Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Türk: Sezer'in gerekçeleri çelişkili

    Hürriyet Haber
    29 Kasım 2001 - 00:00Son Güncelleme : 29 Kasım 2001 - 00:01

    Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Cumhurbaşkanı’nın değer ölçülerinin hukuk ve Anayasa olduğunu belirterek, kamuoyunda doğan izlenimlerle değerlendirme yapılmaması gerektiğini söyledi.Türk, Parlamento’da gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Anayasa’da yapılan son değişikliğin ardından ilk kez bir kanunun bir bölümünü yeniden görüşülmesi isteğiyle TBMM’ye geri gönderdiğini hatırlattı.  DGM Kanunu’nda neden değişiklik yapılması gerektiğinin ayrıntılarıyla açıklandığını kaydeden Türk, Türkiye’nin bir süre önce Anayasa’da temel hak ve özgürlükleri genişleten bir değişiklik yaptığını kaydetti. Türk, DGM Yasası’nda da daha demokratik, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı toplum düzeninin gerçekleştirilmesi doğrultusunda değişiklik yapıldığını söyledi. ‘‘Bu yapılırken, Türkiye’de yolsuzluklarla mücadeleden ve temel toplum özleminden vazgeçilmesi sözkonusu değildir’’ diyen Türk, şunları kaydetti: ‘‘Sayın Cumhurbaşkanı’nın gerekçeleri, TBMM’de değerlendirilecektir. Ancak şunu ifade etmek isterim ki, DGM’lerin TCK’nın 313. ve 314. maddelerine bakması, aslında Anayasa’nın 143. maddesinde DGM’lerin görev alanı olarak belirlenen sınırların ötesine taşan bir uygulamadır. Bu madde kapsamındaki bazı suçların da 313 ve 314. madde kapsamında işleniyor olması, bu temel olgunun  görülmesini engellemeye yol açmamalıdır. Burada yapılan, TCK 313 ve 314. maddeye giren suçlara ağır ceza mahkemelerin bakmasıdır. DGM ile ilgili kanunda, bu mahkemelerin ağır ceza mahkemesi derecesinde olduğu ifade edilir. Demek ki, aynı derecede olan mahkemeler arasında yeniden iş bölümü düzenlemesi sözkonusudur. Sadece 8 ilde DGM var, oysa ağır ceza mahkemeleri tüm illerde ve pek çok ilçede vardır. Bu bakımdan TCK 313 ve 314. maddeleri kapsamındaki suçlarla etkili mücadele için de olaya en kısa zamanda el koyabilecek ve davalara bakabilecek mahkemelerde bu suçların görülmesinde yarar vardır.’’ ‘‘10 YIL ÖNCEKİ GEREKÇEYE DAYANDIRILDI’’Türk, DGM’lerin halen CMUK’un 104. maddesinde 1992 yılında yapılan değişiklikten önce yürürlükte olan bir metne göre tutuklama kararı verdiğini belirterek; ancak CMUK’ta yapılan değişikliklerden bir bölümünün DGM’lerde uygulanmamasına ilişkin hükmün zaman içinde tümüyle kaldırılması gerektiğini söyledi. ‘‘Son kanunda bunun bir örneği verilmiş, kişi hak ve özgürlükleri bakımından güvence olmak üzere DGM’lerde tutuklama kararı, ancak yürürlükte olan CMUK’un 104. maddesine göre verilmesinin’’ hükme bağladığını belirten Türk, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘‘Sayın Cumhurbaşkanı, 10 yıl önce o dönemin cumhurbaşkanı tarafından Meclis’e geri gönderilen bir gerekçeye dayanarak ve 10 yıl önceki Adalet Komisyonu gerekçesini öne sürerek bu düzenlemenin sakıncalı olacağını ifade ediyor. Biz şüphesiz, terörle yıllardan beri mücadele veren ve birikimi olan bir ülkeyiz. 11 Eylül olayları da, TBMM’nin Anayasa’da yaptığı değişikliklerden önce oldu. Ama buna rağmen TBMM, Anayasa’da temel hak ve özgürlükleri genişleten değişiklikleri yapmıştır. Çünkü, Türkiye çağdaş anlayışa uygun demokratik hukuk devletini kurma kararındadır. CMUK 104. maddesinin DGM bakımından da uygulama alanı bulmasını sağlayan değişiklik de bu yönde atılan önemli bir adımdır. Bunun geri çevrilmesi, üstelik 10 yıl önceki gerekçelerle çevrilmesi, bu ileri adımlara ters düşen görüşü yansıtmaktadır.’’ ‘‘GEREKÇE KENDİ İÇİNDE ÇELİŞKİLİ’’Türk, DGM’lerin görev alanına giren suçlar arasında ‘‘Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun da bulunduğunu belirterek, kanunun 1. maddesinde bir değişiklik yapılarak ‘mafya tipi suç örgütü’ tanımının yeniden ele alınıp uygulamada tereddütlere yol açan bazı ifadelerin çıkarıldığını söyledi.  Türk, konuyla ilgili görüşlerini şöyle ifade etti: ‘‘Sayın Cumhurbaşkanı, bu tür örgütlerde her zaman baskı ve şiddet olmayabileceğini, önemli olanın çıkar birliği bulunması olduğunu ifade ediyor. Aynı gerekçede, bu kanun kapsamındaki suçlarla 313 ve 314. maddeleri arasındaki farkın, çıkar amaçlı suç örgütlerinde yıldırma, incinme ve korkutma yöntemlerinin uygulandığı belirtilmektedir. Bu, gerekçenin kendi içinde çelişkisidir. Çıkar amaçlı suç örgütlerinin özellikleri arasında yıldırma, korkutma, sindirme vardır. Buysa, cebir, şiddet ve baskı kullanıldığında ortaya çıkan bir durumdur.’’  Kanun hakkında kamuoyunda bazı görüşler ve kaygılar dile getirildiğini anlatan Türk, kaygıya gerek olmadığını savundu. Türk,  kamuoyunda doğabilecek izlenimlerin de ne derece doğru olduğunun tartışılabileceğini ifade ederek, ‘‘Kamuoyunda bazı yazarlar haklı veya haksız çeşitli eleştiriler yapmıştır. Ama Cumhurbaşkanı’nın değer ölçüleri hukuk ve Anayasa’dır, kamuoyunda doğan izlenimlere göre değerlendirme yapılmamalı’’ görüşünü savundu.Türk, ‘‘Sayın Kanadoğlu da benzer bir uyarı yapmıştı’’ diyen gazeteciye, ‘‘Böyle bir uyarı sözkonusu değil. Sadece bir milletvekili Kanadoğlu’ndan görüş almıştır’’ dedi.  Türk, ‘‘yasanın aynen geri gönderilip gönderilmeyeceğini’’ sorulması üzerine, ‘‘Konu, TBMM’nin yetkisindedir. TBMM, Sayın Cumhurbaşkanı’nın gerekçelerini  değerlendirecek ve en uygun kararı verecektir’’ diye konuştu.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı