Dünya Haberleri

    Türk gençleri Türkiye’ye ve Dünya’ya nasıl bakıyor

    Hasan KANBOLAT
    28.04.2009 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Türk gençleri Türkiye’ye ve dünyaya nasıl bakıyor? Nasıl bir gelecek istiyorlar? Küresel krizin etkilerine, din ve etnik eksenli sorunlara, ABD’nin Irak’a girmesinden sonra daha da karmaşıklaşan Türk-Amerikan ilişkilerine ve Avrupa Birliği ile olan ucu açık karmaşık ortaklığa Türk gençleri nasıl yaklaşıyor?

    Geçici ismi ‘Benim Objektifimden’ olan belgesel film, Türkiye’nin belli başlı sorunlarına Türk gençlerinin gözünden bakılmasını sağlamayı amaçlıyor. ‘Benim Objetifimden’ Türk gençlerinin hikayelerini, düşlerini ve dertlerini anlatmak için sinemayı bir araç olarak kullanmalarını konu ediniyor. Türk gençlerinin, politikada dinin rolüyle ilgili ne düşündüklerini, Amerikan politikalarının yaşamlarındaki etkisini, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerine yaklaşımlarını, çeşitli sosyal ve ekonomik olaylarla ilgili görüşlerini öğrenmemizi sağlıyor. Belgesel, Türkiye’nin geleceğinin gençler tarafından nasıl şekillendirilebileceğine ışık tutuyor. Belgeselin bir başka ilgi çekici özelliği de Türk öğrencilerin filmlerinin post-prodüksiyon aşamasında birlikte çalışacakları Amerikalı öğrencilerle ve onların kültürleriyle nasıl ilişki kuracaklarını gözlemlemesi oluyor.

    Belgeselin belkemiğini, grup çalışmasıyla kendi filmlerini üreten, Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan altı şehrinden (Konya, Sivas, Edirne, Antakya, Artvin, Mardin) altı gencin hikayesi oluşturuyor. Belgeselde bu gençlerin başlarından geçenler kronolojik olarak izleniyor. ‘Benim Objektifimden’ aslında altı farklı şehirde, lise ve üniversite öğrencilerine kısa belgesel ve kurmaca film yapımını öğretmeyi amaçlayan bir proje. Filmlerin konuları, demokrasi, insan hakları, kadın sorunları ve ekonomik gelişme. Türk yönetmenler, Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan altı şehri  dolaşarak, öğrencilere bu konularla ilgili eğitimler verdi. Belgesel, öğrencilerin seçilmesi, konferanslar, sınıflarda yapılacak olan sosyal sorunlarla ilgili tartışmalar, öğrencilerin, filmlerini yaparken yürüttükleri mücadele, filmlerini yapmaları için ailelerin ve resmi kurumların ikna edilmesi sırasında yaşanılan sorunlar, ABD’yi (State University of New York at Fredonia) ziyaret ettiklerinde yaşanılan kültür şoku ve proje tamamlandığında düzenlenen film festivalinde bir araya geldiklerinde birbirlerinin filmlerine karşı gösterdikleri tepkiler de dahil olmak üzere tüm süreci içeriyor. Belgeselde Türkiye’nin altı şehrinden, her gruptan bir kişi olmak üzere, iki haftalık bir atölye çalışması için ABD’ye gidecek olan onsekiz öğrencinin seçilmesi ve bunun duyurulması da işleniyor. Bu belgesel filmde kamera büyük ölçüde sadece ‘duvardaki sinek’ konumunda ve mümkün olduğunca olayların gelişimine müdahale etmemeye çalışıyor.

    Projenin sonunda onsekiz adet film ortaya çıkacak. Türk gençlerinin ülke ve dünya sorunları hakkında ne düşündüğünü kavramamızı sağlayacak. Belgeselde konu edilen altı şehrin çarşılarını, sokaklarını, yerel yemeklerini ve merkezlerindeki sosyal yaşantıyı da göreceğiz. Edirne, Osmanlı Devleti’nin ikinci başkenti olması dolayısıyla, pek çok önemli özelliğinin yanısıra mimari olarak etkileyici bir şehir. Konya, Mevlana’nın, İslam’da hoşgörü felsefesini tüm dünyanın hâlâ okumakta olduğu dizeleriyle yaydığı şehir. Sivas, Selçukluların başkenti, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulma sürecinde en önemli rollerden birini oynayan bir şehir. Güney Kafkasya’nın bir parçası olan Artvin, çarpıcı ama ihmal edilmiş bir mimariyle birlikte olağanüstü bir doğal güzelliğe sahip.  Antik çağda Roma’dan sonra dünyanın en büyük ve en önemli şehri olan Antakya, binlerce yıllık köklü bir şehir geleneğine sahip. Bütün bu özellikler filmin estetiğine katkıda bulunacağı gibi izleyiciyi Türkiye’nin kültürel zenginliklerini de daha fazla tanımaya sevk edecek.

    ‘Benim Objetifimden’ Türk gençlerinin, sosyal olaylara bakışlarını, bugünün ve yarının Türkiyesini filmlerinde nasıl görselleştirdiklerini görmemizi sağlayacak olmasından dolayı Türk belgesel film tarihine damga vurabilecek ölçüde önemli bir proje. Proje yöneticisi Nefin Dinç, görüntü yönetmeni Koray Kesik ve ses teknisyeni Ömer Küç’ü şimdiden katkılarından dolayı kutlarım.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı