Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye bir yüzen ada cenneti, haberiniz var mı

“Yüzen ada” denilince aklıma lüks yatlar gelirdi. Hani şu okyanustaki küçük adalardan ilham alınarak tasarlanmış olan yatlar. Ama bizimkileri doğa tasarlamış, duba ya da ponton değil!

Doğal oluşmuş yüzen adaları Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Bulut’dan duydum. Hoca “Türkiye bir yüzen ada cenneti” diyordu. Daha sonra Bingöl’ün il ambleminde yüzen ada olduğunu gördüm. Adı bana bin tane gölü olduğunu düşündüren bu ilimizin yüzen adası da olması normal. Fakat bizim bundan millet olarak habersiz olmamız çok tuhaf. Sonra yüzen adayı yat sanıyoruz!
Hocaya göre, rüzgarla hareket eden yüzen adalar, bitki kök ve saplarının, canlı kök ve çürüklerinin birikmesi ve yapışıp sıkı keçemsi bir doku oluşturmasıyla meydana geliyor. Rüzgarla yer değiştiren adalar, büyüklüklerine göre sırıklarla da itilebiliyor. Oluşumu yüzlerce hatta binlerce yıl süren adaların bilinçsiz yararlanma sonucu kısa sürede yok olabileceğini ve bu nedenle turizme kazandırılması kadar korunması da önemli sayılıyor. Bu doğa harikalarını mutlaka görmeli ve Bulut’a şimdi geç kalmadan kulak vermeliyiz.

ÜSTÜNDE AĞAÇ YETİŞİYOR

Bingöl’ün turizmi doğa güzelliklerine dayanıyor. Solhan ilçesine bağlı Hanzarşah Köyü Aksakal Göl mezrasında da hareket eden, yani yüzen üç ada var. Üstlerine binildiği zaman sal gibi her tarafa hareket ediyorlar. Ekvator civarında kırık mercandan oluşan yüzen adalar da var ama üzerlerinde hiç bitki yok. Örneğin,
Bingöl’de bir adanın üzerinde 5 tane bodur ve dişbudak ağacı var. Buradaki ot köklerinin sarıcı olması nedeniyle toprak tamamen bitki kökleri ile kaynamış ve yapışmış durumda.
Maalesef Türkiye’de yüzen adaları sadece yerel nüfus biliyor. Bulundukları yerlerde halk tarafından farklı adlandırılmışlar. Prof. Dr. Bulut Hoca yüzen adaların yerel adlarını şöyle: Akşehir Eber Gölleri’ndeki yüzen adaya “Giden Ada” demişler. Başka yerlerde Hopa, Hopal, Saz, Sazak gibi isimler de verilmiş. Bunların hepsi bu adaların hareketli olduğunu gösteriyor. Rize’de yüzen adaların adına “Post veya Posti” diyorlar. Yani vücutla ilgisi kalmamış bir deri gibi; adanın hiç bir yerle ilişkisi yok...

TÜRKİYE’DEKİ TOPLAM SAYI 100 CİVARINDA

Bulut’a göre Türkiye’de yüzen adalar yeterince tanıtılamamış. Yüzen adalar biyolog ve zoologlarca çalışılması gereken konular. (Hoca, meteorolog demediği için çalışma konusunu üstüme hiç almıyorum! Ama bana dibe hiç değmeden suyun üstünde yüzen ve üzerinde ağaç yetişen bir cisim ilginç geliyor. Kara parçasına benzeyen bu cisim nasıl oluyor da sudan hafif oluyor?) Tanıtılması ve turizme açılması önemli ama korunması ve sürdürebilirliği daha da önemli. Ülkemizin bir yüzen ada cenneti olduğunu kabul etmemek imkansız. Hoca bu adaların günümüzde bilinen 22 taneden çok daha fazla sayıda örneğin en az 100 civarında olacağını düşünüyor.
İnternette yaptığın bir araştırmaya göre, Denizli, Erzincan, Rize, Samsun ve Erzurum gibi illerimize ilaveden Adıyaman’ın Çelikhan ilçesindeki Çat Barajı üzerinde hareket eden ve tescil edilmiş irili ufaklı 100 ada bulunmakta. Artvin’in Şavşat ilçesi Arsiyan yaylasında da üç göl üzerinde 12 yüzen ada varmış, haberiniz var mı?
Özetle Prof. Dr. Bulut’a göre, bilinen ya da bilinmeyen bütün yüzen adaların bugünden tezi yok acilen mevcut doğal ortamlarında korunması gerekiyor. Daha fazla bilgi için Hoca’yı facebook sayfasından ve bilimsel çalışmalarından takip etmelisiniz.

X