Türk halkının yarısı kazandığından fazlasını harcıyor

Hürriyet Haber
28.10.2011 - 14:13 | Son Güncelleme: 28.10.2011 - 14:13

AvivaSA Üst Yöneticisi (CEO) Meral Eredenk, Türk halkının yaklaşık yarısının kazandığından fazlasını harcadığını belirtti.

Eredenk, şirketin kuruluş yıl dönümüne denk gelen 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, özel emeklilik sistemlerine olan talebin arttığına dikkati çekerek, portföy yatırım stokundaki en hızlı büyüyen finansal aracın yüzde 38,1 ile emeklilik fonları olduğunu bildirdi.
Eredenk, gelişmiş ülkelerde Tasarruf Günü etkinliklerinin, yastık altı tasarrufların banka hesaplarına yönelmesini sağlayarak misyonunu büyük ölçüde tamamladığını, ancak banka hesabı sahiplik oranının halen yüzde 50'lerde olan Türkiye'de tasarrufu teşvik edici etkinliklerin düzenlenmesine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Tasarruf istatistikleri incelendiğinde, 2000 yılı sonrasında özel kesimin vergi sonrası harcanabilir gelirinin GSMH içindeki payının düştüğünü, ancak buna rağmen özel tüketim düzeyinin arttığını belirten Eredenk, şunları kaydetti:

“Dolayısıyla özel tasarruf düzeyinin de düştüğünü görüyoruz. Özel kesim 2000 yılında vergi sonrası gelirinin yüzde 76,9'unu harcarken yüzde 23,1'ini tasarruf ediyor. 2009 yılında ise harcanabilir gelirinin yüzde 84,2'sini tüketim için kullanılırken, sadece yüzde 15,8'ini tasarruf ediyor. TÜİK'in yayımladığı Hane halkı Bütçe Anketi sonuçlarına göre de, hane halkı tasarruf edilebilir gelirinin toplam harcanabilir gelire oranı ortalama yüzde 7,3. Gelir dilimleri bazında bu oranın dengesiz dağıldığı görülüyor. İlk yüzde 60'lık gelir dilimindeki hanelerin ortalama tasarruf oranı ekside. Sadece en zengin yüzde 20'lik gelir dilimindeki haneler, gelirlerinin ortalama olarak yüzde 10'undan daha fazlasını tasarruf etme imkanına sahip. TÜİK'in araştırmasına göre her gelir diliminde tasarruf edilebilir gelire sahip haneler bulunmakla birlikte, Türkiye genelinde bakıldığında tasarruf edilebilir gelire sahip hane oranı yüzde 55. Dolayısıyla, Türk halkının yaklaşık yarısı (yüzde 45) kazandığından fazlasını harcıyor. Ülke genelinde 19 milyon civarında hane bulunduğu düşünülürse, 9 milyon hanenin tüketim harcamaları sonrası tasarruf etmek için ayırabileceği geliri kalmıyor.”

"Tasarruf oranı artırılabilir”

Aviva'nın Deloitte işbirliğiyle gerçekleştirdiği Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye'de 2011 ile 2051 yılları arasında emekli olacak nüfusun, emeklilik dönemi beklentilerini karşılayabilmek için her yıl 91 milyar avro ek tasarruf yapması gerektiğine işaret eden Eredenk, bunun da ortalamada her birey için yıllık 2 bin 400 avro ya da ayda 200 avro ek tasarruf yapılması anlamına geldiğini kaydetti.

Hem yaşam döngüsü trendlerindeki değişim hem de bireysel emeklilik sisteminin devreye girmesinin, finansal okuryazarlığın önemini artırdığının altını çizen Eredenk, yaşam beklentisinin en hızlı arttığı OECD ülkelerinden biri olan Türkiye'de bireylerin emeklilikte geçirecekleri sürenin de uzayacağı için kişisel ihtiyaçlara uygun bir emeklilik planının yapılmasının giderek daha hayati bir anlam kazandığını belirtti.

Türkiye'de şu anda yüzde 9 olan yaşlı nüfus bağımlılık oranının 2013'te yüzde 12, 2020'de yüzde 17 olmasının öngörüldüğünü ifade eden Eredenk, şöyle devam etti:

“Emeklilik dönemi tasarruf açığımız düşünüldüğünde, şu anda tamamlayıcı konumda olan bireysel emeklilik sisteminin önemi giderek daha da artacaktır. Bu nedenle, katkı payı esaslı emeklilik planlarında katılımcılara, daha erken tasarrufa başlamaları gerektiği, hangi riskleri taşıdıkları ve ödeme dönemindeki yaptırımlar konularında finansal eğitim verilmelidir. Devlet destekli emeklilik sistemlerinin, çalışanların emeklilik öncesi hayat standartlarını devam ettirmekte yetersiz kalması ve devletin bireyleri özel emekliliğe teşviki şeklinde gerçekleştirdiği reformlar, bireylerin taşıyacakları sorumluluklar ve riskler düşünüldüğünde finansal eğitime olan ihtiyacı artırıyor. Bu bağlamda devlet, üniversite ve okullar, emeklilik şirketleri, sektörel kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa yapacakları çalışmaların etkisi daha da yüksek olacaktır.”
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı