Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türk ekonomisinin cazibesi (Nereden geliyor du?)

Bir süre önce Türkiye’de milli gelir artış oranlarını irdeledim.

Özet olarak şunu zihnimize yazabiliriz. En son düzeltilmiş resmi istatistiklere göre 10 yılda toplam olarak milli gelir artışı kabaca % 63, kişi başına artış da % 43 tür. Bu kabil hesaplarda artı/eksi % 2 hata her zaman olabilir. Kafayı ince ayrıntıya takmayın. Cari dolarla veya Euro ile oransal hesap yapılmaz. Yapılmak istenirse, ölçü birimleri kalibre edilmeli ve 10 yıllık rakamlar “bugünün doları” ile ifade edilmelidir.

MİLLİ HARCAMA, MİLLİ GELİR DEĞİLDİR

Önce toplam milli gelir ile toplam milli harcama arasındaki ilişkiyi açıklayım. Milli gelir, o ülke milletinin çalışarak, yarattığı katma değerler toplamıdır. Bu rakam ile başka milletlerden borç alınarak harcanan miktar toplanırsa, bulunan büyüklük “toplam harcamaları” verir. Başka milletlerden borç alınıp yatırım ve tüketimde kullanılan yabancı kaynağa, “Cari Açık” denir. Bunu şu özdeşlikle ifade edebiliriz. “Milli Gelir + Cari Açık = Milli Harcama” Milli harcamalar toplamının bir diğer adı “Yurtiçi Talep”tir. Ülkemizde satılan araba, TV telefon, ev eşyası, mobilya, giyim kuşam ve yenen ve içilen ile yapılan inşaatlar, yollar, köprüler işte bu “Yurtiçi Talebi” oluşturur. Burada yaşayan bizler, son 10 yılda bu toplamın geçmişe kıyasla çok arttığını kendi gözlerimizle görüyoruz. Aralıklarla ülkemizi ziyaret edenler de, gördükleri refah artışı karşısında bazen gözlerine inanamıyorlar.

YURTİÇİ TALEP NE KADAR ARTTI

Toplam milli gelir artışımızda geçmiş 80 yıla göre pek bir değişiklik yok. Ancak nüfus artışı yavaşladığı için kişi başına milli gelir eskisine göre daha hızlı artıyor. Ama bu da görünen tabloyu açıklamıyor. Görünen refah artışının iki açıklaması vardır: Birincisi, TL’nin % 20 değerlenmesidir. Daha 1960’lı yıllarda büyük iktisatçılar Balassa ile Samuelson “dış ticaret arttıkça” az gelişmiş ülkelerin paralarının değer kazanacağını öngörmüştü. Bu sayede Türkiye’de tüketilen ve kullanılan malların kalitesi ve miktarı artmıştır. İkincisi Türkiye’nin son 10 yılda toplamda 342 milyar dolar cari açık vermiş olmasıdır. Yani başka milletlerin tasarruflarının 342 milyar dolarını ödünç alıp harcadık.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Can alıcı soruyu sormanın tam sırasıdır. Bu “refah döngüsünü” sürdürmek giderek zorlaşırken, Batı ile kavganın sırası mıdır?
Son Söz: Petrol bulundu kalmadı, kaya gazı verelim.

X