Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türk meselesi

SAYMADIM kaçıncı oldu ama “yine, yeni, yeniden” bir “Kürt açılımı” hadisesi ile karşı karşıyayız.

Manşetler, köşeler yıkılıyor. “Açılım”, “atılım” deyince aşka gelen ve eli kalem tutan herkesin katılımına açık kompozisyon yarışması tüm hızıyla devam ediyor.

Barzani ile röportaj, Karayılan’dan açıklama, “koca çınar” Yaşar Kemal’den yine bir Ağrı Dağı Efsanesi, Ankara merkezli gazetecilerden acur kulis bilgileri, hisli yazarların “sevgi sözcükleri”, “ortak geçmiş”, “ortak medeniyet”, “çokkültürlü zenginlik”, “demokrasi” gibi kavramlardan derlenmiş ortaya karışık, ortalama genel kültür denemeleri. Son açılım üzerine okuduklarımız bunlar. 

HAYRA YORALIM

Bu arada, Kuzey Irak denkleminin bu açılımdaki rolü konusunda genel kabul ve gönderme yok değil, ama Cüneyt Ülsever gibi, “Bu Kürt açılımından ziyade, Kuzey Irak açılımı” diyenlere oyunbozan gözüyle bakılıyor.

Ülsever’e hak vermemek elde değil de, hadi onu geçelim. Her şeyi hayra yormakta fayda var. Varsın, bu açılımın kalkış noktası ABD’nin Irak’tan çıkış planının gerektirdiği düzenlemeler, Irak’taki Kürt, Arap, Şii dengeleri, Türkiye’nin bu denkleme (başta Kuzey Irak üzerinden) girişi olsun. Yeter ki, sonu “hayırlı” olsun.

“Hayra yormayacak ne var ki?” diyeceksiniz. Öncelikle, mesele hayra veya şer’e yormak değil. Yeni bir durumu kamuoyuna pazarlama stratejilerinin fazlasıyla bayat, sahicilikten yoksun, dolayısı ile ikna edici olmaktan uzak olması. Keşke, dış konjonktür veya başka bir nedenle, Kürt meselesinin çözümü sahiden ve olumlu manada ivme kazanabilse. Ben bu yönde bir gidiş görmüyorum. Daha birkaç ay önce, Ermeni meselesi için benzer bir hava estirildi, benzer kompozisyonlar yazıldı, “Sınır ha açıldı, ha açılacak” denmedi mi? Ne oldu o mesele?

En önemlisi, toplumun değil Ermeniler, Kürtler gibi farklı kimlikte olanlarla barışması, onları sevmeyi, onlara güvenmeyi öğrenmesi, şu an geldiğimiz noktada, “ortalama” Türkler, birbirini sevmekten, güvenmekten bunca uzaklaşmış durumda. Bu, sıradan bir iktidar-muhalefet çatışması değil, Ergenekon, laiklik, demokrasi derken, maalesef daha ciddi anlamda derinleşen bir gerilim. 

Aynı şekilde, demokrasinin tanım ve sınırlarının, Kürtlerin kendini her bakımdan eşit ve özgür hissedeceği şekilde genişletilmesinden bahsederken, demokrasinin sınırlarının giderek daraldığı bir ülkeye doğru yol aldığımızı hatırlamakta fayda var. Bırakın farklı kimliğini taşıma iddiasında olanları, “sıradan Türkler”in kendilerini giderek daha kıstırılmış hissettiği bir Türkiye’nin söz konusu olduğunu hesaba katmak zorundayız.

Ermeni meselesi, Kürt meselesi derken, diğer yandan bir “Türk meselesi”nin giderek derinleştiğini söylemeye çalışıyorum.

MERAK EDİYORUM

Bu arada, hemen not düşeyim, etnik bir “Türklük”ten bahsetmediğimi, Türk deyip geçilen sıradan insandan, bu sıradan insanlar arasında dahi yeni gerilimlerin derinleştiğinden bahsettiğimi, diğer yandan halihazırdaki demokrasi sınırının bile daraldığından şikâyet ettiğimi herhalde anlamışsınızdır. Bu zeminde seyreden bir ülkede Kürt meselesi gibi çetrefil bir konu Ağrı Dağı Efsaneleri ile nasıl çözülecek merak ediyorum.  

X