« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Türk sporunda kadın devrimi..

Olimpiyatlarda bayrağımızı 1908 yılından bu yana hep erkek sporcularımız taşımış.

Ateş BAKAN
SON GÜNCELLEME

Türk sporunda bayrak, “yazıyı okuduğunuzda göreceğiniz gibi” artık kadınlarımızın elinde.
Kafilemizin önünde Türk bayrağını taşımak da onlara yakışır.
2012 yılında yapılması planlanan ve yalnızca erkeklerin spor yapabildiği “18 yeni stat projesini” yeniden mi düşünmeli acaba?

29 bayan sporcumuz Olimpiyat barajını geçmiş bulunuyor.
Bu bir rekor.
1908 yılından buyana 833 sporcu ile Olimpiyatlara gitmişiz.
Bunların yalnızca 87 si bayan sporcu.
İlk kez1936 Berlin Olimpiyatlarında Türk kadın sporcu yarışmış.
Bugün Olimpiyat barajını geçen bayan sporcu sayımız 29.
Erkek sporcularımızla eşit sayıdalar.
Yarış temmuz ayına kadar sürecek.
Ancak bir avantajları var.
Voleybol ve basketbol kadın milli takımlarımız bir tarih yazmaya hazırlanıyor.
Olimpiyata katılacak ilk takım olma özelliğini kazanmak için yarışıyorlar.
Özellikle kadın basket takımız hedefe oldukça yakın.
Londra olimpiyatlarına katılacak kafilede kadın sporcu sayımız erkekleri geçerse şaşırmayalım.
Müslüman ağırlıklı ülkenin kadınlarının dereceleri her geçen gün izlenmeye ve incelenmeye değer bir noktaya geliyor.

Kadınlarımızın başarısına birlikte göz atacak olursak;

Voleybol:
Milli takımlarda dünya şampiyonluğu (Yıldız voleybol milli takımı)
Basketbol Avrupa ikinciliği (Kadın basket milli takımı)
Kulüpler Kıtalararası şampiyonluğu (Fenerbahçe Acıbadem)
Kulüpler Avrupa şampiyonluğu (Vakıfbank Türk Telekom)
Voleybol şampiyonlar liginde ilk 16 da 3 Türk takımı(Fenerbahçe Üniversal, Eczacıbaşı Vitra, Vakıfbank T Telekom)
Voleybol CEV kupası ilk sekizinde Galatasaray.

Basketbol:
Basketbol Avrupa ikinciliği (Kadın basket milli takımı)
Basketbol şampiyonlar liginde sekizli finale giden iki takım (Galatasaray Medicalpark ve Fenerbahçe)
Basketbol Avrupa ikinci liginde son 8 arasında ki takım (Botaşspor-Kayseri Kaski)
Daha rahat anlaşılsın diye futbol varsayarak düşünelim.
“Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray üçü birden devler liginde son 16 takımı arasında”.
Konumuza dönersek;
Kadınlar şampiyonlar liginin ilk 16 sinde voleybolda üç, basketbolda iki Türk takımı.
Büyük bir keyif ve de başarı.
Yalnızca yabancı transferi ile gelen geçici başarılardan da değil bunlar.
Takımlarımızın yarısından fazlası Türk oyunculardan kurulu, hepsi ciddi süre ve sorumluluk alıyorlar.

Atletizm:
Bahar Doğan (Maraton), Binnaz Uslu (3000 m Engel), Gülcan Mıngır (3000 m Engel), Aslı Çakır Alptekin (1500 m), Nagihan Karadere (400 m Engel), Tuğba Karakaya  (1500m), Almitu Bekele Degfa (5000 m), Sultan Haydar (Maraton), Ümmü Kiraz (Maraton)  dallarında şimdiden A gurubu barajını aşmış bulunuyorlar.
B gurubu barajını aşan sporcularımızla birlikte 16 kadın sporcumuz Olimpiyat vizesini almış bulunuyor.
Erkeklerimizde ise bu sayı şimdilik 8.
Diğer bir deyişle iki katı.
   
Boks:
Olimpiyatlarda ilk kez bayan boksörlerde yer alacak.
Bizim sporcularımızda bu ilki yaşatmaya hazırlanıyor.
2010 Dünya, 2011 Avrupa şampiyonu, Karslı Gülsüm Tatar ve Avrupa şampiyonu Şemsi Yaralı.
Her ikisi de olimpiyatlarda yer alabilmek için kilo düşmeye çalışıyorlar.
Çünkü Olimpiyatlar üç sıklette yapılacak. İdeal kilolarında değil, izin verilen kilolarda yarışacaklar.

Jimnastik:
22 yaşındaki Gaziantep doğumlu kızımız Göksu Üçtaş, Jimnastik dalında ilk kez Olimpiyatlarda yarışan sporcumuz olacak.
Elbette ki 1908 yılında Londra olimpiyatlarında Türkiye adına yarışan ilk ve tek sporcu, Galatasaray lisesi öğrencisi, jimnastikçi Aleko Mullos’u saymazsak.

Atıcılık:
Trap dalında Nihan Kantarcı, Skeette Çiğdem Özyaman, Türk atıcılık tarihinde bir ilki gerçekleştirdiler. Avrupa şampiyonu olarak, 2012 Londra Olimpiyatlarına atıcılık dalında katılacak ilk bayan sporcu olacaklar.

Yüzme:
Deniz Canşen, henüz 13 yaşında.
Londra Olimpiyatlarına katılamayacak.
Biz onu 2016 Olimpiyatlarında izleyeceğiz.
Bugüne kadar yüzme dalında olimpiyatlara katıldık ama erkek kadın, hiçbir yüzücümüz, A barajını geçemedi. B barajını geçerek temsil edildik.
Bugünde üç bayan sporcumuz B barajını aşmış bulunuyor.
Bizi Londra da temsil edecekler.
Ancak Deniz Canşen, yüzmede “o korkulu A barajını” aşmaya en yakın yüzücümüz,
Sanırım yüzmede bir ilki de Deniz ile yaşayacağız.

Masa tenisinde Melek Hu, yelkende Nazlı Çağla Dönertaş, halterde dört bayan sporcumuz Londra’da bizi temsil edecekler.

Olimpiyat kafilemiz bugün 58 kişi, tam yarısı kadın.
Temmuz ayına kadar bu sayı artacak.
Erkek egemen ülkemizde kadınlarımızın spordaki baş kaldırışı incelenmeye değer.
Müslüman ağırlıklı bir ülkede ise tam anlamı ile tez konusu.
Yatırımı az yaptığımız alanlarda daha başarılı olmamız da ayrıca irdelenmesi gereken bir konu.
2012 yılında yapılması planlanan ve yalnızca erkeklerin spor yapabildiği “18 yeni stat projesini” yeniden mi düşünmeli acaba?

Şimdiye kadar olimpiyatlara erkek ağırlıklı gitmişiz.
Bayrağımızı da 1908 yılından bu yana hep erkek sporcularımız taşımış.
2012 yılında, bayrak gördüğünüz gibi kadınların elinde.
Kafilemizin önünde bayrağı taşımak da onlara yakışır.

Türk sporunda kadın devrimi..

“Ve kadınlar bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan
kadınlar,
bizim kadınlarımız”
Diye yazan Nazım Hikmet Ran’ da görmeliymiş bu devrimi.


Bunları da Beğenebilirsiniz