Gündem Haberleri

    Türkiye Avrupa'dadır, Avrupalı'dır

    Egemen Bağış
    08.05.2011 - 17:57 | Son Güncelleme:

    Bu yıl Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman'ın, Avrupa bütünleşmesinin de tohumlarını atan o meşhur deklarasyonunun 61'inci yılını kutluyoruz. Bu deklarasyonun tarihi 1985 yılından bu yana aynı zamanda Avrupalılık bilincinin ve felsefesinin pekişmesini sağlamak için Avrupa Günü olarak kutlanıyor.

    Schuman 9 Mayıs 1950 tarihinde açıkladığı deklarasyonuna şu cümlelerle başlamıştı:

    "Dünya barışı, kendisini tehdit eden tehlikelerle orantılı çabalar olmaksızın korunamaz."Yani Schuman, barışı tehdit eden unsurları bertaraf edebilmek için en az o tehditler kadar güçlü bir barış vizyonuna ve bu vizyon doğrultusunda kararlı bir mücadeleye vurgu yapıyor, Avrupa bütünleşmesini de bu hedef üzerine şekillendiriyordu.

    Esasen Avrupa Birliği'nin bütün kurucularından on yıllar evvel 1920'lerde vizyoner devlet adami Mustafa Kemal Atatürk bir Balkan Birliğinin kurulması ve zamanla Avrupa Birliğine dönüşmesi gerektiğini savunmuştu. Avrupalı devlet adamları ise ancak otuz yıl sonra demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hür girişim zemininde kalıcı barışın hüküm süreceği birleşmiş bir Avrupa idealiyle yola çıkabilmişlerdi.

    Bugünün bazı dar vizyonlu siyasetçileri tarafından Avrupa Birliği'nin kuruluş idealleri aşındırılmaya çalışılsa da farklılıkların birliğine dayanan bu fikrin halen dünya barışı için çok değerli bir hazine olduğunu unutmamak gerekir.

    Türkiye'nin Avrupa kültürüne ve kurumlarına katkıları bu hususta hiçbir tartışmaya yer vermeyecek derecede köklü ve derindir.

    Türkiye, hiç tartışmasız, hem Avrupa'dadır, hem Avrupalıdır.  

    Avrupa Birliği'nin temel değerleriyle, Cumhuriyetimizin felsefesi ve uygulamaları tam bir uyum içerisindedir.

    TÜRKİYE SÜRECİN BİR PARÇASI

    Avrupa Birliği fikrinin temelleri ortaya atıldığından bu yana Türkiye de bu sürecin içerisinde olmuştur, olmaya da devam edecektir.

    Türkiye'nin Avrupa Birliği süreci bizim açımızdan hiçbir ülkenin veya liderin şahsi yaklaşımlarına bağlanamayacak kadar değerlidir, stratejiktir.

    Ne bazı ülkeler karşı çıkıyor diye hedeflerimizden saparız, ne de bu şahsi ihtirasların bütün Avrupa Birliği'ne mal edilmesini kabul edebiliriz. Türk milleti her zaman bu sürecin arkasında durmuş ve hiçbir şekilde Türkiye'nin farklı bir istikamete yönelmesine izin vermemiştir.

    Avrupa Birliği üyeliği Türkiye için, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve gelecek tasavvuru için vazgeçilmez bir hedeftir.

    Biz hiçbir zaman Türkiye'de AB üyeliği konusunu bir tercih veya tartışma sebebi olarak görmedik.

    Tam aksine bunu bir devlet politikası olarak belirleyerek, üyelik için ne gerekiyorsa, üzerimize ne düşüyorsa onu ulusal çıkarlarımızı gözeterek yerine getirdik.

     Bizim bu kararlılığımızın ardında, Türkiye'nin dünyanın en çağdaş ülkeleri arasına girmesi, milletimizin, hak ettiği bu evrensel standartlara bir an önce kavuşabilmesi yatmaktadır.

    Unutmamak gerekir ki Türkiye'nin AK Parti iktidarı döneminde uluslararası alanda değişen imajına en büyük katkıyı AB sürecindeki kararlılığımız yapmıştır.

    DAHA İLERİ DEMOKRASİ

    Avrupa Birliği daha ileri bir demokrasi demektir. Avrupa Birliği yüksek standartlarda bir refah ve kalkınma düzeyi anlamına gelmektedir.

    Avrupa Birliği müzakerelerini yürüten Türkiye'nin, müzakerelere başlamadan önceki Türkiye'den çok daha demokratik, zengin ve özgür bir ülke olması tesadüf olarak nitelendirilemez.

    Avrupa Birliği üyelik hedefi doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz reformlar Türkiye'yi daha güvenilir ve öngörülebilir bir ülke haline getirmiş, ülkemiz bu sayede bir cazibe merkezi olmaya başlamıştır.

    Dikkat ediniz rahmetli Menderes'in vizyoner yaklaşımı ile Türkiye AB üyeliği için ilk başvuruyu yaptığında, 1959 yılında, Türkiye'nin kişi başına düşen milli geliri 400 dolardı, bugün ise 11 bin doları zorluyor. O yıllarda Türkiye'nin turizm gelirleri sadece 9 milyon dolar iken bugün, dolaylı gelirlerle 30 milyar doları astı. Rahmetli İnönü’nün Ankara anlaşmasını imzaladığı 1963'te 368 milyon dolar ihracat yapabilen Türkiye şimdi 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat yapma hedefini önüne koydu. Öte yandan, son 8,5 yılda kurduğumuz 89 yeni üniversite, inşa ettiğimiz 160 bin derslik, 14 bin kilometre duble yol, 490 bin yeni konut, yeni havaalanları AB süreciyle birlikte sağladığımız istikrar ve güven ortamının bir sonucu olarak Türkiye'nin fotoğrafını değiştirdi.

    En önemlisi de o gün her an sokaklarda gözlerin tankları aradığı bir Türkiye'den, bugün sivil iradenin dışında bütün antidemokratik arayış ve girişimlerin sonuçsuz kaldığı, bu çabalara tevessül edenlerin millet tarafından hesaba çekildiği bir Türkiye'ye ulaştık.

    Artık Türkiye bir tabular ülkesi değildir. Her türlü meseleyi özgürce tartışacak, rahatlıkla gündeme getirebilecek özgüvene sahibiz.

    Artık Türkiye 70 sente muhtaç bir ülke değildir. 19. yüzyılın hasta adamı 21. yüzyılın etkin ve dinamik aktörü konumuna yükselmiştir. Nitekim on yıl öncesine kadar 12 saat sonrasını bile öngöremeyen Türkiye bugün 12 yıl sonrasını, 2023 vizyonunu önüne hedef olarak koyabiliyor.

    HAKSIZLIĞA UĞRUYORUZ

    Elbette bazı Avrupa Birliği üyesi ülkeler tarafından motivasyonumuzu kıracak haksız ve mesnetsiz birtakım yaklaşımlarla karşılaştığımız doğrudur.

    Ancak bu yaklaşımların bizim daha zengin, daha demokratik ve müreffeh bir Türkiye'de yaşamamızı engellemesine izin vermemeliyiz, veremeyiz, vermeyeceğiz.

    Bizim için aslolan Türkiye'nin Avrupa Birliği standartlarını tam anlamıyla yakalaması; özgürlükler ve refah seviyesi bakımından AB ülkelerinin sahip olduğu haklara Türk milletinin de sahip olmasıdır.

    Kararlılığımız ve irademiz tamdır.

    Bu sürecin arkasında Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner yaklaşımı ve onun liderliğindeki Hükümetimiz vardır.

    Cumhurbaşkanımız, aynı şekilde, sürece olan desteğini her fırsatta ve yoğun AB gündemiyle ortaya koymaktadır. Avrupa Birliği Genel Sekreterliğimizin sürecin koordinasyonu ve ilerlemesi noktasındaki kararlı çabaları devam etmektedir

    Aynı şekilde, bütün Bakanlıklarımız hummalı bir çalışma içerisindedir.

    Görülüyor ki yolun sonu aydınlıktır.

    Türkiye, geniş Avrupa ailesinin tabii bir üyesidir ve Türkiyesiz bir Avrupa Birliği eksik, zayıf ve fakir kalacaktır.

    Esasen 9 Mayıs Avrupa Günü'nün yurdumuzun her köşesinde bir coşku ve heyecan atmosferi içerisinde kutlanması, Türk milletinin Avrupalı değerlere olan bağlılığını göstermesinin yanı sıra, ülkemizin AB değerlerine yapacağı katkıların habercisi olması bakımından da anlamlıdır.

    Türkiye'nin Avrupalılığını sorgulayan çevrelere en güzel ve anlamlı cevap Avrupa Günü'nün ülkemiz ve milletimiz nezdinde uyandırdığı heyecandır.

    Hafta sonu AB büyükelçilerimizle Nevşehir’e yaptığımız ziyaret ortak mirasımızın derinliğini ve Avrupa’nın Haci Bektas Veli hoşgörüsüne olan ihtiyacını ortay koydu. Ankara Büyükşehir Belediye'miz Avrupa Günü etkinliklerine yine büyük destek verdi.

    Ankara'da Avrupa ülkelerinden simgelerin simülasyonlarının yer aldığı ABGS Avrupa Parkı açılışıyla başlayan etkinlikler daha sonra Göksu Parkı'nda devam etti. İstanbul'da da keza Avrupa Günü kapsamında çeşitli faaliyetler gerçekleştirildi.

    Ankara ve İstanbul'un yanı sıra, Rize'de düzenlenen "Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye" başlıklı afiş ve slogan yarışması, Van'daki Akdamar uçurtma şenliği, Yalova'da düzenlenen "AB ve Türkiye'nin AB'ye Katılım Süreci" başlıklı konferans ve Antalya Valiliğince düzenlenen bisiklet turu gibi yurdumuzun her köşesinde Avrupa Günü büyük bir coşku seline dönüştü.

    YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ

    Avrupa'da her seçimde Türkiye karşıtlığı üzerinden siyasi istismar yapılıyorken, Türkiye'nin, uğradığı bütün haksızlıkları bir kenara bırakarak seçim sürecinde dahi ülkenin her köşesinde Avrupa Günü coşkusunu yaşaması kimin AB değerlerinin yanında, kiminse bunların karşısında olduğunu görmek açısından ibret vericidir.

    Seçim sonrasında da AB üyeliği hedeflerimiz doğrultusunda Hükümetimiz büyük bir kararlılıkla yoluna devam edecektir. Temennimiz 24. Dönemde TBMM'nin yepyeni bir anayasa ve reformlar konusunda daha yüksek bir performans göstermesi, herkesin daha demokratik, daha özgür, daha şeffaf bir Türkiye arzusu etrafında kenetlenmesidir.

    9 Mayıs Avrupa Günü'nü tebrik ediyor, ülkemiz, milletimiz ve Avrupa Birliği sürecimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

    Annelerimizin şefkati ve duyarlılığıyla kutladığımız Avrupa Günü'nde Anneler Günü'nü de ayrıca kutluyor, bütün annelerimizin ellerinden öpüyorum.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı