Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türk usulü Ayurveda

Sevgili Okurlar, zor bir ülkede yasiyoruz. Ekonomik ve psikolojik olarak baski altinda oldugumuz ülke sartlarinda hepimiz bir ölçüde kendimiz sıkıştırılmış hissediyoruz.

Enteresan olan ise böylesine zorlu hayat sartlari içerisinde psikolojimizi kontrol edebilmemiz ve hayatimiza yön verebilmemiz için saglanan imkanlar çok kisitli. Kisitli derken sunu kastediyorum. Çok degerli psikologlarimiz, aile danismanlarimiz elbette var ama anlayamadigim bir sekilde oldukça pahalilar ve terapileri bitirmek için gerekli olan bütçeleri saglayabilen insanlar oldukça az.

Bunun yaninda, saglik sigortalarinin psikolojik hastaliklari hiçe saydigi ve toplum psikolojisinde her terapi almak isteyen insanlarin "deli" olarak algilandigi bir ortamda insanlar gittikçe daha da mutsuz bir sekildeyasiyorlar ve sonuçlar vahimlesiyor. Her geçen gün gülmek daha ciddi bir sorun haline geliyor. Oysa gerçekten basarili bir hayat geçirmenin tek anahtari mutlu olmaktir.

Hepimizin korkunç hatalar yaptigi, çok önemli kararlari yanlis zamanda aldigi için pismanlik duydugu veya istemeden de olsa sevdiklerini kirdigi anlar olmustur.

Olmamasi mümkün degil zaten. Aslinda yeni çag akimlarinda olmasi da gerekiyor. Ruhun gelismesi için hata yapmamiz ve bu hatanin sonuçlarina katlanmamiz gerekiyor. Fakat tam bu noktada bilinç ikiye ayriliyor. Bu hatalardan ders alanlar ve almayanlar. Ders almak derken ayni hatayi bir daha yapmamayi da kastetmiyorum aslinda. Bazen bir hatayi bir kaç kez üstüste yapinca ögrenebiliyoruz veya hata kendini tekrar ediyor. Aslinda insanoglunun en zorlandigi nokta hata yaptigini kabul etmesi. Inançlar beyinlere çok derin kazindigi anlarda objektif bakis açisi yok oluyor ve insan hatali oldugunu asla kabul etmez hale geliyor.

Konumuz hata yapmak degil zaten. Konumuz insanin algilarinin ve bilinç altindaki yaralarinin bedenine verdigi zararlar. Ruhumuz hastalandigi zaman bedenimiz de hastalanir. Hatta bazen ölebilir. Ruhun dingin ve mutlu olmasi o kadar önemlidir ki insan gelecegi bile buna baglidir. Çünkü zincirleme gelisen mutluluk ve mutsuzluk dalgalari katlayarak büyürse kitlesel bir sorun haline gelir ve tüm insanligin gelecegini etkiler.

Ayurvedik düsüncenin en ünlü isimlerinden Deepak Chopra, mutlu düsüncelerin moleküllerimize yayilarak bedenimizi etkiledigini ve yaslanmayi önledigini söyler.

Aksine hüzünlü insanlar ise bedenlerini sürekli hastalandirip doktor doktor gezmeye baslar. Aslinda hastanelerimiz bir sürü psikosomatik hastalik kaynakli vakalarla dolu. Gerçekten hasta olmadiklarindan degil ama hastaliklari üzüntüden kaynaklandigi için tedaviler etkisiz kaliyor veya geçici rahatlamalar sagliyor.

Akliniza gelebilecek en korkunç hastaliklar bile bazen asiri tetikleme ile travmalar sonrasi ortaya çikiyor.

Ayurveda'da insan üç kisimdan olusur. Bunlar vücut,zihin ve ruhtur. Bu üç kisimdan birinin bozulmasi sistemi çalismaz hale getirir. Bu yüzden Ayurveda  tedavilerinde eski bilgeler meditasyon, yoga ve herbalizm'i kullanarak insani dengede tutmaya çalismislardir. Su anda varolduklarina pek inanmadigim  bilgelerin yöntemleri aslinda bu kadar basit bir cümleyle ifade edilemez. Çünkü ayurveda tedavisi uygulayabilen birinin hem tibbi bilgisi hem de engin bir kisiligi olmasi gerekir. Bilgelik zaten basli basina bir görevdir ve bazen yasamdan vazgeçmeyi gerektirir. Bu yüzden su anda özellikle ülkemizde  bu kadar ciddi bir tedavi uygulayabilen biri var midir pek de bilemiyorum. Fakat ruhun da beden kadar önemli oldugunu algilayan pek çok insan kendilerine göre bir sistem gelistirmeye çalisarak, kendi yasamlarina yardimci olmaya çalisiyorlar.

Bizler ise ne yapabiliriz? Vücudumuz, zihnimiz, ruhumuz iyi mi? Hepsi birbirine uyumlu çalisiyor mu? Muhtemelen çogumuzun çalismiyor. Arada bazi insanlara rastliyorum gerçi. Hayatta en küçük seylerden zevk almayi, gülmeyi is edinmis bu insanlar bende hakikaten hayranlik uyandiriyorlar. Ama geri kalan bizlerulasmaya çalistigimiz merdiven basamaklarini durmaksizin çogaltarak bir bilinmeyene dogru yorgun argin tirmaniyor, bu arada sagligimizdan oluyoruz.

Bunu yapmamak gerektigini iddia edemem çünkü günümüzün yasam kosullari bizi büyük bir yarisa sürüklüyor. Herkes toplumda var olabilmek için kendi standartlarinin en üst seviyesinde performans göstermeli ki bir sekilde yasayabilsin. Kisacasi sartlar agir. Yapacak bir sey yok.

Nasil yapariz? Asagida madde madde örnek vermeye çalisacagim.

Zihin Bosaltmak;

Dua etmek, müzik dinlemek, bir ormanda uzun, sakin bir yürüyüse çikmak(Bulabilirseniz tabii), duygusal bir film seyretmek, arkadaslar ile bir arada toplanip sessiz sinema oynamak, "animal planet" kanalinda bir pandanin kurtarilisini izlemek, yüzmek, geceleyin otlara uzanip gökyüzünü seyretmek veya aklima gelmeyen yüzlerce gerekli degilmis gibi gözüküp aslinda çok gerekli olan seyleri yapmak; hepsi hepsi zihni bosaltir.

Bedeni iyilestirmek

Iyi beslenmenin kurali her gün bize gerekli vitaminler, mineralleri almaksa bunu en dogal yoldan yaparak vücudu sevmek...

Ruhu iyilestirmek

En zor olan kisim ama hayati o kadar da ciddiye almamak. Herkesi oldugu gibi kabul etmek, umutlari yitirmemek ve sinirlarimizi asan hirslari terbiye edebilmek, affedebilmek, sevebilmek ve bunu gösterebilmek. Yapamiyorsaniz yapabilmek için yardim almak. 

Bir bilge kadar olmasa da filozofça düsünmek, bagisiklik sistemimizi güçlendirmek için dogal beslenmek ve zihnimizi bosaltmak için meditasyon kadar karmasik olmasa da  daha evvelki yazilarimda bahsettigim bazi teknikleri uygulayarak zihni  bosaltmak her zaman yapabilecegimiz seyler. Insanin saglikli olmasi para ile orantili olmamali. Madem harcayacak para yok o zaman biz de kendi kendimize
yardim edelim, biraz mutlu olmayi ögrenelim.

Degil mi ama...
  

 

X