Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Türk ve Tuğluk ifade verdi

    DHA
    31.12.2009 - 10:17 | Son Güncelleme: 31.12.2009 - 13:15

    Anayasa Mahkemesi'nin DTP'nin kapatılması hakkındaki gerekçeli kararının yayınlanmasının ardından dokunulmazlıkları kalkan ve haklarında 'zorla mahkemeye getirilme' kararı bulunan Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk bugün ifade verdi.

    TÜRK VE TUĞLUK BASINA BÖYLE AÇIKLAMA YAPTI / WEB TV 

    Haklarında 'zorla ifade vermeye götürülme kararı' bulunan kapatılan DTP’nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk ve partinin eski vekillerinden Aysel Tuğluk, daha önce yapmış oldukları açıklamalara paralel olarak milletvekilliklerinin düşürülmesinin Resmi Gazete’de yayımlanmasından hemen sonra ifade vermek üzere adliyeye gitti.

    Kapatılan DTP'nin eski milletvekili Ahmet  Türk, barışçıl bir süreç için çaba göstermeyi amaçladığını ileri sürerek, “Bu  ülke hepimizin, susarsak haksızlık edeceğim düşüncesindeyim. Bütün amacım  demokratik ve çağdaş bir ülke için çabalamaktan ibarettir. Silahların susması  için çalışmak suç değil, memnuniyetle karşılanması gereken bir durumdur” dedi.

    Kapatılan DTP'nin eski milletvekilleri Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, Ankara  11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde talimatla ifade verdi.

    Ankara adliyesine saat 10.15 sıralarında gelen Türk ve Tuğluk'un  ifadelerinin alınması işlemi yaklaşık 1 saat 45 dakika sürdü.

    Ankara Adalet Sarayı'ndan ayrılırken kısa bir açıklama yapan Türk,  “Milletvekilliğimiz düştüğü için normal olarak gelip ifademizi verdik” dedi.

    Türk, gazetecilerin yoğun ilgisi  ve yaşanan izdiham nedeniyle konuşmakta güçlük
    çekti.

    Türk, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin talimatı doğrultusunda verdiği  ifadede, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini belirterek, kesinlikle  “propaganda yapmak” suçunu işlemediğini söyledi.

    Ahmet Türk, 40 yıla yakın süredir siyaset ile uğraştığını ve 5 dönem  milletvekilliği yaptığını, 2005 yılından bu yana da siyasal bir partiden genel  başkanlık yaptığını kaydetti.

    Bir siyasetçi olarak ülke sorunları ile ilgili çalışmalar ve konuşmalar  yapması kadar doğal bir olamayacağını belirten Türk, “Ülkede uzun süredir olan  şiddet ve çatışma ortamından çıkılması, bu ortamdan ülkenin kurtulması için başka  yerlerde konuşmalarım olduğu gibi iddiaya konu konuşmada da tahlil ve tespitler  yaptım. Kaldı ki bir konuşmayı tek olarak ele almak doğru değil, bu konuşmayı  diğer yaptığım çalışmalar ve konuşmalarla bir bütün olarak değerlendirmek  gerekir. Bütün amacım barışçıl bir süreç için çaba göstermektir. Tüm Türkiye'nin  tartıştığı bir konu ile ilgili ben de siyasetçi olarak görüşlerimi bildirdim”  dedi.

    Kesinlikle propaganda amacı taşımadığını ileri süren Türk, sözlerini  şöyle sürdürdü:
    “Sadece düşüncelerimi açıkladım. Ülkede silahların susması için Hükümet  de aydınlarla değişik sivil toplum örgütleri ile görüşmeler yapıyor. Bin bir  siyasetçi olarak yaşanan bu süreçle ilgili suskun kalamam. Sustuğumda demokrasi  olmadığından bahsedilir. Konuşunca propaganda yaptığım iddia ediliyor. Ayrıca  'sayın' kelimesi kullandığımdan ötürü suç işlediğim söyleniyor. Bu doğru  değildir. Uzun süredir siyaset ile uğraşıyorum. Genel olarak nazik bir üslup  kullanırım. Kaldı ki 'sayın' kelimesi tek başına suç olarak değerlendirilemez. Bu  ülke hepimizin, susarsak haksızlık edeceğim düşüncesindeyim. Bütün amacım  demokratik ve çağdaş bir ülke için çabalamaktan ibarettir. Silahların susması  için çalışmak suç değil, memnuniyetle karşılanması gereken bir durumdur.  Kesinlikle suçsuzum. Beraatımı talep ediyorum.”

    Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, talimat evrakının mahalli mahkemesine  iadesini talep etti.

    Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, sanık Türk'ün savunmasının alınmış olması  nedeniyle zorla hazır edilmesi hususunda yazılan müzekkerenin iadesi için  Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine müzekkere yazılmasına karar verildiğini açıkladı.
    Mahkeme, talimat evrakının ikmalen mahalli mahkemesine iade edilmesini  karar verdi.

    İfadenin ardından Türk ve Tuğluk kapatılan DTP'nin eski genel merkezine  geldi. Türk, burada gazetecilerin soruları üzerine, şöyle konuştu:
    “Düşüncelerimizi her yerde her zaman bu ülkenin sorunlarıyla ilgili  yaptığımız tespitlerin, tahlillerin arkasındayız. Bunları her zaman da dile  getireceğiz. Bu ülkede diyalogla, tartışmayla, uzlaşıyla sorunların çözüleceğine  inanıyoruz. Bizim duruşumuz budur. İnkarcı mantık değil, gerçekleri gören,  gerçekleri tartışan bir mantıkla bu ülkenin sorunlarını dile getirmektir  amacımız. Biz bunun Türkiye demokrasisine ve geleceğe önemli katkılar sunacağına  inanıyoruz. Bugün artık tartışma dönemidir, kimse tartışmadan kaçamaz.  Tartışarak, diyalog oluşturarak sorunun çözüleceğine inanıyoruz.”

    Ahmet Türk, bir soru üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin DTP'nin kapatılmasına  ilişkin kararıyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracaklarını  söyledi.

    Türk, kapatılan DTP'nin bazı milletvekillerinin zorla ifade vermeye  çağrılmaları konusunu nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine,  “Arkadaşlarımızın milletvekilliği devam ediyor. Milletvekilliği devam ettiği  için de bu uygulama yanlıştır, hukuksuzdur, diye değerlendiriyoruz. Onların  tavırlarını destekliyoruz” dedi.

    Aysel Tuğluk da bir soru üzerine, hakkında 4 dosya bulunduğu için ifade  vermesinin uzun sürdüğünü kaydetti.

    Kapatılan DTP'nin eski milletvekili Aysel  Tuğluk, “Dün milletvekiliydim, bugün burada sanık olarak yargılanıyorum. Türkiye  demokrasisi bu uygulamayla kazanmamıştır, kaybetmiştir” dedi.

    Tuğluk'un “suçu ve suçluyu övdüğü” iddiasıyla Ankara 11. Ağır Ceza  Mahkemesi'nde yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya Tuğluk ile avukatı katıldı.

     Tuğluk, savunmasında, üzerine atılı üç kez “suçu ve suçluyu övdüğü”  iddiasını kabul etmediğini ifade etti. Suç tarihlerinde kapatılan DTP'nin  “eşbaşkanı” olduğunu belirten Tuğluk, parti görüşleri doğrultusunda  toplantılara katıldığını, konuşmalar yaptığını anlattı. Vicdanen rahat olduğunu  dile getiren Tuğluk, iddianame de belirtilen üç konuşmadaki sözlerin de kendisine  ait olduğunu ve tekrar ettiğini söyledi. Tuğluk, şöyle konuştu:

    “Bütün amacım bir siyasetçi olarak ülkede akan kanın durması için  çalışmaktır. Hiç kimsenin ölmeyeceği barışçıl ve demokrat bir ülke için  çalışmalar, analizler, tespitler yaptım. Sorunlar konuşulmadıkça çözülemez.  Konuşmalarım herkesçe kabul görmeye bilir. Bu konuşmalar benim ve partimin  politikası gereği yapılan konuşmalardır. Sorunun barışçıl yollardan çözülmesi  için bazı gerçeklerin ifade edilmesinden ibarettir. Çözüme giden yolda sunulan  bazı öneri ve tespitlerdir. Abdullah Öcalan ve PKK bir realite olup, bunlar Kürt  meselesinin çözümünün dışında bırakılamaz.”

    Aysel Tuğluk, “Kürt sorunu konusunda aydınların, sivil toplum  örgütlerinin hatta hükümet tarafından dahi benzer konuşmalar yapıldığını  kendileri konuşunca ise suç işlediklerinin iddia edildiğini” ifade etti. Tuğluk,  şöyle devam etti:

    “Ne PKK'nın ne de Abdullah Öcalan'ın benim propagandama ihtiyaçları  olduğu gibi kendilerinin kamuoyuna yansıyan değişik propaganda araçları vardır.  Siyasetçi olarak Türk ve Kürt haklarına duyduğum sorumluluk çerçevesinde siyaset  yaptım. Türk ve Kürt halkının kardeşliğine inanıyorum. Bunun mücadelesini de  devam ettireceğim. Suçsuzum, dün milletvekiliydim bugün burada sanık olarak  yargılanıyorum. Türkiye demokrasisi bu uygulamayla kazanmamıştır, kaybetmiştir.  Bir gün Türkiye'de Türk, Kürt bütün halkların bir arada ve barış içinde  yaşayacağına inanıyorum. Hukukun üstünlüğü egemen olacaktır. Beraatimi talep  ediyorum.”

    Tuğluk'un avukatı Mehmet Nuri Özmen ise müvekkilinin savunmasına  katıldığını belirterek, düşünce özgürlüğü çerçevesinde görüşlerini açıkladığını,  konuşmalarının bütün halinde incelendiğinde suç unsurunun olmadığının  görüleceğini ileri sürdü.

    Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, iddianamede yüklenen eylemlerle ilgili  olarak Tuğluk'un Türk Ceza Kanunu'nun 215. maddesinden cezalandırılmasının talep  edildiğini belirtti. Taştan, iddia edilen eylemlerin sübutu halinde Terörle  Mücadele Yasası'nın 7/2. maddesinin uygulanması ihtimali üzerine Tuğluk'a ek  savunma hakkı verilmesini istedi.

    Mahkemenin ek savunma hakkı verdiği Tuğluk ve avukatı, önceki  savunmalarının doğru olduğunu belirterek, ek savunma hazırlamak için de süre  istedi.

    Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Tuğluk'un savunmasının alınması  dolayısıyla hakkındaki zorla getirme müzekkeresinin kaldırılmasına karar verdi.  Mahkeme, duruşmayı 6 Nisan 2010 tarihine erteledi.

    İddianamede Tuğluk'un, kapatılan DTP'nin birinci olağanüstü büyük  kongresi ve Van'daki Nevruz konuşması ile 2 Mart 2007'de kapatılan DTP'nin genel  merkezinde yaptığı basın açıklamasında “terör örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda  suçu ve suçluyu övme” eylemini işlediği savunuluyor.
           

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı