonra ayakta kalması çok güçtür. 2007 seçimlerini şimdiden kaybetmiş gözüyle bakılıyor.

* * *

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)
Yazarın Tüm Yazıları