"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Türk subayı uzayda hayata inanır mı

Ertuğrul ÖZKÖK

Geçtiğimiz hafta İstanbul'da Harp Akademileri Komutanlığı'nca düzenlenen ilginç bir konferans vardı.

Bu konferans hakkında gazetelerde bazı haberler çıktı.

Ancak bu haberlerin çoğu çok klasik biçimde aktarılmıştı. Oysa konferansın gazetelere yansımayan çok ilginç ayrıntıları var.

Bu ayrıntılar Türk subaylarının ve askeri öğrencilerinin geldiği nokta hakkında izlenimler veriyor.

Bu izlenimleri toplantıyı izleyen iyi bir gözlemcinin notlarından aktarıyorum.

HAYAL KURMAK

Konferansın konusu, ‘‘Bireysel Gelişim ve Beynin Kullanılması’’ başlığını taşıyordu.

Konuşmacı Tony Buzan, bu tür konuların guru'su olarak biliniyor.

Ama bir başka özelliği daha var.

Aynı zamanda İngiliz Kraliyet Ailesi'nin askeri konularda danışmanı.

Ağzına kadar dolu salonun il üç sırasında yüksek rütbeli subaylar oturuyor.

Arka sıralarda daha alt rütbelerdeki subaylarla askeri öğrenciler var.

Kürsüdeki konuşmacı salondakilere şu soruyu soruyor:

‘‘Gündüz hayallere dalıp gider misiniz?’’

İngilizce bilenler için biraz daha ayrıntı vereyim.

Konuşmacı ‘‘Daydreamer’’ kelimesini kullanıyor.

Türk askerinden nasıl bir cevap bekliyorsunuz?

‘‘Hayır biz, gündüz ortası hayallere dalıp gitmeyiz’’ mi?

Böyle beklemeniz de normaldir. Çünkü başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de hayalcilik çoğunlukla olumsuz bir özellik olarak kabul edilir.

Ancak böyle düşünüyorsanız yanıldınız. Salondakilerin çoğunun cevabı ‘‘Evet, gündüz hayal kurarız’’ oluyor.

Ünlü yönetim gurusunun değerlendirmesi şu:

UZAYDA HAYAT

‘‘Çok iyi. Çünkü hayal etmeyen, hayal kurmayan insanlar başarılı olamaz.’’

Sonra geçmişin ünlü komutanlarından örnekler veriyor ve ‘‘Tarihin en büyük komutanları kazandıkları zaferleri beyinlerinin sağ yarısından, yani hayal gücünden yola çıkarak sol yanını yani mantığı, ölçüyü kullanmalarına borçludurlar.’’

Örnek verdiği komutanlar ise şunlar: Napolyon, Kanuni Sultan Süleyman, Büyük İskender, Sezar ve Nelson.

Konuşmacı, salondakilere ilginç bir soru daha soruyor. Bana göre bu soru da birincisi ile yakından ilgili.

Soru şu:

‘‘Aranızda kaçınız öteki gezegenlerde hayat olduğuna inanıyor? İnananlar elini kaldırsın.’’

BU DA OLUMLU

Sizce salondaki Türk subaylarının ve askeri öğrencilerin kaçı elini kaldırmıştır?

Konferansı izleyen gözlemci dostum aktarıyor:

‘‘Üst rütbeli subayların oturduğu ilk üç sıradan fazla el kalkmadı. Ama arka sıralarda oturanların yüzde 75'ine yakını el kaldırdı.’’

Bunları dinleyince konferansın verildiği salonda bulunmadığıma hayıflandım.

Konuşmacı el kaldıranların çoğunlukta olmasını da, ‘‘olumlu’’ bir faktör olarak değerlendirmiş.

Bu iki soruya verilen cevaplar ve tepkiler Türk askerinin düşünce biçiminin klasik olmadığını ortaya koyuyor.

Yani yaratıcılık Türk askerinin önemli özelliklerinden biri haline gelmiş.

Bu konferans bile, Türk ordusunun neden dünyanın en önemli ordularından biri haline geldiğini gösteriyor.

Mesela ben merak ediyorum.

Acaba Yunan ordusunun komutanları böyle bir konferans düzenleme ihtiyacı duymuşlar mıdır?

Sanmıyorum. Zaten hiç işitmedim de...

Geçen hafta Herald Tribune Gazetesi'nde Öcalan'ın yakalanmasından sonra Yunanistan'a yayılan duyguyu anlatan güzel bir yazı vardı.

Atina'da her yaştan, her çevreden insanla konuşmuşlar.

Hemen hepsi, ‘‘Yunan gururunun fena halde kırıldığını’’ söylüyorlar.

ATİNA'NIN YANILGISI

Elbette bir ulusun gururunun kırılması üzücü bir şeydir. Ama Yunanistan'ın asıl üzerinde düşünmesi gereken olay, Öcalan değil, Türkiye'nin geldiği nokta olmalıydı.

Öcalan'ı kullanarak Türkiye'yi zayıflatmak istediler. Ama tam aksine bölgenin en güçlü ordusunu ortaya çıkardılar.

O ordunun gücü, ülkesini sevmesi kadar, modernist eğilimlerindedir.



X