Türkiye babanızın çiftliği değil AB yolunu tıkamayın

Hürriyet Haber
25 Nisan 2004 - 01:56Son Güncelleme : 25 Nisan 2004 - 01:56

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Statükonun devamından yana olan küçük bir azınlık, Türkiye’yi babasının çiftliği gibi görüp, AB’ye dönük yolumuzda engel olmaya çalışıyor. Müzakere tarihi ile tam üyeliği karıştırmayın. Biz kararlılıkla AB yolunda ilerleyeceğiz’ dedi.

GEREK Kıbrıs, gerekse Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği konusunda son derce iyimser olduğunu söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yine de statükocu bir azınlığın işleri engellemeye çalıştığını savundu.

İktisadi Kalkınma Vakfı’nın 41’inci Genel Kurul’unda yaptığı konuşmada Türkiye’nin yakın vadeli en büyük hedefinin ekonomisini rayına oturtmakla birlikte, AB ile tam üyelik müzakerelerine hazırlanmak olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu konudaki kararlılıklarını ve çalışmalarını sürdüreceklerini dile getirdi. ‘Dünyanın ileri demokrasilerinin vatandaşlarına sunduğu tam demokrasi, daha fazla özgürlük ve daha yüksek bir yaşama standartını, biz bu yüce milletten niçin esirgeyelim’ diyen Erdoğan, konuşmasında, şunları dile getirdi:

KAYBEDECEK VAKİT YOK:

Önümüzdeki zaman kısadır. Kısır tartışmalarla, boş polemiklerle kaybedecek bir tek günümüz ve saatimiz yok. Türkiye’nin dışa açılma hedeflerine inanmayan, tercihini kendi içine kapalı, kendi özel şartlarıyla şekillenen statükocu bir yönetim anlayışından yana koyanların engelleme çabalarına papuç bırakmayalım.

BABANIZDAN MİRAS KALMADI:

Bazıları zaman zaman bir şeyleri karıştırıyor. Müzakere sürecinin başlaması ile tam üyelik birinden farklı durumlar. Statükonun devamından yana küçük bir azınlık ‘nasıl yaparız da bu yolda Türkiye’nin önüne engeller çıkarırız’ diye düşünmekten geri durmuyor. Türkiye kimseye babasından miras kalmamıştır. Kimse milletin sesine kulak tıkayıp Türkiye’yi babasının çiftliği gibi görmeye kalkmasın.

HIRİSTİYAN KULÜBÜ DEĞİL:

Kopenhag Siyasi Kriterleri ülke insanının yaşam standartlarını artırdığı için gerçekleştirmek istiyoruz. AB’yi ‘kömür-çelik, ekonomik topluluk, coğrafi bir birlik veya Hıristiyan kulübü’ olarak görmüyoruz. AB’yi ‘siyasi değerler bütünü’ olarak görüyoruz. Birliği medeniyetlerin çatıştığı bir birlik olarak da değil, tam aksine medeniyetlerin uzlaştığı, buluştuğu birlik olarak görmek istiyoruz. Bunu da sağlayacak olan, Türkiye’nin oraya katılmasıdır. Türkiye, AB’ye girmekle veya katılmakla birliğe yük değil, tam aksine kazanım olacaktır.

EFTEN PÜFTEN BAHANELER:

Ancak uyum yetmiyor, bunların uygulanması da var. Bunun için kısa bir süre sonra Anayasa’da 10 maddelik bir değişimi Meclis’in gündemine getireceğiz. Bunun Meclis’ten geçmesi lazım. İKV’ye de burada önemli görevler düşüyor. Niye? Farklı yaklaşımlar duymaya başladık. Biz istiyoruz ki, bunu süratle halledelim. Bugüne kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Temenni ederiz ki, bundan sonra da bunu yaşamayız. Ama bunu eften püften bahanelerle kalkıp ‘Şu halolmadan, bu hallolmazsa’ mantığına getirecek olursak, işte bu siyasetin bugüne kadar olan mantalitesinin yeni bir örneği olacaktır.

ATATÜRK’LE BAŞLAYAN MESELE:

Bunları Türkiye’nin aşması gerekir. Eğer buna milli bir mesele olarak bakıyorsak, Türkiye’nin Cumhuriyet’le olan bir meselesi olarak bakıyorsak, Türkiye’nin Atatürk’le başlayan bir meselesi olarak bakıyorsak, o zaman bunu desteklemek ve uyum noktasında bir açığın kalmaması, başlamış olan uygulamaların da süratle devamını başarmalıyız.

Erdoğan’dan Baykal’a: Buyur sen de AB turu yap

DAHA
Başbakan olmadan kendi ifadesiyle ‘fellik fellik’ AB üyesi ülkeleri dolaştığını hatırlatan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Baykal’ın bu konudaki eleştirileri de yanıtladı: ‘Devran değişti, bu dolaşmamızı bile Türkiye’de eleştiren bir muhalefet vardı. ‘Hangi sıfatla dolaşıyorsun’. Sen hangi sıfatla dolaştığımı bırak. Ben bir siyasi partinin genel başkanıyım. Bu sıfatımla beraber dolaşıyorum, kabul görüyor muyum? Görüyorum. Oturup ülkemizin bu meselesini konuşuyor muyum? Konuşuyorum. Şu anda parlamento içinde milletvekilisin, sen gel bununla bunu yap. Mesele üzümü yemek, bizim bağcıyla sorunumuz yok.’

Sürekli ağlayarak bir yere varamayız

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’deki genel kalkınma hızına yetişemeyen bazı sektörleri donatma ve canlandırma zorunluluğunun bulunduğunu belirtirken, karamsarlara şöyle seslendi: ‘Karamsarlığı karakter haline getirmiş olan bazı temsili sözler doğru değil. Bu karamsarlıktan kurtulmamız lazım. Umudu yaşam haline getirmemiz lazım ki sıçramayı yapalım. Karamsarlık içinde sürekli ağlayarak bir yere varamayız. Bardağın boş tarafıyla uğraşmak bizi bir yere taşımaz.’

TOBB: AB’yi 8 yıldan fazla bekleyemeyiz

TÜRKİYE Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, AB’den tarih almanın ötesinde sürece ilişkin garanti istenmesini de savunarak şunları söyledi: ‘Katılım müzakerelerine başlamak Türkiye’nin her bakımdan hakkıdır. Hükümetimiz de sadece bir tarih almanın ötesinde tam üyeliğin gerçekleşmesine ilişkin bir pespektif sağlamaya çalışmalı. Yani bu yılın sonunda hem tarih açıklıkla belirlenmeli hem de süreç açıklıkla ortaya konmalı. Bugüne kadarki en uzun üyelik sürecin 8 yıl ile İSpanya’ya ait olduğu gözönüne alınarak Türkiye’nin müzakere sürecinin bundan daha uzun olmayacağının garantisi alınmalı.’

İKV: 24 Aralık sonrasını düşünelim

İKTİSADİ
Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Davut Ökütçü, Türkiye’nin Aralık 2004’deki zirveye odaklandığını belirttiği konuşmasında şu noktaya dikkat çekti: ‘AB liderleri istediğimiz yönde bir karar verirse, hikayenin gerisinin nasıl geleceğini hiç düşündük mü? Yoksa mutlu sonu müzakerelerin başlaması olarak mı algılıyoruz. Müzakerelerin başlaması bir yana, tam üyelik dahi mutlu son değildir. Çünkü aslında AB üyeliği söz konusu olduğunda son yoktur. Bırakın üyelik sonrası dönemi, adeta 2004 Aralık’tan sonrasını dahi düşünüyor gibi değiliz. Türkiye’nin hazır olması şart.’

Gümrük Birliği dar geliyor

TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı dış ticarette ortaya çıkan açığın ‘tabu haline getirilmiş’ IMF programının yarattığı bazı yan etkiler olduğunu söylerken, Gümrük Birliği konusunda da şu değerlendirmeyi yaptı: ‘Gümrük Birliği ile ilgili modernizasyon isteklerini, AB’ye karşı bir tutummuş gibi değerlendirmek büyük bir hatadır. Gümrük Birliği Türkiye için artık dar bir gömlek. Dokunulmaz, modifiye edilmez bir konu da değil.’ Satıcı, bu arada AB konusunda yeterli çalışmayı yapmadığı için İKV’yi de eleştirerek, ‘İKV’nin sadece gazete ilanlarıyla başarılamayacak kadar büyük bir sorumluluğu olduğunu’ dile getirdi
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı