Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye, AB’de 2-1 önde gidiyor

Brüksel’deki tartışmalarda gelişme var. Sorunlar üç noktaya indirgendi. Bu üç konuda adeta maç yapılıyor. Şu andaki duruma göre, Türkiye’nin skoru daha iyi. Nerede gol yiyeceğiz, nerede gol atacağız merak ediyorsanız bu yazıyı okuyun.

Belki çok basitleştireceğim, ancak herkesin kafası öylesine karışık, ne olup bittiği konusunda öylesine bir belirsizlik var ki, durumu anlatabilmek için böylesine basitleştirmekten başka çarem yok.

Brüksel’de, bir yandan 25 AB üyesi ülke arasında, öte yandan da Türkiye ile 25’ler arasında tam bir çarşı pazarlığı yapılıyor. Karşılıklı cümleler gidip geliyor. Kelimeler üzerinde dans ediliyor.

3 nokta tartışılıyor.

1. KIBRIS’IN TANINMASI:

Fransa daha öncelerde, Türkiye’nin 3 Ekim müzakerelerine oturmadan önce Kıbrıs’ı resmen tanıması veya tanıma niyetinde olduğunu belirtme koşulunu öne sürüyordu. Sonra geri adım attı ve bu defa “ müzakereler sürecinde Kıbrıs’ı tanıma niyetini ortaya koyması” için çaba harcar oldu.

Türkiye’nin tutumu ise çok net: BM çerçevesinde bir çözüm bulunsun, o zaman tanırım.

Brüksel’deki genel hava, Türkiye’yi tatmin edecek bir şekilde gelişiyor. Ankara istediğini alacak gibi görünüyor.

2. RUM GEMİLERİNE LİMANLARI AÇMAK:

Bu konuda, Türkiye sıkışmış durumda. AB komisyonu hukuk servislerinin hazırladıkları bir inceleme çok açık. Limanların açılması, Gümrük Birliğinin (GB) gereği. GB’yi kabul ediyorsanız, limanlarınıza gelecek malı taşıyan üye ülke gemilerine itiraz edemiyorsunuz.

Aslında, Türkiye de hukuki durumunun sağlam olmadığının farkında, ancak biraz süre istiyor. Ayrıca, bu mekanizmanın sadece tam üyeler arasında işlediğine dikkat çekip, sorunun müzakere sürecine bırakılmasını istiyor.

Bu konuda Rumlar kesin bir takvim istiyorlar. Örneğin, Türkiye’nin 2006 sonuna kadar veya belirli bir süre içinde limanlarını açmasını, aksi halde müzakelerin askıya alınmasını istiyor. Fransa’da destek veriyor. İngiltere, bir orta yol formülü bulmaya çalışıyor.

Brüksel’deki hava Türkiye lehine değil.

Genel eğilim, Türkiye’ye limanlarını müzakereler süresinde -kesin bir takvime bağlamadan- açmasını sağlamak. AB, limanların açılmasının tanıma anlamına gelmediği, sadece hukuki bir yükümlülüğün yerine getirilmesi olduğu inancında.

Yani, Türkiye gol yiyecek gibi görülüyor (!)

3.ÖZEL STATÜ İHTİMALİ AZALIYOR:

Türkiye’nin tüylerini diken diken eden en önemli madde, ÖZEL STATÜ seçeneğinin açık ve net şekilde, Müzakere Çerçevesi Belgesine yazılması.

Bu konuda da, Türkiye’nin durumu iyi. Zira, Özel Statü için ısrar eden tek ülke Avusturya idi. Onlarda havlu attılar. Açıkça da söylediler. Şu sırada 25’ler arasında hiçbir ülke’nin ısrarı yok.

Geriye sadece Merkel kalıyor. Onunda, bu çoğunluk karşısında ısrarcı olmayacağı bildiriliyor.

Özetle, Türkiye şu anda 2-1 önde. Ancak ikinci devrede neler olacağını kimse kestiremez. Her an gol yenebilir.

* * *

PKK’NIN YENİ STRATEJİSİ RİSKLİ

PKK’nın yeni stratejisi yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor.

“Sivil İtaatsizlik” diye adlandırılan bu yaklaşım, terör olaylarını göreceli şekilde azaltmayı, buna karşılık sokak gösterileriyle sesini duyurmayı amaçlıyor.

Asker-Sivil öldürülerin bir yere varamayacaklarını artık onlar da gördüler. Terör yaptıkları sürece, Uluslararası desteklerini de kaybediyorlar. Çıkışı olmayan bir yol.

Ancak yeni stratejinin de önemli riskleri var. Zira dikkat edecek olursanız, her atılan adım, her gösteri beraberinde sert tepkileri de getiriyor.

Milliyetçi hislerle oynamaya başlamak çok tehlikelidir. Tırmanma birgün öyle bir noktaya ulaşır ki, durduramazsınız. İşte o zaman tam bir çatışmaya dönüşür.

Çoluk çucuk otobüslere bindirilip götürülür, gösteri yaptırılırken çıkabilecek olaylar hiç düşünülmez mi? Eğer düşünülüyor ise, o zaman olay çıkması insanların ölmesi isteniyor, demektir.

PKK, hem kendini hem de Öcalan’ı kurtarmak için böyle bir strateji seçtiyse, çok risk alıyor. Bu eylemlerin sonu hiç iyi değil. Ne kadar “Tahrik olmayalım. Soğukkanlı davranalım” diye bağırırsak bağıralım, bu gidiş asıl PKK’ya zarar verecek, bu arada da ülke yıpranacaktır.
X