Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Türk kadını Atatürk sayesinde kurtuldu

    Hürriyet Haber
    14 Ekim 2003 - 00:00Son Güncelleme : 14 Ekim 2003 - 00:01

    Atatürk, Osmanlı döneminde hiçbir hakkı olmayan Türk kadınına medeni haklarını vererek sosyal yaşamdaki yerini sağlamlaştırdı. Türkiye'de demokrasi var. İran'a da bir gün gelecektir. Ancak laiklik gelir mi, pek emin değilim. Çünkü halk istemezse laiklik gelmez. Örtünmek kadının rızasına bırakılsın. Türban takana ‘takma’ denmemeli. Ama, bir kadın eğer isterse caddede mayoyla bile gezebilir. Reform yanlıları arayıp tebrik etti. Nobel'in onları yüreklendirdiğini söylediler. Yıllarca mücadele ettim ve korkuyu yendim.Son dönemlerin en sansasyonel Nobel Barış Ödülü'nü alan İranlı insan hakları savunucusu Şirin Ebadi ile Paris'te konuşuyoruz. Bugün İran'a döneceğini ve kendisini nelerin beklediğini de bilemediğini söylüyor. Söz İran'da demokrasiden, laiklik ve kadın haklarından açılınca biraz ürkek görünüyor Ebadi. ‘‘Yarın (bugün) gece yarısına doğru Tahran'da olacağım. Beni neyin beklediğini bilmiyorum. Ben ölümle tehdit edildim, hapiste yattım ama yılmadım ve mücadele ederek korkuyu yenmeyi öğrendim. Bildiğim bir şey var, bu ödül 20 yıldır İran'da demokrasi, özgürlük ve insan hakları için mücadele edenlere yeni bir güç ve enerji vermiştir’’ diyor.Şah döneminde ülkenin ilk kadın yargıcı unvanına kavuştuktan sonra 1979'daki İslam devrimiyle birlikte koltuğunu kaybeden Ebadi'ye Türk kadınıyla İranlı kadının konumu arasındaki farkı soruyoruz. Anlatıyor: ÖZGÜRLÜK LAİKLİKTEN GEÇMESE DE OLUROsmanlı döneminde hiçbir hakkı olmayan Türk kadınına Mustafa Kemal Atatürk medeni haklarını vererek sosyal yaşamdaki yerini sağlamlaştırdı. Yani Türk kadını şimdiki durumunu Atatürk'e borçludur. Atatürk'ün modern bir kişiliği olması ve devrimleri, kadının da sosyal yaşamda daha fazla hak almasını beraberinde getirdi.Türkiye'de demokrasi var, İran'a da bir gün demokrasinin geleceğine eminim ancak laiklik gelir mi, pek emin değilim, zira laikliği halk istemelidir, halk istemezse laiklik gelmez. Laiklik olmadan da demokrasi olabilir. Kadınlar ve laikliğe gelince, benim görüşüm şudur, kadınların özgürlük yolu her zaman laikliğin yolundan geçmez. Her ülkenin kendine özgü kanunları vardır. Türkiye'de kadınlara tanınan haklar İran'da olup bitenlerden çok ama çok farklıdır. Genel olarak Asya kıtasında kadınların hakları kısıtlıdır. Tüm kadınlara tavsiyem, haklarını arasınlar ve almak için korkmadan yılmadan mücadele etsinler.İSTEYEN KADIN MAYOYLA GEZSİNİslam'ın yeni bir yorumu ile modern dünyaya uygun bir İslam modeli de uygulanabilir. Yöneten erkekler, şimdiye kadar İslam'ın yorumunu kendilerine göre yaptılar. Kadına karşı olan onlardır, İslam değildir. İnsanlar nasıl giyineceklerine kendileri karar vermelidir. Kimse türban takmaya mecbur edilemeyeceği gibi, takanlara da türban takmayın denmemelidir. Kimseye az giyin, çok giyin denmemeli, özgür bırakılmalıdır, eğer bir kadın cadde de mayo ile gezmek istiyorsa bu hakkı olması gerektiğine inanıyorum.TUTUCU MEDYA BENİ SEDAT'A BENZETİYORŞirin Ebadi, İran'daki reform yanlılarından tebrik mesajları aldığını, ancak tutucu medyanın kendisini, Camp David'de İsrail ile anlaşıp Nobel Barış Ödülü aldıktan sonra suikaste kurban giden Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'a benzettiğini şöyle anlatıyor: ‘‘İran'da reform yanlıları bana dün bir mesaj göndererek tebrik ettiler ve aldığım ödülün onları yüreklendirdiğini söylediler. İran'daki tutucu medya ise beni Enver Sedat'la karşılaştırmaya başladı ve ödülümün Batı tarafından kasıtlı olarak verildiğini ileri sürdüler.’’ Enver Sedat, İsrail ile barış anlaşması imzaladıktan sonra İsrail Başbakanı Menahem Begin ile birlikte Nobel Barış Ödülü'nü paylaşmış ve 1981 yılında, Müslüman Kardeşler örgütü tarafından öldürülmüştü.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı