Türk yöneticiler mazoşist!

Hürriyet Haber
08 Mart 1998 - 00:00Son Güncelleme : 08 Mart 1998 - 00:01

Türkiye'deki üst düzey yabancı yöneticilere göre, Türk yöneticiler kendilerine eziyet etmekten hoşlanıyorlar. Hem duygusallar, hem de otoriter... Değişimden yana gözükseler de ‘‘eski kafalılar’’, hiyerarşiye ve statüye tutkunlar. Kariyer Dünyası'nın mart sayısında yayınlanan araştırmaya katılan yabancı yöneticiler, Türk şirketlerinin çoğunda ‘‘korku’’ya dayalı bir yönetim uygulandığını ileri sürdüler.

Türkiye'deki üst düzey yabancı yöneticilerin gözüyle Türk yöneticiler birer çelişki yumağı. Kendilerine eziyet etmekten hoşlanıyorlar. Hem duygusallar, hem de otoriter... Kendilerine karşı da acımasızlar; aşırı çalışıyor, özel hayatlarını hiçe sayıyorlar. Üstelik stresliler. Değişimden yana gözükseler de ‘‘eski kafalılar’’, hiyerarşiye ve statüye tutkunlar.

Yabancıların gözünde Türk yönetim sistemi, geleneksel feodal yapıyı kırabilmiş değil. Bu yüzden ‘‘Osmanlı, Asyalı, hiyerarşik, güç merkezli, ataerkil vb.’’ tanımlamalar yapıyorlar. Bu yapının, Koç, Sabancı, Çukurova, Eczacıbaşı, Alarko gibi kurumsallaşma yolunda hızla ilerleyen gruplarda daha az olduğunu düşünüyorlar.

Kariyer Dünyası'nın mart sayısında yayınlanan araştırmaya katılan yabancı yöneticiler, Türk şirketlerinin çoğunda ‘‘korku’’ya dayalı bir yönetim uygulandığını ileri sürdüler. Alt kademedekiler, orta kademedekilerden, onlar 'üst'lerden, 'üst'ler ise yönetim kurullarından ya da şirket sahiplerinden korkuyor. Korkutmaya dayalı yönetim karar alma mekanizmasında yavaşlığa, zayıf entelektüel disipline ve yaratıcılığın azalmasına neden oluyor.

RİSK ALMIYORLAR

Yönetim tarzının, yeni kuşakla beraber hızla değiştiği ortak kanı. Türk yöneticiler hakkında yapılan yorumları ise ‘‘olumlu ve olumsuz’’ olarak ikiye ayırmak mümkün. Olumlu özelliklerin başında Türk yöneticilerin ‘‘girişimci ve esnek’’ olmaları geliyor. Yatırım yapma istekleri ve risk almaktan korkmamaları bunu izliyor. Özellikle, yeni kuşağın değişime son derece açık olduğu vurgulanıyor. Onlar, aynı zamanda daha dinamik, eğitimli ve kültürlü kesimi temsil ediyorlar. Kararlılık ve işe bağlılık olumlu özellikler arasında sayılıyor. Ancak, işe bağlılık bir süre sonra bağımlılığa ve uzun saatler boyunca çalışmaya dönüşüyor. Bunun sonucu ise kendisine ve aileye zaman ayırmamak.

Türk yöneticiler, yönetim sistemindeki olumsuzluklardan etkileniyorlar ya da tersten bakıldığında yöneticilerin olumsuz özellikleri yönetim sistemine yansıyor. Yabancılara göre, bu olumsuzluklar ‘‘otoriterlik, merhametsizlik, aşırı stres altında çalışma ve çalıştırma, sistematik olmama, ben merkezcilik’’ şeklinde ortaya çıkıyor.

Türk yöneticilerin olumsuz özelliklerinden biri de ‘‘statüye verdikleri önem’’. İş değişikliği gündeme geldiğinde, başka bir şirkete aynı pozisyonda gitme eğilimi yok. İlginç olan başka bir özellik de müdürlük pozisyonları için yapılan iş görüşmelerinde sorulan soru: ‘‘Altımda kaç kişi çalışacak?’’

DUYGUSALLIK AVANTAJ

Türkiye'deki herkes gibi yabancı şirketler de yıllardır ekonomik ve siyasi krizle yaşıyorlar. Ancak bunu öncelikli sorun olarak görmüyorlar. Hatta, Türkiye'de çalışmanın kriz yönetimi konusunda kendilerine deneyim kazandırdığını söylüyorlar. Oxford University Press Satış ve Pazarlama Müdürü Christine Özden, Türkiye'nin krizlere bağışıklık kazandığı görüşünde: ‘‘1994 krizi başka bir ülkede yaşansaydı o ülke düze çıkamazdı. Türkiye yalnızca iki yıl sonra, kayda değer bir gelişmeyle ayakta kalmayı başardı. Türk insanları dirençli. Yeni bir kriz durumunda bunun da aşılacağına inanıyorum.’’

Türkiye'de gazeteci ve yönetici kimliğiyle farklı şirketleri tanıma fırsatı bulan Sanatevi Reklamcılık ve Pazarlama Proje Müdürü Carol Stevens Yürür, ‘‘Türkiye'de yönetimin Asyalı bir tarzı var. Bir imparatorluğu, bürokratik bir tarzı yansıtıyor. Bazen köle ruhunun ya da zoraki çalışmanın yarattığı bir ortam söz konusu’’ diyor.

Hilton International (İstanbul) Genel Müdürü Kees Hartzuiker, Türk yöneticilerin en ayırdedici özelliklerinin ‘‘duygusallıkları’’ olduğunu söylüyor. Duygusallığın, yöneticilere avantaj sağladığı düşüncesinde. ‘‘Duygusallık daha tahammüllü ve işe sadık olmayı getiriyor. İnsan ilişkilerini de geliştiriyor. Büyük şirketlerde üst düzey yöneticilerin alt düzeydekilerle ailece görüştüğünü görüyorum. Bu beni şaşırtıyor.’’

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı