"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Türk Emral Kürt Cemal

BENİ merak böceği sokmuştur. Hele hele iki kadın arasındaki bir meseleyse daha da merak ederim.

Hülya Avşar’ın Sezen Aksu’nun Başbakan’a telefon etmesi konusundaki sözlerini okuyunca merak etmiştim.

Acaba Sezen Aksu bu sözlere ne tepki göstermiştir?

* * *

Hülya Avşar’la uzun süredir konuşmamıştım.

Dün arayıp konuştum.

Ama Sezen’in tepkisini sormak için değil.

Sadece şunu söyledim:

“Helal olsun sana. İşte benim tanıdığım, bildiğim, herkese karşı savunduğum Hülya budur.”

Kendinden emin, komplekssiz, ağzına geleni esirgemeyen, korkusuz kadın.

Tabii bir de güzelliği.

Milliyet’te Devrim Sevimay’a verdiği mülakatta söyledikleri gerçekten tam ona yakışan sözlerdi.

Herhalde biliyorsunuz; Hülya, Türk bir anneyle -Emral Hanım- Kürt bir babanın -Cemal Avşar- kızı.

Bunu daha önce açıklamıştı.

Ama bugüne kadar kendi kimliği ve bu konudaki hisleri ile ilgili hiç konuşmamıştı.

Devrim Sevimay’a içini iyice dökmüş.

Bu arada çok da güzel bir deyim bulmuş.

Şakayla, “Ben kendimi melez hissediyorum” diyor.

Ama yurtdışına gittiğinde, kabaran Türk milliyetçiliğini anlatmayı da ihmal etmiyor.

Son zamanlarda okuduğum en iyi mülakatlardan biriydi.

Anlattıkları çok hoşuma gitti.

Bu duygularımı aktarmak için aradım.

Türkiye’nin her tarafından telefonlar gelmiş.

“Bunlar içinde DP’liler de vardı. Ahmet Türk de aradı” diyor.

Önce, Köşk’ten de arandığı konusunda bir duyum aldım, ancak bunu doğrulatamadım.

* * *

Tabii bu arada Sezen konusu da açıldı.

“Ben o sözleri Sezen’i eleştirmek için söylemedim. Hakikaten açılımın ayrıntılarını bilmediğimi, bilmediğim bir şey hakkında ne söyleyeceğimi de bilmediğimi anlatmak için kullandım” diyor.

“Acaba Sezen ne düşünmüştür” diye merak da ediyor.

Bunları anlatmak için Sezen’i aramış.

Ama Sezen Aksu geri dönmemiş.

“Oysa mutlaka geri dönerdi” diyor.

Yine, “Acaba kırıldı mı?” diye soruyor.

Ben de, “Sezen, bu açılımı desteklediğini söylüyor. Hükümet bunun adını demokratik açılım olarak koydu. Öyleyse bu açılımı demokratik biçimde tartışmak gerekir. Herkes fikrini söyleyecek, kimse kimseye kırılmayacak. Sezen de demokratik bir insandır” dedim.

Samimi düşüncem de budur.

* * *

Hülya’yı hem Türk hem Kürt kesiminden insanlar aynı duygularla aradıysa, o duygularda çözümün ipuçları da var demektir.

Üstelik, Avşar’ın baba tarafında, “Kürt kimliğini” bayağı baskın yaşayan insanlar varmış.

Annesi, Kürt aileye gelen ilk Türk gelinmiş.

Halaları pek de iyi davranmamışlar.

Yani, Hülya, anne tarafından, Kürt bir ailede “Türk azınlık olmanın” duygusuyla büyümüş.

Ama amcası da “Kürtçülük” yaptığı gerekçesiyle oradan oraya sürülmüş.

Yani baba tarafından da, Türk ağırlıklı bir devlette “Kürt azınlık” olmanın ne anlama geldiğini öğrenmiş.

Bu sentezden, işte böyle cesur, gerçekçi, samimi, kompleksiz bir tavır çıkıyor.

* * *

Bence bu sese, bu seslere daha fazla kulak vermemiz gerekiyor.

Son sözüm de, kendine hâlâ “liberal” diyebilen bazı arkadaşlara.

Sezen için söylediği sözden dolayı, o artık bıkkınlık veren kibirleri ve küçümsemeleri ile Hülya’ya etmedik hakaret bırakmadılar.

Bu mülakatı okuyunca ne düşündüklerini çok merak ettim.

Yok, aslında yalan söyledim.

Çünkü ne düşündüklerini artık hiç merak etmiyorum.

X