Türk oligarkları yüzünden Galataport’u iptal ettiler

Çiğdem TOKER
05.02.2006 - 00:00 | Son Güncelleme: 04.02.2006 - 20:10

İptal edilen Galataport ihalesinde Sami Ofer’li konsorsiyumun ortağı Global Menkul Değerler’in patronu Mehmet Kutman, iptalden ’Türk oligarklar’ dediği kesimi sorumlu tutuyor. Hükümet yabancı sermayeye kapı açmaya çalıştıkça, sistemin çok ciddi biçimde engellediğini belirten Kutman, "Bugün Türkiye’nin en büyük hastalığı, rekabet yok. Rekabet olmayınca, insanın beyni de köreliyor" dedi.

Kutman, "Galataport ihalesi iddia edildiği gibi adrese teslim bir ihale olsaydı, biz insanların 1.5 milyar dolar verdiği yere 4.3 milyar dolar vermezdik" diye konuştu. Yeni ihale konusunda ortaklarıyla görüştükten sonra bir karara varacaklarını belirten Kutman, ihalenin tekrarlanması halinde fiyatın ne olacağı konusunda ise "Tüpraş örneği gibi olmaz. En fazla yüzde 20 artar. O da dünya çapında bir projeye dönüştüğü için" yorumunu yaptı.

İPTAL edilen Galataport ihalesinin galibi Sami Ofer’li konsorsiyumun önde gelen ortağı Global Menkul Değerler’in patronu Mehmet Kutman, "Rusya’da, Kore’de oligarklar vardır... Artık Türkiye’de de oligarklar var. Bunlara yurtdışında ’Turkish oligark’ diyorlar" dedi. Kutman, Galataport ihalesinin iptalinden ’Türk oligarklar’ dediği kesimi sorumlu tuttu. Kutman, yeni ihale konusunda ortaklarıyla görüşüp karar alacaklarını söyledi. Kutman, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın önceki gün Kayseri’de "Galataport’u kesin iptal ettik" açıklaması sırasında başlayan görüşmemizde sorularımızı yanıtladı.

TÜRK OLİGARKLARI

Şimdi ne olacak?


- Hiçbir fikrim yok. Ortaklarımızla yeni karar almamız lazım. Dünkü (önceki günkü) toplantımızda, iptal yokken "anca beraber kanca beraber" demiştik. Ama yabancı ortaklarımız, bu kadar ağır bir süreçten sonra, hiçbir garantisi olmadan, hele bir de Tüpraş olduktan sonra tekrar girerler mi emin değilim.

İhale yenilenirse katılacak mısınız?

- Türk oligarkları için yeni bir ihale olabilir. Rusya’da, Kore’de vardır ya. Artık Türkiye’de de oligark var. Hükümet yabancı sermayeye kapı açmaya çalıştıkça, sistem çok ciddi biçimde engelliyor. Bugün Türkiye’nin en büyük hastalığı, ne enflasyon, ne cari açık, Türkiyede rekabet yok. Rekabet olmayınca, insanın beyni de köreliyor. Artık yurtdışında "Turkish oligark" diyorlar. Artık hiçbir şekilde bizi sokmuyorlar ülkenize diyorlar. Sürekli giriyorlar, kapı suratlarına kapanıyor.

İPTAL OLMAMASI LAZIM

Kendi adınıza ne düşünüyorsunuz?

- Öyle bir çalışma, emek, zaman para gitti ki, en azından yeni ihalenin iptal olmayacağından emin olunması lazım. Bunun için de kimse birşey söyleyemez. Bu proje için üç yıldır çalışıyorum. İki avukatlık, üç mühendislik, beş muhasebe bürosu, tercüme bürosu, 18 tercüman burada kamp kurdu. Böyle ağır bir süreç yaşayan bir yatırımcı, aynı süreci tekrar göze alır mı? Tekrar 700 kilo ihale evrakını Mehmet Kutman ve ortakları hazırlamak ister mi, bilmiyorum. Üç gün uyumadan ofiste en az 4 bin sayfaya imza attım. New York’ta ofisinde oturan, buraya dünyanın parasını harcamış, buraya dalgıç göndermiş 50 milyar dolarlık şirkete bunu izah edemiyorsunuz.

Bu ihalenin iptal süreci, kamuoyunda bir sevinç dalgası yarattı. Bu kadar inanıyorsanız neden insanlar seviniyor?

- Bizim de hatamız oldu. Kamuoyuna kendimizi anlatamadık. Çünkü ortaklarımız New York Borsası’na kote olunca dalgalanma olur diye konuşamıyorsunuz bu konuları.

İhalenin bedeli aslında 210 milyon Euro’ydu

- Ödeme planı açısından, bu ihale 3.5 milyar Euro’luk bir ihale midir, 210 milyon Euro mu?

- En başından kamuoyu yanlış oluştu. İhale yapıldığı gün ben arkadan izliyordum. İlk zarf Fiba’nınkiydi. TDİ yetkilisi, "1 küsur milyar dolar" deyince ben "Eyvah" dedim. Bir gün önce Tüpraş ihalesi yapılmıştı. Şimdi "Galataport, Tüpraş kadar ediyor" diyecekler, ama iki gün sonra böyle olmadığı ortaya çıkacak diye düşündüm. Yüzde yüz de haklı çıktım. Çünkü bu rakam, 49 yılın tamamına ilişkindi. Oysa doğru olan yıllık ödemeleri açıklamaktı. Keşke şartname yazılırken de taksitle ödeme olmasaymış. Kamuoyu neyi kabul edecektiyse o olsaymış. Ama bu da bizim hatamız değil.

- Yani bu proje milyarlık değil aslında yüzmilyonlar mertebesinde bir ihale mi?

- Aynen öyle. Bu ihalenin gerçek bedeli 49 yılda ödenecek 3.5 milyar Euro, bu ihalenin gerçek bedeli değil. Bugüne indirgenmiş rakamlarla 210 milyon Euro’dur. Eğer o gün zarf açılırken, tamamı değil de yıllık fiyatı söylenseydi işler bu kadar karışmayacaktı.


İhale yenilendiğinde fiyat yüzde 20 artar

İhale yenilendiğinde fiyat değişir mi?

- Tüpraş örneği gibi olmaz. En fazla yüzde 20 artar. O da dünya çapında bir projeye dönüştüğü için. Çünkü ihalenin yapıldığı tarihten bu yana, burada (Galata bölgesinde) değişiklik olmadı. Bu ihalenin yapıldığı tarihten beri burada değiklik olmadı. 210 olmaz, 250 Euro olur. Çünkü buranın gelir kalemleri belli. Onları topladığınız zaman 7. yıl sonunda kazanacağız rakam 35 milyon Euro. Diğer yandan da inşaat 400 milyon Euro harcıyorsunuz. Gelir dördüncü yıldan itibaren gelmeye başlıyor. Hadi 40 deyin. İlk 12 yıl o paranızı geri almak için uğraşacaksınız.

Ulaştırma Bakanlığı’nın ödeme ağırlığının öne çekilmesine ilişkin uyarı yazısına neden ihtiyaç duyuldu o zaman? Bakan Bey bizzat kendisi "kaçıp gitmesinler" diye o yazıyı yazdık diyor?

- Sayın bakanın söylediğinde kesinlikle haklılık payı var. Yani 30 yıl sonrası için kim öle kim kala kardeşim denebilir. İhaleye girmiş grup üyelerinin finansal kabiliyeti ve geçmişleri bir gecelik operasyonlarla olsa, dediği doğru. Ama bizde olmaz. Çünkü konsorsiyum ortakları şirketler, bizden sonra en az 150 yıl daha yaşayacak şirketlerdir. Eğer o aşamaya gelebilsek mutlaka teminat verecektik. Yatırım tutarının yüzde 1’i kadar, 60-70 milyon dolarlık teminat verecektik. Ama ödemenin garantiye alınması başka, öne çekilmesi başka bir şeydir. Öbürü hesap kitap işidir.

Şartnamede teminat konusu yok mu?

- Var ama küçük. 50 milyon dolarlık. Teminat mutlaka, hem de ekstradan verilecekti. Çünkü geçmişleri belli, çok saygın kurumlar. Ben devletin yerinde olsaydım, şartnameyi yaparken, toplam tutarın üçte biri kadar teminat koyardım. Sadece bunda değil, bütün özelleştirme ihalelerinde teminat düşük. Mesela Tüpraş için 30 milyon dolar koyuyorlar, 150 milyon dolar olmalıydı.

Kutman’ın Galataport’ta ’kesin iptal’i duyduğu an

MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan’ın Kayseri’de Galataport’un "iptal" kararını açıkladığı dakikalarda, Global Menkul Değerler’in patronu Mehmet Kutman ile röportaj yapıyorduk. Kutman, bir gün önce konsorsiyum ortaklarıyla bekleme kararı aldıklarını, ihalenin iptal edilmeyeceği konusunda çok iyimser olduklarını anlatıyordu.

Global’in merkezi, Galataport’un yapılacağı alanın göbeğinde, Rıhtım caddesinde, en yakın komşu binalarından biri ise ihaleyi açan Türkiye Denizcilik İşletmeleri. Galataport’a en yüksek teklifi veren beş ortak, "Anca beraber kanca beraber" diyerek kesin bir karar çıkıncaya kadar bekleme kararı almışlardı. Kutman, kendi tanımıyla, "Çok değerli idare hukuku profesörleri"nin verdiği mütalaayı şöyle aktarıyordu: "Yeni durumda, imar planı yetkisi ÖİB’de olduğu için ÖİB planı, aynen mahkemeye gönderir. 6. Daire’deki dava sünrdüğü için, yetkili organın gönderdiği imar planıyla yürütmeyi durdurma kararının gerekçesi ortadan kalkar ve bu dava esastan lehe sonuçlanır."

Ancak Unakıtan’ın "iptal" açıklamasını duyar duymaz Kutman’ın dudaklarından dökülen ilk sözler, "Büyük sükutu hayal. Çok çok yazık oldu" dedi.

Para kazanma amaçlı değilmiş

Siz ne kazanacaktınız?

- Toplam 300-400 milyon Euro. Bu proje hiçbir ortak için para kazanma amaçlı değildi. Burası bizler için bir marka olacaktı. Ortaklarımızın her biri 40 milyar dolarlık şirketler. Yani aslında 210 milyon Euro’luk yatırımı, adam burada yapsa ne olur, yapmasa ne olur. Herkes zaten yüzde 20 ortak. Her birinin chairman’ini CEO’sunu buraya getirip oturttuk. Yemek yedirttik. Müzenin içini gezdirdik. Aşık oldular. Bir markaya dönüşecekti, New York Times’da CNN-Int’de çıkacaktı.

Yani bütün ortaklarınızın her biri, 49 yılın tamamında yalnızca 60-70 milyon Euro’luk bir kazanç için mi böyle bir işin altına girdiler demek istiyorsunuz?

- Evet, sadece o kadar. Ve çok yazık oldu.

Projeye ilginin nedeni neydi peki?

- Bu proje, şirketlerin sahipleri açısından bir aşktı. Nişanlılık başladı evliliğe dönüşmedi. Çok yazık oldu. En üzüldüğüm de burada oturanlar. Ne yapacaklar? Senelerce Cihangir’de oturuyor, 10 dakika yürüyüş mesafesinde ama denize inemiyor. Niye eski değerlerimizi göznuru gibi bakmayıp çöplük haline getiriyoruz. Buradaki farelerin büyüklüğü, (iki elini yaklaşık 50 santim uzunluğunda açarak gösteriyor), bu kadar. Adamları New York’tan, California’dan Florida’dan buraya getirirdik, aşık oldular. Altı ay sonra ne diyoruz? Burası Rusya döneminden kalma bir şey olarak kalacak, diyoruz.

’Pamuk eller cebe’ diyen bu ihaleye girebilirdi

İhale ilan tarihiyle yapılışı arasında üç ay süre vardı Siz de bu projeye üç yıldır çalıştığınızı söylüyorsunuz.
Bu şartlarda gerçekten ihale şeffaf ve adil midir? Üç aylık süre bu projeye hiç hazırlanmamış bilmeyen bir grup için yeterli bir süre miydi?

- Elbette yeterliydi. Ama pamuk eller cebe demesi lazımdı. Maalesef bizim büyük büyük sanayicilerimiz, büyük işadamlarımız bunu demeyi bilmiyor. Bir projeye hazırlanmak için illa ihaleye çıkmasını beklemezsiniz ki. Sizin 5-10 yıllık stratejileriniz olmalıdır. Milli Piyango’ya 7 yıldır çalışıyorum. Türkiye’ye 1990’da geldim. 4-5 proje belirledim. Kimisi kısmet oluyor, kimisi olmuyor. Stratejinizi belirlerseniz herkesten önce hazır olursunuz. İstanbul Havalimanı bir ayda bitti. Şimdi İzmir Limanı’na hazırlık yapıyoruz. Kazanırız kazanmayız o ayrı. Hong Kong’lu bir ortağımız ve Oğuz Satıcı var. Yani biz parayı basıyoruz, maliyeti masrafı ödüyoruz, her detayı biliyoruz ki, işi alınca rahat uyuyalım.

Oysa tam da anlattığınız bu nedenlerden dolayı ihalenin size "adrese teslim" olduğu söylendi.

- Eğer adrese teslim ihale olsaydı, biz insanların 1.5 milyar dolar verdiği yere 3.5 milyar Euro vermezdik.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı