"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Türkiye AB’nin 25. ortağı Rumları tanımaya hazır mı?

<B>KKTC’</B>de yarın yapılacak olan referandumda çok büyük bir sürpriz olmadığı takdirde kuzeyde ‘<B>evet’, </B>güneyde ise ‘<B>ret’ </B>kararının çıkması bekleniyor.

Bu muhtemel senaryoda Türkiye’nin göğüslemek durumunda kalacağı yeni durumu artıları ve eksileri ile birlikte değerlendirmeye çalışalım.

AMBARGO ÇÖZÜLÜYOR TÜRKİYE RAHATLIYOR

Kısa dönemde, Kıbrıs Türk tarafı, cesaretle sorunu çözme iradesini sergilediği, buna karşılık işbirliği için Rumlara uzattığı el boşlukta kaldığı için kendisini birden yüksek bir zeminde bulacaktır.

Geçen hafta İrlanda’daki AB Dışişleri Bakanları toplantısında görüldüğü gibi, uzunca bir süre Türk tarafı alkışlanacak, Rum tarafı ise ağır eleştirilerin hedefi olacaktır.

Bu durumda, 1974 Barış Harekatı sonrasında adada ortaya çıkan fiili durumun Türk tarafı üzerindeki baskının hafiflediği bir çerçevede resmileşeceği söylenebilir.

Bunun sonucu, KKTC üzerindeki ambargo gevşeyecek, KKTC’nin havaalanları ve limanları uluslararası ulaşıma açılacak, KKTC uluslararası alanda sportif yarışmalara katılabilecektir.

Bu gevşemenin KKTC üzerinde büyük bir rahatlatıcı etkisi olacağı ve Kıbrıs Türk toplumunu dünyaya açacağı savlanabilir.

Benzer şekilde, Türkiye’nin de dünya ile etkileşimi rahatlayacak, Ankara uluslararası alanda çok daha geniş bir hareket serbestisine sahip olacaktır.

TÜRKİYE’NİN RUMLARI TANIMAMA LÜKSÜ VAR MI?

Bu düzlemdeki rahatlamaya karşılık, bir başka düzlemde Türkiye açısından bir dizi sıkıntı verici sonuçların da ufukta belirdiğini görmek durumundayız.

İlk sorun, Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (KRY) tanıma noktasında çıkacaktır.

Türkiye ne kadar ‘KRY’ demeye devam etse de, bu kimlik ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ adıyla ve adanın tümünü temsil eden bir hukuki hüviyetle 1 Mayıs sabahından itibaren AB’nin tam üyesi olacaktır.

Yani, Türkiye tam sekiz gün sonra (cumartesi) karşısında 15 üyeli bir AB değil, Kıbrıslı Rumların da aralarında eşit ortak olarak boy gösterdiği 25 üyeli bir AB bulacaktır.

Kritik soru bu noktada karşımıza çıkıyor:

Türkiye, daha ne kadar zaman Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tanımama politikasını sürdürmeyi göze alabilir?

AB ile kurumsal ilişkisini bozmak gibi bir niyeti yoksa, Türkiye, KRY’yi ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ olarak tanıma menziline girecektir.

Tanımadığımızı varsayalım; Rumlar AB’nin dönem başkanı olduğunda Türkiye dönem başkanlığı ile temaslarını kesecek midir?

AB İLE İLİŞKİLER İPOTEK ALTINA GİRER Mİ?

Kaldı ki, AB de kendisine özel bir muamele yapamayacağını Türkiye’ye ihsas edecektir.

Ayrıca, kabullenmemiz gerekiyor ki, 1 Mayıs’tan itibaren AB’nin Türkiye ile ilgili olarak alacağı her karar Rumların da vizesinden geçmek zorundadır.

AB’nin, nüfusu bir milyonu bile bulmayan bu küçük yeni üyenin Türkiye-AB ilişkilerini ipoteği altına almasını engellemek için büyük bir baskı icra etmesi beklenmelidir.

Yine de, Rumlar AB’de kararların oybirliği ile alınması mekanizmasından yararlanarak, Türkiye ile ilgili her kritik kararı Türk tarafından kendi pozisyonlarını güçlendirecek ödünler elde etmek için istismar edebilirler.

Örneğin, 2004 sonunda Türkiye’ye tam üyelik müzakereleri için tarih verilmesi karşılığında, Annan Planı’nın kendileri lehine değiştirilmiş bir şekilde kabulü, Rumlar tarafından bir koşul olarak öne sürülebilir.

AB ARTIK DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ DEĞİL

Bu tür sakıncaları telafi edebilmenin etkili bir yolu, Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin AB’ye birlikte girmeleri olurdu.

Belirtmeye gerek yok, Türk tarafından ret çıkması bu senaryodaki olumsuzlukları fazlasıyla ağırlaştıracaktır.

Bugüne dek her genişleme hamlesinde sorunsuz ülkeleri bünyesine almaya özen gösteren AB, ilk kez açık bir ihtilafı bünyesine ithal etmek üzeredir.

AB, açık bir yarayı sağlıklı bünyesinin içine sokmakla ne kadar vahim bir muhakeme hatası yaptığını, önümüzdeki dönemde yaşayacağı kronik baş ağrısıyla idrak edecektir.
X