Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Türk’ün yuva kurma azmi

    Hürriyet Haber
    10.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Bundan 50 yıl önce dut ağaçlarıyla dolu, askerlerin atış talimi yaptıkları, çakalların dolaştığı eğimli bölge, bol yokuşlu, merdivenli yollarla kaplı bir koca semte dönüştü, Kuştepe oldu. İlk ilkokulu mahalleli tarafından zorluklarla yapılan semt bugün, iki ilköğretim okulu, süper lise bölümü de olan bir lisenin yanında Bilgi Üniversitesi'ni de bünyesinde barındırıyor.

    1950'lerin başlarında henüz genç bir adam olan Naim Tanyeri, yasal yoldan bir ev sahibi olmaya kararlıydı. Yıllar sonra bir Ankara seyahatinde Ankara Kalesi'nin dimdik yamaçlarına yapılan gecekonduları gördüğünde, Türk'ün azmine, yuva sahibi olma isteğinin azametine hayran kalmamış mıydı! Kendime ait bir ev mutlaka yapacağım, kararını veren Türk, özel araçlarla ancak dağcıların çıkabileceği yerlere tuğla, kereste, kum, çimentoyu bir kartal gibi taşımış ve evini inşa edip ocağını ateşlememiş miydi!

    Karkuyusu'ndaki gecekonducular da işte bu azimle semtin yegane kahvehanesinde toplandılar. Şişli Gecekondularını İhya ve Güzelleştirme Derneği, 12 Aralık 1951 günü kuruldu. Başkanı Naim Tanyeri'ydi. Derneğin amacı ise ‘‘Şişli'de sıhhi şartlara aykırı, ruhsatsız inşa edilen bütün gecekonduları yardımlaşmak suretiyle belediye ve diğer ilgili makamlarla işbirliği yaparak planlı, hıfsızsıha kanununa uygun bir şekilde yeniden inşa etmek’’ti.

    Derhal çalışmaya başladılar; yetkililerle irtibata geçtiler. Bir süre sonra gazetelerde yeralmaya başladılar. Bu arada dernek merkezi Şişli Abide-i Hürriyet caddesinde 179 numaralı kıraathaneye taşınmış, Karkuyusu, Feriköy, Yıldız, Bulgar Hastanesi arkası, Nişantaşı Kevser Sokak, Hürriyet Tepesi, Fulya Bayırı ve Balçıktarlası'nda temsilcilikler açmışlardı!

    Gecekondular Kraliçesi

    Vali ve Belediye Reisi Fahrettin Kerim Gökay'ı, diğer yetkililerle birlikte mahallelerine getirtmeyi başardılar. Piyango, hatta ‘‘Gecekondular Kraliçesi’’ adlı bir güzellik yarışması bile düzenlediler. Basın yüzde yüz yanlarındaydı artık. Ama daha fazlasını istiyorlardı; gecekondulaşmayı memleketin bir numaralı sorunu haline getirmek! Tam o sırada Başbakan Adnan Menderes'in ‘‘Bina yapımını teşvik ve izinsiz yapılan binalar hakkındaki’’ kanun tasarısından haberleri oldu. TBMM'yi harekete geçirmek için miting yapmaya karar verdiler; gecekonduluları meydanlara çağıracaklardı.

    İzni kopardılar, 8 Haziran 1952'de Taksim üç saatliğine onlarındı.

    Ancak 6 haziran akşamı Şişli Silahşör Polis karakoluna çağrıldılar. Komiser mitingi erteleyeceklerini söylüyordu. Çünkü, o saatte Yunan Kralı Taksim üzerinden Dolmabahçe Sarayı'na inecekti; pejmürde kıyafetlileri, bir karış sakallıları görürse, olmazdı! Peki, dediler. 15 Haziran için tekrar başvurdular, ama bu kez cevap hayır oldu; kral aynı yolla geri dönecekti!

    Sonra da hiç izin verilmedi mitinge. Arkadaşları ise izinsiz mitinge yanaşmadılar. Ertesi hafta 08.30'da portatif masayı koltuğunun altına, bayrağı koynuna yerleştirerek yola çıkan Naim Tanyeri, İnönü gezisine yerleşti:

    - Arkadaşlar! Türkiye Büyük Millet Meclisi İçişleri Komisyonu'nda bekleyen bir tasarı var...

    Daha fazla devam edemedi. Az sonra nezarethanedeydi. Hatırı sayılır bir de dayak yedi.

    Yine de mitingi yapmayı başardılar; Tanyeri, 1 Eylül 1952'de Taksim'de, yüzlerce gecekondulunun önünde dört saatlik bir konuşma yaptı. Başka mitingler de yaptılar, her mitingden önce katılacaklara ‘‘tıraş ol, tırnaklarını kes, temiz giyin’’ diye talimat vermeyi unutmadılar, sayısız dilekçe yazıp, sayısız toplantı düzenlediler. Görüşmeler, röportajlar, davalar... Dernek sonunda amacına ulaştı: ‘‘Bina yapımını teşvik ve izinsiz yapılan binalar’’ hakkındaki kanun 29 Temmuz 1953'te yürürlüğe girdi.

    Yasaya göre gecekonduculara yer veriliyor, ancak bina sahibi nakilden önce kendisine ait binayı yıkıp enkazı kaldırmakla yükümlü kılınıyordu.

    Bu kanuna göre ilk yıkım, Zincirlikuyu Esentepe gecekondularında yapılacaktı, 8 Eylül 1954'te. Büyük çoğunluğunu, bugünkü adıyla Romanların oluşturduğu 200'e yakın hane sakini Kuştepe'ye nakledilecekti. Hepsinin 5 metre cephe ve 12,5 metre derinliğinde arsaları olmuştu. At, eşek, ayı besleyenler için bu derinlik 20-22 metreye yükseltilmişti. Yeni 'yasal' yerlerine taşınana kadar her aileye 200'er lira ve çadır verildi. Kızılay bir hafta sıcak yemek dağıttı.

    İkinci grup ise Bulgar Hastanesi arkasındaki gecekonduculardı ve asıl itici güç onlardı. Çünkü 9,5 ay sonra geldiklerinde, Kuştepe'de ihtiyaç giderici olarak sadece bir çeşme vardı. Semt, onlarla birlikte çok değişecekti.

    222 gecekondu, bir günde

    Evet 21 Haziran 1955 Salı günü sabah gecekondusunun çatısına çıkan, muşambalarının çıtalarını sökmeye başlayan ilk vatandaş Naim Tanyeri'ydi. Karkuyusu'ndaki gecekondularını kış kıyamette belediye yıkmıştı. İkincisini, günlük güneşli bir havada kendileri yıkıyorlardı. Malzemeyi hasara uğratmamaya dikkat ederek söktüler, çünkü yeni ev de onlarla yapılacaktı. 222 gecekondu bir günde yıkıldı.

    Tanyeri kamyondan, devlet kurumlarından ucuza aldığı çimento torbalarını dağıtıyor; Beykoz'dan getirdiği ağaç fidanlarını (Tam 1550 adet) karşılıksız veriyordu. Kısa bir süre içinde semtin çeşme sayısını dörde çıkarmak için uğraşacak; ev numaraları bizzat takacaktı. Epey bir mücadeleden sonra elektrik gelebildi semte, 1959'da. Önceleri arsa isteriz diye yürüyen mahalleli, sonraları da yol su elektrik için yürüyecekti.

    Otobüs seferleri 1970'te gelene kadar Şişli'ye yürüyerek gidip geldiler. 1959 yılında Naim Tanyeri'nin yüz kişi için yazdırdığı telefonlar on yıl sonra çıktı. Çamurdan 1960'tan sonra kurtuldular. Kendi semt pazarlarını 1963'te kurdular. Karakol ve Merkez Camii 1969'da faaliyete geçti.

    Mahallenin ilk ilkokulu, 1956'da bir mescitten bozulan barakaydı. Tanyeri, mahalleye verilmesini başaramadığı adı okula verdirdi: Anadolu İlkokulu. İkinci ilkokul ve lise için 1980'leri beklemek gerekti.

    Tanyeri, evlerini ilk kurdukları günden sonrasını şöyle anlatıyor: ‘‘Bundan sonrası evveliyatından belki yüz kat daha ağırlıklı, eziyetli, çetrefil ve nankör bir içeriğe sahip...’’

    Bundan sonrası, bugünkü Kuştepe, bugünkü İstanbul.

    Jandarma eşliğinde yapılan ilkokul

    Yıl 1956. Halk bir mescit istiyor. Kaymakamlığa başvuruluyor ve bir mescit inşa etmek için izin koparılıyor. Ama Ramazan boyunca! ‘‘Ramazan bitince yıkacaksınız’’ şartıyla izin veriliyor. Bitince de yıkın hadi, diyorlar.

    O sırada mahallenin bir okulu olmadığını ve bu binanın okul olarak kullanılabileceğini düşünüyor Tanyeri. Sokakları dolaşarak tam 299 çocuğun okula gidemediğini tespit ediyor (Listeler elinde). Şişli Maarif Müdürlüğü'ne, valiliğe başvuruyor. Zorla talebini kabul ettiriyor ama mahalleye dönünce ne bulsun; mahalleli ‘‘mescidi okul yaptırmayız, minberi yıktırmayız’’ diye tutturmaz mı! ‘‘Yahu kardeşim, bu mescit bir aylığına yapılmadı mı, okul yapılmazsa yıkılmayacak mı, gelin binayı kurtaralım, yoksa ne okul, ne mescit olacak’’ diyorsa da dinletemiyor.

    Sonunda, bir jandarma birliği eşliğinde mescit okula çevriliyor! Şimdi bu okul Anadolu İlköğretim Okulu olarak yeni yerinde.

    GECEKONDUCU BİR NEVİ MİMARDIR!

    Yandaki, şimdi koca apartmanların yükseldiği Kuştepe'de, 1950'lerden kalma bir ev. Biraz yukarısında Naim Tanyeri'nin peyderpey yaptırdığı dört daireli, üç katlı evi var. Biraz dolambaçlı bir ev; 1955'te tek katmış, 1964'te yıkıp iki kat olarak yapmış, on yıl sonra bir kat daha çıkmış ve 1980'de bir kat daha. Son odanın tamamlanması için sekiz yıl beklediklerini söylüyor. Camını, kapılarını kendisi takmış. Proje filan hak getire tabii; o gecekonducunun bir anlamda ‘‘ev yapan’’ anlamına geldiğini, her birinin bir mühendis, mimar olduğunu düşünüyor! O diğerleri gibi müteahhide vermiyor; ‘‘Dişimle tırnağımla kendim yaptım, asla vermem’’ diyor.

    Gecekonduda oturan Nahiye Müdürü!

    Yine 1950'lerden bir kesit. Naim Tanyeri'nin Şişli Nahiye Müdürü Abdullah Erarslan'la yaptığı bir konuşma:

    - Beyefendi, Vali beyefendiyi gecekondu mıntıkalarını görmeleri için davet edeceğiz. Kendilerine arzedeceğimiz hususları önceden, en yakın idare amirimiz sıfatı ile size takdim etmek arzusundayız.

    - İyi vallahi! Gayri kanuni işler yapanlara niçin yardım edecekmişim? (...) Memleketi talan edeceksiniz, sonra da alttan, üstten kapı açacaksınız. Sizin İtalyan çiftçilerinden en farkınız var?

    - Anlamadım efendim. İtalyan çiftçileri ne yapmış ki?

    - Traktörlerin arkasına taktıkları römorklara doldurmuşlar yedi sülalelerini, gidip arazileri, meraları işgal etmişler. Girdikleri yerlerden çıkmıyorlarmış. Tıpkı sizin gibi. Bunun aldına ne derler biliyor musun delikanlı?

    - Bilmiyorum efendim.

    - Komünistliktir, komünistlik.

    - Haşa efendim (...) Evlerimizi inşa edebilmemiz için bize taksitle arsa dağıtılsın diyoruz.

    - Maşallah beyimize. Herkes böyle mi ev sahibi oluyor? Gider arsa maliki ile anlaşır, satın alırsın. Projeni çizdirir, ruhsatını çıkartır, paşa paşa evini yaparsın.

    - Buyurduklarınız bizler için çok zor. Hatta imkansız efendim. Devletimizden, hükümetimizden yardım, kolaylık bekleyen insanlarız (...)

    - İçinizden niceleri gecekondu adı ile apartman inşa ediyor, kiraya veriyor veya satıyorlar. Bunlar mı yardıma muhtaç?

    Sonuçta Müdür bey dilekçeyi kabul etmiyor. Derneğe döndüğünde Naim Tanyeri öğreniyor ki, müdürün kendisi de bir gecekondu sakini. Nişantaşı Kevser Sokak'ta geniş bahçeli, meyve ağaçlı, üç gözlü ‘‘güzel bir kondu’’da oturuyor. Yıllar sonra o kondu, diğerleriyle birlikte Şişli Etfal Hastanesi tarafından istimlak ediliyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı