Dünya Haberleri

    'Türkiye AB'ye katılıma kadar enflasyonu düşürecek'

    ANKA
    03.07.2007 - 10:41 | Son Güncelleme:

    Avrupa Komisyonu’nun üç aday ülkenin katılım öncesi ekonomik programları hakkında hazırladığı raporda, “Türkiye’nin kronik enflasyonu kalıcı olarak düşürme planı, üyelik zamanına kadar AB ortalamalarıyla uyumu hedefliyor” denildi. Raporda “Dış açıklar yakından izlenmelidir. Ticaret açığında daha ileri bir büyüme, 2007-2009 yılları arasındaki istikrar için potansiyel bir zorluk oluşturabilir. Ancak makroekonomik tahminler genelde gerçekçi görünmektedir” ifadesi yer alırken seçimler dolayısıyla “mali kayma” riski bulunduğu, ancak bütçenin “tarafız mali politika” vaad ettiği kaydedildi.

    Avrupa Komisyonu’na bağlı Ekonomik ve Mali İlişkiler Genel Müdürlüğü “Avrupa Ekonomisi Özel Çalışma” adlı bir rapor hazırladı. 59 sayfalık raporda, Türkiye, Makedonya ve Hırvatistan’ın, 1 Aralık 2006’da verdikleri Katılım Öncesi Ekonomik Programları’nın (KEP) ne kadar gerçekçi oldukları değerlendirildi.

    2006 KRİZİNDEN KAYNAKLI KÜÇÜLME ORTADAN KALKACAK

    İlk çeyrek GSYH büyüme rakamları yüzde 6.8 çıkmasına karşın, raporda, “Türkiye’nin Katılım Öncesi Ekonomik Programı, GSYH’deki büyümenin, 2006 baharındaki mali krizin etkisiyle, 2007’de, yüzde 6’dan yüzde 5’e hafif şekilde yavaşlayacağını ve 2009’a kadar yeniden küçük hızlanmalar görüleceğini öngörmüştür” denildi. Ayrıca enflasyon hedeflemesiyle serbest dalgalı kur rejiminde büyük değişikliklerin beklenmediği kaydedildi.

    Türkiye’nin bu yıl GSYH’nin yüzde 2.7’si oranında bir kamu fazlası öngördüğü, bunu yıllar itibarıyla sıfıra indirmeyi düşündüğü, üç aday ülkenin de borçlarını esaslı şekilde azaltmayı planladıkları kaydedildi.

    Raporda, Türkiye’nin katılım öncesi ekonomik programının çalışma piyasası ve özelleştirmede yoğunlaştığı belirtilirken, genellikle devam eden uygulamaların ortaya konulduğu, makroekonomik ve mali çerçeveyle bağlantı kurmakla yetinildiği bildirildi.

    ORTALAMA 5.5 BÜYÜME ÖNGÖRÜSÜ

    Raporda yer alan bilgilere göre program çerçevesinde Türk ekonomisi 2007-2009 arasında ortalama yüzde 5.5 büyüyecek; özel tüketim yıllık yüzde 4.8, ihracat yüzde 11.2 artacak. Raporda, “KEP tahminleri, Komisyon’un öngörüleriyle yaklaşık aynı çizgidedir. Ancak Komisyon, özel tüketim artışında biraz daha iyimserdir, ihracattaki artışın KEP’in varsaydığından daha ılımlı olacağını tahmin etmektedir” ifadesi yer aldı. Raporda şöyle denildi:

    DIŞ AÇIĞIN YAKINDAN İZLENMESİ GEREK

    “Türkiye’nin cari işlem açığı 2006’da dikkat çekici bir şekilde yüzde 8.2’ye yükseldi. KEP, cari işlem açığının 2009’a kadar, GSYH’nin yüzde 5.7’sine ulaşacak şekilde dereceli olarak olarak azalacağını öngörüyor. Yabancı sermayenin vadesi derece derece artacak. Doğrudan Yabancı Sermaye 2006’daki GSYH’nın yüzde 3’ü oranından, 2007-2009 yılları arasındaki ortalama yüzde 2’lik seviyesine düşecek. Net portföy yatırımlarının 2005’teki yaklaşık yüzde 6’lık düzeyinden 2006-2009 yılları arasındaki yüzde 2’den az düzeyine düşmesi bekleniyor. Bu senaryonun gerçekleşme olasılığı, ciddi bir şekilde yatırım ikliminin çekiciliğine, reel faiz oranlarının düşmesine ve sürekli piyasa ve tüketici güvenine bağlıdır.

    Dış finans kaynaklarına sürekli erişim, yukarıda tanımlanan finansal yapının başarılmasında yüksek öneme sahiptir. Bu nedenle dış açıklar yakından izlenmelidir. Ticaret açığında daha ileri bir büyüme, 2007-2009 yılları arasındaki istikrar için potansiyel bir zorluk oluşturabilir. Ancak makroekonomik tahminler genelde gerçekçi görünmektedir. Makroekonomik tahminler, büyük ölçüde programda sunulan istikrar hedefli politika karışımıyla aynı çizgidedir ve Avrupa Komisyonu’nun 2006 sonbaharındaki tahminleriyle büyük ölçüde uyuşmaktadır.”

    MALİ KONSOLİDASYONDA DİKKATE DEĞER ÇABA GÖSTERİLDİ

    Raporda “Türkiye mali konsolidasyonu sağlamak için dikkate değer bir çaba göstermiştir, fakat yüksek nitelikte mali düzenlemeleri gerçekleştirmek, AB yolundaki ana zorluklardan olacaktır” ifadesi yer aldı.

    2006 baharında Türk ekonomisinin finansal piyasa çalkantılarıyla karşı karşıya kaldığı, bunun döviz piyasasında da çalkantıya ve enflasyonist baskıda artışa neden olduğu belirtilen raporda, “Yetkililer mali disiplin ve sürekli güçlendirme çabaları içinde uygun ve sağlıklı tepkileri verirken ekonomi güçlü bir şekilde büyüme yolunda olmuştur. KEP’in makroekonomik tahminleri, açıklanan politikalar ve olumlu dış koşullar çerçevesinde güven uyandırıcı olarak görülmektedir” denildi. Raporda şu saptamalar yer aldı:

    "-Programın sürekli mali konsolidasyon ve istikrar hedefli parasal politikaları, önemli dış dengesizliklerden kaynaklanabilecek artan zorlukları karşılamak için yeterlidir. Orta vadede kamu harcamalarında azalmaya yönelik öngörüler olumlu karşılanırken Program, temel mali ve yapısal önlemler ve bunların geniş ve sistematik bir biçimde belirtilmeyen bütçe etkileri konusunda belirsiz kalmaktadır.

    -Çalışma piyasası reformlarına, özellikle de ekonomik dönüşüm sürecinde istihdam meydana getirmeye ve devlet yardımlarının kontrolüne daha fazla önem verilmelidir.”

    Son uyarı raporun “Katılım Ortaklığı ve ekonomik öncelikler” bölümünde de “Özellikle gelecek reform planları kayıtdışı ekonomi, istihdam piyasası ve eğitim reformları açısından göreceli olarak daha az yer almıştır” şeklinde yer aldı.

    Raporun “Son makroekonomik gelişmeler” başlıklı bölümünde de “KEP Türkiye’de yönetimin güçlü kurumsal ve analitik kapasitesinin kanıtını oluşturmaktadır” denildi.

    AVRUPA KOMİSYONU VE TÜRK KEP’İNİN 2007 TAHMİNLERİ

    Rapordaki bir tabloya göre Avrupa Komisyonu birimleri ve Türkiye’deki katılım öncesi ekonomik programı hazırlayanlar 2007 yılındaki ekonomik gelişmeleri şöyle tahmin etti.

    Türkiye’nin 2009’a kadar öngördüğü ekonomik politikaları içeren KEP’in, AB Komisyonu’nun 2006 sonbaharındaki tahmin sonuçlarıyla genelde uyuştuğu belirtilirken, sektörler itibarıyla şu görüşlere yer verildi:

    Reel Sektör: Türkiye yıllık yüzde 5.5 büyüyecek. Büyümenin temelde özel tüketim ve yatırımdan kaynaklanacağına inanılıyor. Program istihdam yaratma konusunda 2005’ten daha kötümser ve bunun için, yıllık ortalama yüzde 1 ¾ istihdam artışı bekleyen Komisyon’la büyük ölçüde aynı çizgide.

    Dış Sektör: Program, cari işlemler açığında, IMF’ye, 2006-2009 döneminde 8 milyar euro dolayında önemli ödeme taahhüdü dahil, herhangi bir zorluk beklemiyor.

    ENFLASYONDA HEDEF AB’YE KATILIM ANINA KADAR AB ORTALAMASI

    Para ve döviz politikası: Serbest dalgalanan döviz rejimi varlığını sürdürecek. Şu ana değin yapılan müdahaleler aşırı döviz kuru çalkantısını yumuşatma ve rezervleri güçlendirme amacını güdüyordu. 2006 yılının ikinci yarısında enflasyon yeniden düşüşe geti. Enflasyonda azalmaya katkıda bulunan en önemli faktörler, Mayıs-Haziran 2006 finansal türbülanslarını izleyen dönemde uygulanan sıkı para politikası sonucu ekonomiye olan güven artışıdır. Programdaki gelir politikası azalışa katkıda bulunan bir diğer etken. Kronik enflasyonu kalıcı olarak düşürme hedefi, üyelik zamanına kadar AB ortalamalarıyla uyum sağlamayı hedefliyor.

    Bütçe hedefleri: Türk mali politikasının genel hedefi sürdürülebilir bir büyüme ortamını yerleştirmek, aynı zamanda da dezenflasyonu desteklemek. Bu açıdan sağlıklı faiz dışı fazla, sadece dezenflasyona değil aynı zamanda borcun sürdürülebilmesine katkıda bulunacak ana mali araç. Önceki yıllarda olduğu gibi Belge, bu hedeflerin nasıl başarılacağını büyük ayrıntılarla tanımlamamaktadır, bu nedenle saydamlıkta noksanlık vardır.

    Hedefler ve düzenlemeler: Türkiye, AB’ye katılıma hazırlanmak ve AB gelir düzeyini yakalamak için bütçesinde, örneğin eğitim yatırımları ya da altyapı harcamalarının artırılması ve düşük vergiye fırsat oluşturmak amacıyla kamu harcamalarına etkinlik kazandırmalıdır. 2007’de genel seçimler yapılacak, mali kayma riskleri önemli. Programın dönemsel ayarlanmış bütçe hesaplarına göre, mali politika tarafsız kalacaktır. Türkiye’nin sosyal güvenlik sistemi, Türkiye’nin mali durumunun iyileştirilmesi açısından son derece önemlidir. Eğitim GSYH’nın oranı olarak uluslar arası karşılaştırmalara göre düşük biçimde fonlanmıyor, ancak verim ve etkinliği düşüktür. Türkiye’nin, AB’yle gelir uyumunda ve AB çalışma piyasasındaki nihai entegrasyonunda başarı elde etmek istiyorsa, sektörün önemli finansal, insani ve maddi kaynaklarını; tüm öğrencilerin temel eğitimlerini tamamlamasına, okula kayıt-devamı sağlamaya, öğrenim kalitesini yükseltmeye, orta öğretim kayıt-bitirme oranlarını artırmaya ve öğrencilerin okuldan istihdama yönelmelerine daha iyi odaklamaya ihtiyacı vardır.

    Kamu finansmanının sürdürülebilirliği: Türkiye’nin durumu AB Aday Ülkesi olmasından bu yana dramatik bir biçimde değişmektedir. Reformların tam olarak uygulanması halinde bile, Türkiye, yaşlanmış bir nüfusun maliyetini tam olarak karşılayamayacaktır. Yeni ve sorumlu bir sosyal güvenlik sisteminin getirilmesi ve daha genel olarak emekliliğin gelecekteki maliyeti ve sağlık bakım sistemleri; son derece dikkatli bir şekilde takip edilmelidir.

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı