Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye, Barzani, Suriye Kürtleri…

Görünürde “dostluk tazelenmişe” benziyor Erbil’de. Ahmet Davutoğlu’nun Mesut Barzani ile görüşmesinden sonra, Türkiye-Barzani yakınlığı korunmuş oldu ve devam ediyor denilebilir.

Irak Kürdistanı, “komşularla sıfır sorun” dış politikasının geçerli olduğu tek “komşu” gibi.

Peki, Ankara-Erbil yakınlığı, Türkiye’nin Barzani’yi istediğini “dikte etmesine” imkan verebilir mi?

Daha açık söyleyelim: Şayet Davutoğlu, Mesut Barzani’ye:
1. Kuzey Suriye’de PYD ile işbirliğine son vereceksin;
2. Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı askeri harekata girişeceksin
diyebilir miydi?

Diyebileceğini veya dediğini varsaysak, Mesut Barzani, “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” hesabıyla ya da Türkiye’den “çekindiği için” bu taleplere “Tamam. Kabulümdür” karşılığını verebilir miydi? Verir miydi?

Hayır.

Türkiye’nin ister Irak’ta olsun, ister Suriye’de ya silinen veya silinmeye mahkum “kırmızı çizgileri” var. Buna karşılık, şu aşamada Mesut Barzani’nin “silinemez kırmızı çizgisi” söz konusu. Mesut Barzani’nin silinemez “kırmızı çizgisi” ise, “Kürtler arasında silahlı çatışma”nın olmaması.

Mesut Barzani, her ne pahasına olursa olsun, 1990’lı yılların ikinci yarısındaki  “Kürt iç savaşı”nın bir daha yaşanmasına izin vermemeye kararlı. Ayrıca, 21. Yüzyıl’ın ilk “Kürt antitesi”nin başkanı olarak,  bir “ulusal figür” haline geldiği ve tarihe ismini böyle bırakacağı bir zaman diliminde, kendisini “Kürtlerarası çatışma”ya sürükleyecek hiçbir talebe olumlu karşılık veremez değil, vermez.

Aslında, Erbil’de yayımlanan ve Neçirvan Barzani’nin etkili olduğu bilinen Rudaw dergisinde Davutoğlu’nun ziyaretinden bir gün önce  Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin (KUK) ve Suriyeli Kürtlerin Barzanici kardeş partisinin lideri Abdülhekim Başşar ile yapılan bir söyleşi, Mesut Barzani-Ahmet Davutoğlu görüşmesinin ipuçlarını da bulmak mümkün.

Abdülhekim Başşar, “Batı Kürdistan” diye tanımladığı Suriye’nin kuzey bölgelerinde tek bir “Kürt şehrinin kurtarılmış olmadığını”, tümünde Suriye güvenlik güçlerinin mevcudiyetlerine sürdürdüklerini vurgulayarak, PYD’ya ağır eleştiriler yöneltiyor. Kimi merkezlere asılan bayrakların PYD bayrakları olduğunu ve rejimin güvenlik güçlerinin istedikleri anda bunları indirebileceğini söylüyor.

Yani, Mesut Barzani’nin Erbil’de yaşamakta olan Suriyeli Kürt uzantısına göre, Suriye’nin Kürtlerin eline geçmiş olan tek bir Kürt yerleşim merkezi yok.

Abdülhekim Başşar da, PYD’nin rejimin “ortağı” olarak görüldüğünü ve bunun Suriye Kürtlerinin itibarına zarar verdiğini öne sürüyor. PYD’nin tek silahlı Kürt gücü olduğuna dikkat çekerek, normal şartlarda “Batı Kürdistan”dan yani Suriye Kürtleri arasında bir seçim yapılsa, PYD’nin dördüncü, beşinci sırada geleceğini iddia ediyor.

Bunların ne derece isabetli değerlendirmeler olduğu tartışmaya açık ama, bunların aynısının Barzani tarafından Davutoğlu’na yapılmış olmasının “Türk tarafı”nı şu ara çok rahatlatacağı da açık.

Barzani yanlısı Suriyeli Kürt lider (yani Türkiye’nin en ziyadesiyle kabul edebileceği Suriyeli Kürt şahsiyet), PYD’ye Türkiye’nin kulağına hoş gelecek ağır eleştirilerine rağmen, PKK’nın Suriye uzantısıyla işbirliğinden vazgeçmeyeceğinin sinyallerini de veriyor. Rudaw’in “KUK’ta 15 siyasi parti var. PYD sadece tek bir parti. Nasıl oldu da onlarla şehirleri yüzde 50-50 yönetmek konusunda anlaştınız?” sorusuna “PYD ve KUK’un iç savaşı önlemek de dahil birçok amacı var, bunların içinde PYD’yi Suriye rejiminden uzaklaştırmak ve Kürt çıkarları için çalışmaya teşvik etmek de var. Bu amaçlarımıza ulaşmak için, Erbil Anlaşması’nda onların taleplerini kabul etmek zorundaydık” karşılığını veriyor.

Söyleşinin şu bölümleri özellikle ilginç.

Rudaw: “Türk hükümeti Suriye’de Kürt haklarını desteklediklerini ama PKK’nın PYD adı altında Batı Kürdistan’ı kontrol altına almasını ve bir Kürt bölgesi kurmasına izin vermeyeceğini söylüyor. Öyle bir durum olursa müdahale eder misiniz? Türkiye, Batı Kürdistan’a girebilir mi?”

Abdülhekim Başşar: Türk ordusunu Batı Kürdistan’a kolayca girebileceğini sanmıyorum. Türkiye’nin öyle bir girişimine karşı koyarız. Aynı zamanda, PYD’nin sorumlu davranacağını, çünkü ne Türkiye ne de diğer bölge ülkelerinin Batı Kürdistan’ı kontrol etmesine izin vermeyeceğini umuyorum.  Kürt çıkarlarını parti çıkarlarının önüne koymalılar.

Rudaw: Esad sonrası planının nedir? Suriye Kürtleri federalizm mi istiyor, özerlik mi?

Abdülhekim Başşar: … Erbil Anlaşması’nda federalizmin Suriye’de uygulanması gerektiğini söyledik. Suriye’nin dört federal bölge olacağını düşünüyorum.

Rudaw: (Irak) Kürdistan’da KUK’u destekleyen siyasi partiler var mı?
 
Abdülhekim Başşar: Sadece Kürdistan Bölge başkanı  KUK’u destekliyor. Suriye Kürt siyasi partilerine eşit yaklaşıyor. Barzani Batı Kürdistan’daki gelişmeleri saat başı takip ediyor. Suriye’deki durumun gidişatından ötürü gözüne uyku girmiyor. Batı Kürdistan’ın haklarını kazanmasını istiyor.

Rudaw: Türkiye ile ilişkileriniz var mı?

Abdülhekim Başşar: Evet, Türk dışişleri bakanı ile iki kez görüştük. Ancak, farklı görüşlerimiz var. Türkiye, Suriye’deki Kürt meselesinin, Türkiye Kürdistanı’ndaki gibi çözülmesi gerektiğini söylüyor. Türkiye, Kürtler yönetime sadece yerel yönetimlerin başı, milletvekilleri ve bakan olarak katılmaları gerektiğini söylüyor. Ama biz, bunun yeterli olmadığını ve Kürt haklarının yeni anayasada yer alması gerektiğini onlara söyledik. Kürdistan Bölge Yönetimi’nin yolunu izlemek istediğimizi, Suriyeli Kürtlerle iyi ilişkilerin kendi çıkarlarına olacağını onlara bildirdik…

Barzani-Davutoğlu görüşmesini bu söyleşi prizmasından değerlendirmekte yarar var.

Bu arada, baştan beri vurguladığımız söyleşide ortaya çıkıyor: Türkiye, kendi Kürtlerine yaklaşımını, Suriye Kürtlerine empoze etmek istiyor. Dolayısıyla, kendi Kürtlerine yaklaşımını değiştirmeden, ne Suriye Kürtleriyle sorunsuz ilişkileri  olabilir; hatta ne de Barzani dahil, Irak Kürtleriyle ilişkileri sorunsuz kalabilir.

X